HIKAYE

Bir askerlik anısıda benden

Author

Merhaba dostlar yine ben. Nasılsınız bakalım? Bu storia'yı baya baya seviyorum ama çok sık yazamıyorum. Hem biraz vaktim olmadığından hem de vaktim olsa bile aklıma yazacak çokta bişey gelmiyor. Bu haftada 2 - 3 hikaye yazanlara baya tavım yani. Nerden buluyorsunuz onca yazacak şey ve zaman? Bi süredir gözüme devamlı askerlik hikayeleri takılmaya başladı. Bu ara baya popiler demekki. Benim çoktan gelmişti aklıma askerlik anısı yazmak ama çok keyifli olacağını düşünmediğimden vazgeçmiştim. Eee zaten askerliğin kendisi çokta keyifli bir hadise değil. Ömrünün bir yıldan fazlasını heba ettiklerini düşünüyorum yapan bir kardeşiniz olarak. Gerçi artık bir yıl ama ne farkeder bir ayda olsa profesyonel askerlik yapmıyorsan eğer çokta gerekli olduğuna inanmıyorum. Katılırsın katılmazsın bu benim fikrim. Beni böyle düşünmeye itecek birsürü anım oldu askerlikte. Bugün birini yazıcam. Tutarsa başka bi anımı daha yazarım.

Bir askerlik anısıda benden

Hikayeme başlamadan önce şu bilgiyi vermek istiyorum. Şehir hariç hiç bir yer ve isimleri gerçek şekliyle vermek istemiyorum. Takma adlarla anlatacağım. Kendim acemi birliğinde muhabere eğitimi aldığım için usta birligine direk muhabere onbaşı olarak gittim. Bilmeyen olabilir belki diye muhabere haberci demek. Ya da en kaba adıyla santral. Bursanın ilçe jandarma karakollarından birinde gece santralcisi olarak görevime devam ediyordum. Bazıları ohh bilgisayar başında mis gibi askerlik yapmışsın diye düşünebilir ama hiç öyle değil görevim baya ağırdı. Santralin sorumlulukları bi yana 12 saat gece santral nöbeti 3 saatte nizamiye nöbeti tutuyor gündüzleride rap rap gürültüsünden uyuyamıyordum. Uyku nedir unutmuştum resmen. Ama bi şekilde eğlenmeliydim. Yoksa bitmezdi bu askerlik. Yine bir gece ben santral nöbetindeyken nizamiye nöbet değişimi olacaktı. Silahlik hemen yan oda olduğu için sıradaki nöbetçiyi görebiliyordum. Koridorda gözleri kapalı yürüyen devremi gördüm. Gece 2-4 nöbetine çıkacak ama kendine hayrı yoktu. Zaten acayip uyku meraklısı bi adamdı. Kafasını yastığa koyduktan sonra üçe kadar say üç demeden dalmış oluyordu. Birde çok pis horluyordu. Bir gece artık horlamasından bıkıp ağzına çorap tıkmıştım. O başka bi hikaye. Neyse geldi bu silahlığa aldı silahını. Gittim yanına devre hadi yine iyisin bugün karakol nöbetçisi ziya komutan dedim. Duyunca gözleri açıldı harbimi lan devre desene uykumu alabilicem dedi. Sevinmesinin sebebi belliydi. Ziya komutan çok vurdum duymaz adamdı. Karakolda nöbetçi olduğunda odasından çıkmaz saat 12 olmadan çekyatına kıvrılır uyurdu ve karakolu havaya uçursalar ruhu duymaz bi adamdı ama yağ mağ yok devre dedim. Komutan uyuyor olabilir ama ben ayaktayım. Uyuduğunu görmeyeyim valla dedim. He hee dedi sallamadı beni indi nizamiyeye. Benim penceremde tam kapıya bakıyor zaten. Yaktım bi sigara pencereden izliyorum bunu. Onunda gözü bende. Boşuna izleme beni devre uyumuyorum bak tutuyorum nöbetimi diyor. Ses etmedim attım sigaramı geçtim iceri. Bi kaç evrak işi vardı onları hallettim toplasan 10 dk lık bi iş. Tekrar döndüm pencereye devre gözükmüyor ortalıkta. Devre hop devre diye bi iki seslendim çıt yok. Aldım telsizimi indim aşağı. Onunda bana bi oyun yapabileceğink düşünerek sessiz ve temkinli gittim nizmaiyeye. Kulübeden içeri kafamı uzattım manzara şu. Çelik yeleği çıkarmış. Kaskı çıkarmış üstüne oturmuş. Silahıda kenara duvara yaslamış fosur fosur uyuyor. İçimden siktim olum şimdi seni dedim. Aldım silahını santral odasına sakladım. Geri döndüm lan devre hani uyumayacaktın diye onun duyacağı şekilde bağırdım. Korkuyla yerinden zıpladı. Korkma lan korkma benim dedim. Ya devre ne korkutuyon olum. Rahat bırak beni çok uyk var dedi. Ya yapma olum bak bakarsın komutan falan gelir yakma askerliğini diyorum. Sen varsınya devrem sende benim nöbetimi tutuyon işte diyor bide pişkin. Haberim yokmuşcasına bi telaş sıfatına büründüm. Devre silahın nerde olum senin dedim. Burda diye duvarı işaret etti silah yok. Tabi hemen ya bırak şakayı devre ver silahımı diyor. Ya malmısın olum ben fark etmesem senin haberin yok ben niye alayım silahını diyorum. Telaşlı ama çaktırmamaya çalışıyor. Sendeyse ver olum bak böyle şaka olmaz diyor. Bi anda ters köşe yapıp. Haaa sikitiiiiiiir yaptım. Noldu lan devre diyor. Olum dedim silahının nerde olduğunu biliyorum dedim. Nerde nerde ? Hemen heyecan :)) olum ben aşagı inmeden önce pencereden üst devreyi gördüm buraya doğru yürüdü. (Piçin teki bu arada o üst devre olacak kansız) kesin o almıştır dedim. Ağladı ağlayacak... :)) devre bittim ben. O piç kesin komutana söyler. Bitmeyecek askerliğim yandım devre. (Bu arada ben değil de o piç bulsa yapar hakkaten) dur lan tamam ağlama amk dedim. Bulcam sana bi çözüm. Öncd sana yedek silah bulmak lazım dedim. Gittim süpürge sapı bulup eline tutuşturdum. Devre bu ne diyor? Silah olum işte olurda komutan falan pencereden bakarsa elinde bişey tuttuğun belli olsun. Bi de öyle tutma amk silah gibi çapraz tut inandırıcı olsun dedim. Ben senin silahını arıcam içerde dedim. Devre çabuk kurban olayım derken ben arkamı dönü santrale döndüm. Yaktım bi sigara bunu elinde süpürgeyle nöbet tuttarken izledikçe gülmekten mest oluyorum resmen :)) nerdeyse 1 saatten fazla devremi elinde süpürge sopasıyla nöbet tutturdüm. Nöbet değişimine 5 dk kala götürdüm silahını. Al lan buld silahını piç üst devre almış. Korkma ama komutan uyuyor diye rahatsız edip komutana verememiş. Koğuşta yanında buldum. Benim getirdiğimi söyleme dedim gittim. Nöbeti teslim ettikten sonra geldi yanıma devre nöbet değişiminde o kadar gözünün içine baktım bi de haberi yokmuş gibi davranmıyormu piç ayar oluyorum dedi. Piç işte napcan devre git yat dedim. Gitti yattı. Bidaha uyuyabildi mi sizce nöbette ? Tabi ki hayır. :)