KADIN

Nasıl iki platonik bir gönülsüz arasında kaldım? #part2

Author

Merhaba tekrardan,

Yazımı yarım bırakmıştım  Part 2 olarak devam etmek istedim. Olumlu dönüşler aldığım için bu sefer kısa tutmaya çalışacağım çünkü malumunuz ayrıntı atlayarak olmuyor ama kendim ifşa olmamak için (burayı takip eden arkadaşlar var geçen link almıştım) bazı yerleri anonim bazı yerleri gerçek yazıyorum orasını siz ayırt edersiniz.. efenim hazırsanız başlıyoruz, sırtınızı yaslayıp ayaklarınızı uzatıp rahatınıza bakın uçuşa geçiyoruz..

bir önceki hikayem şuradadır. (https://storia.me/tr/

Önceki yazıda kafe muhabbetlerinden asıl hedefim olan kızdan falan bahsetmiştim. Bu küçük çaplı yapılan toplantılar neticesinde kafam rahat ilerlemeye devam ediyordum. Araya vizeler girip çıktıktan sonra finallere kaldık, aşırı kar yağışı filan derken artık hasta olmayalım diye kafamıza çuval geçirecek vaziyette hafif karizmadan ödün vererek 200 serüvenine devam ediyordum. Tabii kızlar bu havada bile bir şekilde göbek açık, etek falan rahat takılmaya devam ediyorlardı (kızın ayağında bot var göbeği açık, ortasınde pirsing var linç yemeyeceksem söyleyeyim sırf göbekteki pirsing için orası kapanmıyor beyler bilginiz olsun) Biz yine Hilmiyle final sabahında durakta buluştuk. Saat dokuz buçukta final var öğleden sonra da bir final daha sıkıştırmışlardı. Ben biraz göz gezdirip genelde son gün çalıştığım için kasmıyordum. Hilmi de bana güvenip hiç kasmıyordu :D Otobüs geldi ve bindik. Giriş kapısından sonra orta kapıya geçtik, götü falan cam kabine yaslayıp muhabbet gırla gidiyoruz. Bizim ekonomi hocasını gördük normalde altında golfle gelirdi. Bu arada kendisi 35 li yaşlarda kel bir hocamız, aynı amanda Hilmiyle beni çok severdi dersi kaynatırken oda eşlik eder ara ara mini molalar vermiş olurduk. Hoca bize doğru ilerlerken,

H:selam çocuklar, naber

Nasıl iki platonik bir gönülsüz arasında kaldım? #part2

A*: oo hocam aleykümselam iyilik valla sizi görünce bir sigara yakasım geldi sanırım dün akşamki ekonomi çöküntü de haberi gerçeğe dönüştü, hayırdır” dedim :D

H:Haaaha yok, arabayı eşime bıraktım hem biraz öğrencilik zamanlarına döneyim dedim. İyidir arada seyahat sizler gibi öğrencilerle sohbet filan ediyor kafa dağıtmış oluyoruz.

Hilmi: Hocam baştan söyleseydiniz keşke telefonunuzu alır yalnız kalmayın diye arabanızda size eşlik eder hem boşa otobüs masrafı yapmazdık :D

H: Hadi lan ordan sonra herkes gelip hocam bir tur da beni götürün diye kafa bulsun :D

Hilmi: Hahaha şaka yapıyorum hocam yaa alsanız biz binmezdik zaten

A*:Yoo ben binerdim valla hocamızla yaptığım muhabbet için sırf ayıp olmasın diye çağırıyorsa kırmazdım

H- Neyse çocuklar sınavlarınıza bakın siz isterseniz az bir telefon görüşmem var benim de. Notları vermiştim sizlere sınav için ona çalışırsınız. Hadi görüşürüz.

A* eyvallah hocam görüşürüz o zaman, size de kolay gelsin.

Hocayla muhabbeti sonlandırdık, kendisi arkalarda öğrencisinin verdiği yere oturdu, biz kaldığımız yerden devam ettik. Yarım saat sonra durağa geldik.

İlk sınavımız pazarlamaydı. Bütün sınıf mızmızlanarak çıkarken ben sağdan soldan hiç bakmadan aklımda kalanlarla sınavı vermiştim. Tabi bu sefer takıldığım yerlerde Hilmi bana yardımcı oldu. (bütün dönemlerde beraberdik, birlikte giremediğimiz sınav sayısı pek azdı çünkü genelde ya son dakika geldiğimizden yer kalmıyordu ya da hocalar ayırıyordu) birlikte rahat bir şekilde kağıtları hocaya bırakıp çıktık dersten. İlk çıkan olduğumuz için herkese sırıtarak çıktım püü ezikler der gibi :D Direkt okuldan çıkıp pes kafeye indik. Bilen bilir ders aralarında genelde aktivitelerle zaman öldürülür. Zaten bir sonraki sınavımız Türkçeydi ve bir saat önceden biraz bakınacaktık plan buydu. Manchester uneytıdla, chelsealı, Psg Barçalı hilmiye bir güzel çaktıkça keyfim kaçtı dedim oğlum kalk baydı böyle zevk alamıyorum ben bir dahakine iyi çalışırsın hem dedim kalktım :D Siittir lan göt diye oda geldi peşimden, hesabı ödemeyi unutmuşuz o ara. Dedim pardon hacı diye hesabı görüp dönerciye inip biraz atıştırdık. Biz tam yemeği bitirirken mekana Muniseler girmesin mi? Aha dedim geliyor gönlümün efendisi diye arka fon da Manuş baba eteği belinde fonu oynak bir halde çalıyordu. Neden zevke geldim dersiniz ? masalar fulldü ve biz dört kişilik masaya iki kişilik oturduğumuz için sadece bizim yanımız boştu :D Garson bizim yemeklerin bittiğini görünce “abi kalkıyorsanız söyleyin bayanlar otursun” dedi. Dedim hacı birer çay içeceğiz kaldır sen buraları tanışıyoruz zaten diyerek yanındaki Sıdıka kılıklıya hafif cıvıklık olsun diye kız bize bakarken “kanka gelin buraya oturun” dedim. Kızın modu düştü biraz fakat Yengeniz çok acıkmış olacak ki o diretmeden hadi diye diyerek yanımıza oturdu. Bu arada bugün biraz fazla süslenmişti saçlarını falan kahkül yaptırmış, kendisine bakım geçirince çok başka olmuştu. Gel dedim direkt gönlüme otur sen ya hiç uğraşma oralar mikroplu falandır hastalanırsın dedim, tabii ki içimden dedim oğlum saçmalamayın.

Biz çayımızı söylüyoruz bu arada, kızlar tantuni döner söylediler birer tane. Ben alttan Hilminin ayağına vuruyorum kaş gözle al şu Sıdıkayı tavla biraz kaynaşın diye planı hatırlatıyorum buna. Ben de bir yandan kıza soru sorarak muhabbet etmeye çalışıyorum.

Adaptrost* Tanışamadık seninle isim neydi?

Munise* Bence çoktan öğrenmişsindir.

A* anlamadım ne alaka ?

M* derste imza kağıdından baktığını diyorum

Hasiktir dedim. Durumu toplayacaktım.

A* o kadar isim varken kaldı ki yerini filan hesaplayıp ince matematikle falan halletmem lazım sence son dersin yorgunluğuyla onunla mı uğraşırım ?

M*bilmiyorum artık.

A*tamam kalsın ismin madem söylemiyorsun. Ben Adaprost. Konuşmak istedim sadece bana böyle önyargılı yaklaşma sebebini bilmiyorum ama kötü bir insan değilim yani en azından bir tanıyıp muamele yapsan daha haklı olur.

M*Aslında haklısın, gerginimdir genelde kusura bakma. Munise ben, memnun oldum

A* Nedense hep gergin anına denk geliyorum ama dur bir ara halletcem bu işi. Hadi yemeğini ye istersen soğudu çoktan

Gülerek sadece “tamam” diyebildi. Demiştim zor biraz ya da ağırdan satıyor kendini ama kıza karşı pozitif hislerim vardı. O kadar ilişki içinden geçtim ama her kızı çözmek biraz farklı Dna gibidir beyler. Kadınları anlamak için ne gerekli diye kadınlara sormuşlar, valla ben kendimi çözemedim daha çözebilen varsa helal olsun demişler. Yani o yüzden benim de bu tür düşüncelerle zorlanmam çok normal genellikle vücut dillerine dikkat eder muhabbetlerinden veya giyim kuşam zevklerinden ortak nokta çıkarıp öyle konuşmaya çalışırım. Aramızda tavsiye bekleyenlere tavsiye için değil kendimi tanıtmaya çalışıyorum yanlış anlamayın o kadar çapkın değiliz ama işte ortamda buluyoruz birden kendimizi 😊

Yengeniz yemeği yerken Hilmi de Sıdıkayı kafalamıştı bana nedense düşmanıymışım gibi yemek boyunca beni öldürecek gibi ara ara bakmaya devam ediyordu. O kanka işiyle peşimden düşürdüğümü zannetmiştim ama yemekten sonra kızların hesabını ben ödemek için rica ettim, hem tanışmış olduk dediğimde. “Ama benimle tanışmadın ki” dedi. Dedim sen eksik kalsan da olur. Tabii içimden dedim kız için kankasıyla iyi geçinmek zorundaydım. “kusura bakma ya siz dışarıda bekleyin ben hesabı görünce dışarıda tanışmış oluruz hem” dedim. Hilmiye kaş göz yapıp kızlarla dışarı postaladım. Ben işi bitirip gelene kadar Hilmi sigarayı yakmış kızlarla gülüşüyordu. Bu göt sinsi demiştim size kız konusu onun zaafı gibiydi ama şüphe etmedim hiç kendisinden çünkü kankimdi kendisi ve ona güveniyordum.

Geldiğimi gören Sıdıka direkt “hoş geldin” dedi.

Dedim, hoş bulduk ben Adaprost duymuştun ismim. Senin neydi” dedim.

-Çağla ben, memnun oldum.

Gülümsedim sadece. Dedim, ee ne yapıyoruz biz kütüphaneye geçelim diyorduk malum iki de sınav var biraz bakınırız falan diye düşündüm. Sizin sınav neydi ?

M- bizim muhasebe sınavı var.

A* Oo muhasebeyi iyi severim yardım olursa hem size de yardımcı olmuş olurum. Bizim Türkçe sadece altay ural aileleri filan öyle bakınacağız detayımız yok zaten pek fazla, diyerek beraber takılmayı teklif ettim.

İkisi de tamam diyerek onay verdiler. Kütüphaneye doğru genellikle Hilminin esprileriyle gülerek, arada katılarak muhabbetle ilerledik. Okul kampüsü biraz geniş olduğundan fazla bölüm vardı ve genellikle okulun %75 i okumuş olmak ve ortam için gelen tiplerdendi. İlk günlerde çakmıştım zaten. Herkes kollarına manita takıp gelenlerdendi. Ve şu dalga geçtiğiniz Kezban muhabbetleri var ya beyler ? o kızlar gerçekten de evrim geçiriyormuş sadece bakım ve zaman isteyen bir süreçmiş bizzat gördüm. Çünkü bizim eski lisedeki bıyıklı ve kilolu diye iplenmeyen kız kilo verip fit bir duruma gelmiş. Etek filan miss Turkey güzeli gibi yanına da sarışın mavi gözlü elemanı da almış gülerek gidiyorlardı. Yanımdan geçerken ben şaşkın suratına,” hastir” diye bakarken bana kaşla gülümsedi. Tabi bunu benden başka Hilmi de gördü ki omuz atarak, hayırdır la dedi. Bir şey yok der gibi başımı sallayıp direkt mekana gittik. Kısa özetler geçmek istiyorum ama olmuyor arkadaşlar o kadar çok şey var ki detay vermek istemiyorum ama veriyorum, anlatmak istemiyorum ama durduramıyorum filan yazmaya başlayınca freni patlak kamyon gibi dökülmeye başlıyorum. Yeniden affola.

Kütüphanede ders çalışmaya başladık. Çeşitli muhasebe işlemlerine yardım ediyordum. Kendi sınavımı ise sallamıştım şimdilik genelde zaten aklımda kalanları yazıp çıkıyordum. Biz ders çalışırken Hilmi de kendi halinde, Sıdıka ise ara sıra ‘pff’ diye sıkılgan tavrını belli ederek bizi izliyordu. Biz bu şekilde çalışırken, bir çift gözün üzerimizde olduğunu fark ettim. Yan masadan benden renkli gözlü hafif kilolu, aşırı kirli elemanın bizi süzdüğünü fark ettim. Sıdıkaya filan bakıyordur herhalde ya da kıskanmıştır falan dedim önemsemedim ilkten. Tekrar derse odaklanmışken birden benim kıza ‘’pardon sıfır yedii ucun var mı” diye gırtlaktan soru yönelterek bütün romantizmi bozduğu için içimden sövüyordum ki, kızın maalesef sıfır beş kullanıyorum demesine rağmen bu sefer “fazla kalem var mı” diye yüzsüzce sormasına dayanamadım. “aşağıda kantin var, orada bulabilirsin fazlasıyla” dedim. “ben belki hanım efendiden bir hatıra falan almak istiyorum sen ilgilendirmez” demesin mi. O Tam ayağa kalkıp girişecektim ki, bizim Hilminin, “Yunus! Toz ol.” Dediğini duydum.“ Başını çevirip sittir olup gitti. Şaşırmıştık. Hadi kızlar neyse de hele ben fena şoka girmiştim. Sırf kendi için kavga edip, bağırmasını beklediğim yerlerde “tamam” diyerek olayı büyütmeyen kardeşimizin bu çıkışı beni hem şaşırttı hem biraz daha sırtımın rahat olduğunu gösterdi. Sırtına vurdum, eyvallah ama bunu sonra konuşacağız, dedim. Bu şekilde sınava 5 dakika kaldığı için kızlarla ayrılmıştık.

Sınav çıkışı kızları kaybettik. Benim aklım daha çok Hilminin hareketinde olduğundan sınava da pek odaklanamadım açıkçası. Genelde suskun kendi halinde olan biri nasıl parladı bu şekilde diye düşündüm. Aralarında bir mevzu falan var diye düşündüm. Benden sonra gelen Hilmiye “ kafeye geçelim direkt eve gitmeyelim” dedim. Ömer abinin kafeye geldik, kendisi de kafa adamdı. Has Trabzonlu, alnından kaşının ortasına doğru bıçak izi vardı. Trabzonun eski amigolarındandı. (İfşa etmek istemiyorum kendisini. Onu da belki ileride anlatırım. Mezun olduktan sonra telefonlarımızı birbirimize verdik ara sıra hala konuşuruz okula gider haftasonu sohbet falan) başımla selamlayıp şifreyi verdim. Biz mekana yerleşip direkt muhabbete giriştim

*Anlat bakalım Hilmi kardeşim, kimdi neyi nesiydi bu eleman. Senin ağırlığından başkası girişmiş olsaydı ben kolay kolay susup oturmazdım. Seni dinliyorum

-Dur bi sigara yakacağım önce. (cebinden marlboro da çıkardı pezevenk ne ara başlayıp ne ara ne içiyor çözemedim ben bunu. Ama acayip bir gün geçiriyordum. O ara çaylar geldi eyvallah deyip ben de bir sigara yaktım.

*Dinliyorum

- Yunus benim eski G.O.P(Gaziosmanpaşa)tan arkadaşımdı. Kendisiyle seninle olduğundan daha kötü olaylar yaşadığımız geçmişimiz vardı. Sana hiç kendi hikayemi anlatmadığımı hiç merak ettin mi Adaprost ? çünkü ben boktan bir çocukluk geçirdim ve asla ama asla babama benzemeyeceğim diye kendime söz vermiştim. Babalarımızın arkadaşlığını almıştık aslında. İkisi hovardaydı. Birlikte yer içer, kumar oynarlardı. Ben beş yaşındayken çok hastalanmışım. Ve alması gereken ateş şurupları ve diğer ilaçlar erzakları alabilmek için paramız olmadığından dedem yanımızdayken kendisinden borç istedi. Bu arada kendisinden daha önce de borç aldı çeşitli bahanelerle ama hepsini de kumar illetine yatırdılar. Yine o gün dedemden borç alıp Yakupların babasıyla yolda karşılaşıyorlar. Babası ağır piç olduğu için ne yapıyor ediyor o parayı gel içelim çocuğa bir şey olmaz gibilerinden laflarla aklını çelip kafayı çektiriyor. Ben o sırada daha kötü sarsılarak havale geçiriyorum. Annem beni soğuk suya filan gömüyor. Mosmor kesiliyorum bildiğin. Çok kötü bir günün ardından az daha komaya bile girecekmişim de dedemin hastaneye yetiştirip vaktinde müdahale edildiği için götü kurtarmışım. Annem o gece benimle hastanede kaldı. Bir ara aşağıda bağırış çağırış filan duymuşlar, babam girmek istemiş ama leş gibi alkol ve üstü başından yankesici zannettikleri için güvenlikler tekme tokat döverek şutlamış. Annem sabaha kadar başımda ağlamış. O gece oda yemin etmiş, bir daha asla onunla beraber olmayacağım diye. Eve gelmişim sonra, kendimi toparlayıp babamı görünce yine hiçbir şeyden haberim olmadığından görür görmez koşarak sarılmaya yeltenmişim de annem tutmuş beni. O günü çok iyi hatırlıyorum anneme tokat attığını ilk defa o an gördüm ve kafasını masaya çarpmış, bayılmıştı. Tabii sonra olaylar olaylar derken o gün evi terk edip dedemlerin evine taşınmışız. O zamanlar Yakup babasından aynı hovardalıkları görüyordu anlattığına göre. Aynı okula gitmeye başladık bununla. Ben babama kinliydim ama yine de çocuk masumiyetiyle affediyordum her hatasında daha da kinleniyordum. Gel zaman git zaman bir akşam babalarımız torbacılık işine girmişlerdi. Okul çıkışlarında satmak için bizi kafalayıp kullanmaya başladılar. Ben de hafiften kırıktım o ara baya baya hem de. Derslerim zaten idare ederdi yan gelip gidiyordum. Annem dedemle durduğu için baba parası yemeyi gururuna yediremediğini söylüyordu. Zaten dedemin bi emekli maaşı var ev zor geçiniyor haliyle üç çocuklarından ikisi de evli olup benim okulumun sorunu derken giderler baya artıyordu. O ara teyzelerimin eşleriyle sıkıntıları vardı, ciddi borçlardan dolayı arada dedemden ödeme için para istiyorlardı. Her maaşı aldıkları gün akşam eve gelir ne koparırlarsa kardır diyerek verileni boynu bükük kabul ederek çekip giderlerdi. Bu yüzden annemde ara sıra temizliğe giderek yardımcı olmaya çalıyor ve beni okutmak için uğraşıyordu.

Annemin çalışmasından dolayı kendime gurur yapıp bir akşam yanına gidip “ anne ben okulu bırakıp çalışacağım, başkalarının anneleri hep evde çocuklarına öğlen yesin diye yiyecek filan getiriyor. Bütün arkadaşlarım annelerinin çalışmadığını söylüyor” demiştim. Ben bunları söyledikten sonra gözleri yaşlı bana sarılarak birlikte ağlaştık. Ama beni tembihledi, okumam gerektiğini ve tek dayanağının ben olduğunu söyledi. Konuyu orada çözdüğümüzü zannetti ama ben okulu bırakmaktan vazgeçtim ama para kazanmayı kafaya koymuştum. Babamlara dedim belli komisyon verirseniz sizinle çalışırım dedim. Bu söylediğimi Yakup başıyla “ben de isteri” edasıyla onaydı. Biz onayları aldık taktik strateji filan depoladılar bize. Ertesi gün iş başı yapacakken bizim malları cepte gören keşler mal almak için işaret vermişlerdi. Biz de safız kendimize güvenerek iki katı cüsseli elemana iki kişi birden gittik. Arkamızda kimseyi bırakmadık, çevrede kamera falan da yok e malum sonrasında tenha yere çekip bizi bir güzel tokatladı mallarımıza el koyacakken ben buna yumruk attım, ben girişirken Yakup yavşağı koşarak kaçtı, orada elaman beni yakalayıp bıçağı baldırıma saplayıp kaçtı. Daha sonra yine bu yavşak Yakup gelip durumumu görünce bağırış çağırış milleti başımıza topladı. O gün ambulans derken bacağım sarılmıştı. Malları kaptırıp babalarımızı rezil etmiştik ama o yavşağın o gün bana yaptığı ilk yanlıştı. Beni bilirsin, ben sevmem kin tutmayı. O günü atlattıktan sonra büyüklerimiz bana rest çekince ben de mecbur derslere odaklanmıştım. Yani o gün bıraktım para kazanma işini bir süreliğine başka plan buluncaya dek sürdürecektim. O dönemler beşinci sınıftaydık. Liseyi yine Yakupla geveze gırla geçirdik. Yaptığı götlüğü sindirmiştim. Ben babama daha öncelerinde rest çekip arayı kesmiştim ama Yakup hala aralarında pis işlerine alet olmaya devam ediyordu. Liseyi yine yakın yerde birlikte meslekte okuduk. O ilk dönemler derslerimiz zordu ama ben çalışıyordum, Yakup pis işlerini halletmek için yardım istediğinde ben her defasında işim olmadığını söyleyip geri çeviriyordum. Derken bir gün Yakupla okul çıkışında altı kişilik kalabalığa rastladık. Elemanları kazıklamış, bunlar da intikam almak için ellerde sopalarla giriştiler. O gün ben de gömlek falan kan, kaş yarılmıştı. Polis arabalarının yaklaştığını görünce ben topukladım bizimki altta kaldığından eleman nasıl kin dolduysa polisler geldiğinde ayırmak için sırtına cop yapıştırıp anca sakinleştirmişti.

Ben tabii o akşam annemin ağzıma sıçacağını bildiğimden ilk hastaneye gittim. Kaşıma dikiş attırdım. Eve geç geleceğim diye mesaj atmama rağmen annem karanlık odanın kapıya bakan ucunda oturmuş beni bekliyordu. O akşamı zar zor atlatıp bir daha Yakupla takılmak yok gibisinden bir sürü ültimatom, nutuk karışımlı konuşmalarına rağmen ben okula geldiğimde olayları öğrendim. Bizimkini ifadesini alıp suçlamaları destekleyecek delil olmadığından geceyi nezarethane de geçirtip şutlamışlar bunu. Bu mal da gözleri şiş yüzü gözü mor okula gelmişti. Bu olaylar olurken disiplinlik olduk. Bu piç beni müdüre satıp, benim alacak verecek meselem yüzünden kavga ettiklerini söylemesin mi ? Okuldan uzaklaştırma aldım, sınav haftasında hem de. Konuyu açıklık için ne yapıp edip doğrusunu kanıtladım. Yakup efendi kabarık disiplin dosyasından atıldı. Zaten o günün akşamında olayları kanıtlayınca dönem bitene kadar konuşmadık. Yaz ayına para biriktirmek için garsonluk yaptığım kafeye kızlarla gelip arkadaş sipariş için yanına gittiğinde beni çağırmış. Sinirlerim zonklamıştı onu yine görmek zorunda kaldığım için bizi didikleyen patronun varlığından ve para mecbur kaldığım için gayet sakin bir şekilde yanına giderek, “buyurun hoş geldiniz, ne ikram edeyim” dediğimde bana, gevşek gevşek emirler yağdırıp siparişi verdi. Arkamı dönüp siparişleri getirmek için giderken “ bu piç anası orospu, erkeklerin evine girip çıkıyor bu da annesi temizlik yaptı zannediyor” edasıyla kızlarla dedikodu yapıyordu ve bunu gayet sesli söyledi. bir anda beynime kan sıçradı elimdeki tepsiyi kenara fırlatıp saldırdım.. İşte sonrasında olaylar olaylar Dostum. Zor zamanlar geçirdim ve bugün olduğum kişi hakkında gayet gururluyum..

Bunları konuşurken gözleri dolmuştu, benim de kanım dondu, kalkıp o piçi dövmek için kendimi sıktım. Ama sadece teselli olarak küfürler ettim yaktık sigaraları peş peşe. O ara hesabı ödedik. Saat sekiz buçuktu ve otobüs seferi bitmeden İstanbul’a inmemiz lazımdı. Kalkıp gittik biz..

6 sayfa hikaye oldu ama bence okumanıza değer diye düşünüyorum. Aşırı yoğun tempo da çalışmama rağmen başladığım şeyleri bitirmeye çalışıyorum. Bu ikinci part olup üçüncü de hikayeyi bitireceğim. 1.5 yıllık bir mevzudur ama ne kadar kısa olabilirse artık. Mecbur atlayarak anlatılacak, tepkiye göre değişir bilmiyorum dostlar 😊