Trend olma şerefine Akıl Fikir Ofisi'nden Parliament gecesi!!

Author

Veee yeniden kocaman bir merhaba ‘’AKIL FİKİR OFİSİNE HOŞGELDİZ.’’ Bi önceki hikayeden de bildiğiniz üzere Trend olmanın onuru ve gururu ile şımarmış olarak karşınızdayım "GÖTÜ KALKTI" Dediğinizi duyar gibiyim :) yani aslında itiraf etmek gerekirse biraz kalktı ama o kadar kalkmadı aslına... Yani en azından yeniden yazmak için büyük moral oldu. Çok vakit kaybetmeden bunuda parliament gecesi yaparak taçlandırmak istiyorum. (Hayır la herkese benden sigara değil!) yaşı yetenler bilir. Vakti zamanında özel bir kanalda pazar geceleri reklamsız iki film kuşağı birden olurdu (konulu film değil!) baya bildiğin sinema işte. Ben de özenip bugün iki hikaye birden paylaşacağım.

Trend olma şerefine Akıl Fikir Ofisi'nden Parliament gecesi!!

İki hikaye olduğu için biraz uzun olacağından lafı fazla uzatmak istemiyorum ama iki noktaya değinmeden edemeyeceğim. Öncelikle Akıl Fikir Ofisi aslında hayata birtürlü geçememiş bir Youtube projesi. Bi çok sebebi var bunun onlara girmeyeceğim ama çevremdeki insanlar (Yeaa ne olcak çek telefonunla koy deselerde. Ben hiç bir zaman içime sinmeyen işi yapmadım. En azından öyle yapsam kalitesiz bir youtuber olarak kalırdım.) öyle olmaktansa Storia'da yazar olarak hikayelerimi paylaşmaktan mutluyum. İkinci konu ise geçen hikayede storianın iletişim sorumlularına biraz fazla yüklendiğimi düşünüyorum ve geri dönüş olarak çok onarıcı ve onurlandırıcı oldukları için teşekkür ederim. (Yermesini bildiğimiz gibi övmesinide biliriz.)
Değinecek başka konum kalmadı buyrum ilk hikayemize...

Trend olma şerefine Akıl Fikir Ofisi'nden Parliament gecesi!!

Bu kez daha geriye gidiyoruz. Orta ikinci sınıfa gittiğim dönemler. Bir internet cafe ve atari salonu furyası patlamış durumda. Biz beyler daha konuya hakimiz. Nice baba yiğitler telef olduk tek jetonla oyun bitiricez diye. İnternet cafeler atari salonlarından sonraki jenerasyon olunca atari salonları bomboş kaldı. Onlarda jenerasyona yetişebilmek için rotasyona gidip yeni nesil playstation cafe oldular. PS1 zaten vardı ama zengin işi oyuncak olduğu için herkeste yoktu yetmedi adamlar bide PS2 patlatınca uff ne uçtu o dönem... Daha gelişmiş grafikler, daha iyi bir yapay zeka ve oynanış olarak harika bir oyun motoru... Atari salonları yeni adıyla küllerinden yeniden doğuyordu adeta.

Trend olma şerefine Akıl Fikir Ofisi'nden Parliament gecesi!!

Erkeklerin gözü yaşlı, kızlar bu ne amk diyor...
Ahh japon spiker reyiz ahh.. Şöyle Carlos la ceza sahası dışından bi asılsakta kulaklarımız senin o tok sesinle GOL GOL GOL GOL GOL GOL diye çınlasa... (Tamam iyiyim ben ağlamıyorum.)

Neyse çocuğuz tabi o dönemler. Oyunun hastasıyız. Ailemizin yiyecek alırsın kendine okulda diye verdiği harçlığı gidip buralarda yedik hep.

Bi hafta sonu abim geldi evde oturuyoruz öğlen saatleri falan sıkılıyorum. Aklım atari salonunda ama param yok. İstesem zaten vermezler biliyorum. Abimi kandırmaya çalışıyoru çük kadar aklımla. Abi dedim çok sıkıldım hadi dışarı çıkalım. Nereye gidicez dedi. Bilmem gezeriz ya hava alalım. Mis gibi hava var dışarıda tıkıldık evde. Yok dedi ben iyiyim yorgunum zaten yatıcam bırak dedi. Hadi abi ya lütfen falan yapıyorum. Maksadım onu atari salonuna götürmek. Çok ısrar edince kızdı. Ne bu ısrar lan. Nereye götürmeye çalışıyorsun sen beni dedi. Hiiiç falan diyorum. Söylemezsen kalkmıyorum diyince mecbur kaldım. Playstationa gidelim dedim. O ne lan dedi? Ya oyun oynucaz maç falan dedim. Hee atari salonu diyorsun. Ya bırak olum ne iş var benim orda çocukken gidiyordum ben dedi. Ya ama bu senin zamanın gibi değil. Playstation başka. Futbol oyunu oynıcaz winning eleven var. Bütün takımlar var falan nasıl ballandırıyorum yeterki gelsin. Baktı çok uzattım iyi kafa siktin amk hadi gidelim bari bi yarım saat durup çıkarız ama dedi. Oleeyy be. Sen bi gel de bakalım yarım saat 5 saat olmuyor mu? Efendim? (Yok bişey demedim abicim hadi çıkalım.)

Geldik playstation salonuna geçtik tüplü televizyonda ps1 e. Abimin daha görür görmez hoşuna gitti. Vaaay baya geliştirmişler dedi. Tabi abi gerçek futbolcular var diye ballandırıyom hala. Tamam kes lan en iyi hangi takım onu bana al dedi. (Laf aramızda kaybetmeye asla tahammülü yok. Fazla sinirleniyor.) Brezilyayı abime aldım bende Ukrayna milli takımı oldum. Ukrayna ne alaka mı? :) pis bir gülüş ataraka tek isim veriyorum. SHEVCHENKO! Anlayan anladı.

Başlar başlamaz hemen yapıştırdım. Goooooll. Ahhh ne vuruyon be. Bu sayılmaz lan. Hangi tuş gol atıyo öğretsene önce amk!! Bak şimdi X pas kare şut yuvarlak orta açma üçgen ara pası R1 koşma. Ya diğer tuşlar. Onlar bu oyunda bi işe yaramıyo. Bunları bil yeter. İyi baştan aç ben bunu saymıyorum.

Baştan başladık. Gooooolll ahhh ya vurmasana be!!! Ne gol atıyon lan? Ee oyunun olayı bu zaten. Sikerim olayını. Hem benim kol çalışmıyor bak gitmiyo adamlar. Hani bakim... Eee çalışıyor işte. Ben çalışmıyor diyorsam çalışmıyor. İyi benim kolla sen oyna. Ver!!! Bide baştan aç!!! Ya ama... Ahh tamam vurma açıyoz bee..

Baştan başladık. Gooooolll... ahhhh ya abi yeter ama vurma. Hile yapıyorsun sen. Yapmıyorum. Gördüm yaptın. Naptım ya? Senin şutların sert gidiyor benimkiler gitmiyor. Ya kareye biraz uzun bas hemen basıp çekme. Bunu baştan anlatacaktın. Bunu kapa yine aç.

Baştan başladık. Gol. Ama vurma bak nolursun. Ben sana ne zaman vurdum olum. Vurmadın mı? Vurmadım diyorum uzatma. (Baştan en az 40 kere açınca eli biraz alıştı tabi. Pozisyona falan giriyor ama o heyecanla kareye "şuta" kökleyince stadın dışına yolluyor topu. Nasıl heyecanlı anlatamam. Abuk subuk sesler çıkarıyor. Millet bize bakıp gülüyor falan. Gitmek istedim artık.) abi yeter gidelim. Otur lan zibidi. Sana gol atmadan kalkmam burdan. (Eyvaaaah kendi ellerimle bir canavar yarattım. Atsında gidelim diye masus topu önüne bırakıyorum allahım atamıyor kafayı yicem. Ben gol yemeye abim atmaya çalışıyor derken roberto carlosla orta sahanın biraz önünden şuta köküne kadar bi bastı yuhhh o pozisyon nasıl gol oldu lan??) Ayağa fırladı kolu yere bir vurdu. Kol paramparça oldu. GOOOOOOOOOOOOOLLLL KOYDUUUUUMMM!!? ADAMA İŞTE BÖYLE KOYARLA LAN!!! AL BUDA SANA KAPAK OLSUN GOOOOOOOOOLLL GOLLLLLLL. Herkes oyunu durdurdu bize bakıyor. Dedim ben tanımıyorum valla. Cafe sahibi geldi. Kocaman adam napıyorsun kardeşim dedi. Neyse heyecan soğuyunca adamla konuştuk mevzu uzamadı. Hem kolun hemde oynadığımız oyunun parasını ödeyip çıktık. Bidaha abimle oraya gitmedim. Gerçi sonra kendine playstation aldı.

Trend olma şerefine Akıl Fikir Ofisi'nden Parliament gecesi!!

Geçelim ikinci hikayeye. Hikayenin devam'ı gibi gözüksede bu başka bi trajikomik içerikli hikaye. Başlığı olsaydı mutlaka. Abi nolur uyumak istiyorum olurdu.

İlk playstation macermızın ardından bir hafta geçmiş ve bi süre yaşadığımız olay unutlsun diye cafeye gitmiyordum. Yine bir hafta sonu öğle saatleri kapı çaldı. Haydır inşallah kimseyide beklemiyoruz ama diyerek açtım kapıyı. Baktım yukarı doğru abim geliyor. Elinde koca bi poşet. Olum sana mütiş bi süprizim var dedi. Allah allah neymiş o ya falan derken içeri gelip poşeti bi açtı. Ohaaa playstation almış!!! Abi naptın ya dedim. Sevinmedin mi olum bak makinayı aldım dedi. Sevindim sevindim de hiç beklemiyordum yani. Oyunu çok sevdim kardeş dedi. Her dakika atari salonuna gidemem bu yaştan sonra bende gittim makinayı aldım dedi. Bak bakalım minnink oyununu doğru almışmıyım dedi. Neyi neyi? Minnink la işte geçen hafta diyodunya dedi. Winning eleven o ya dedim. Her ne boksa işte adama minnik dedim bunu verdi dedi. (Ahahaha zaten o dönem en popüler iki futbol oyunu var biri fifa diğer winning eleven. Minnink diyince adam anlamış doğru oyunu vermiş.) doğru doğru dedim. Hehh hadi bağlada makinayı oynayalım dedi. Neyse bağladık makinayı başladık oynamaya. Teke tek maç yapıyoruz. 5-6 maç sonra. Ya olum sıkıldım ben böyle başka bi olayı yokmu dedi. Olmaz mı abi "Master Lig" diye bişey var dedim. Neymiş o dedi. Dedim kendi takımımızı kuruyoruz maç yapıp para kazanıyoruz onunla transfer yapıyoruz. Kupalara katılıyoruz falan. Offf süpermiş hadi onu aç dedi. (Dilimi eşek arıları sikim sikim sikeydi de anlatmasaydım keşkr ama böyle olacağını nerden bileyim.) açtım master ligi kurduk takımı falan. Bilen bilir master lig sonsuz bir döngü. Oyun hiç bitmiyor. Yani sezon sonu kupa alıyorsun şampiyon oluyorsun. Sonra seni bi sonraki seneye atıyor sil baştan yeniden. Normal futbol ligi gibi işte. Bi sezonu bitirmek bir günde çok zor dur saymadım ama kupa maçlarıyla birlikte ortlama 70-80 maça tekabül ediyor. Her maç 10 dk bide bunun taktik strateji ve transfer dönemleri falan hesaba katsan 1200 - 1400 dk falan. Allahım rüya kabusa dönüştü öğlen saati başladığımız oyuna ara saat oldu ertesi gün sabah 5 falan. Kol elimde uyuyorum. Abi nolur yeter yarında oynarız. Uyuyalım diyorum. Ya olum şurda transfere 5 maç kalmış transfer yapalım kapatıcaz diyor. Maçlar bitiyor transfer yapıyoruz. Abi hadi yatalım diyorum. Olum transfer ettiğimiz adamı bi deneyelim bakalım iyimi kötümü diyor. Oynamaya devam ediyoruz. Ağlaya ağlaya oyun oynuyorum. Ağlama lan pas versene amk diyor. Ya abi yeter valla gözlerim acıdı nolur uyuyalım diyorum. Ya tamam olum şunuda oynayalım kapatcaz diyor. (Kabus bitmiyor.) saat sabah 8 falandı. Annem uyandı. Gözlerini ovuştura ovuştura salona geldi. Aaa aaa sabah sabah rüyanızdamı gördünüz olum. Bu saatte ne oyunu bu dedi. Ne rüyası anne hiç uyumadık ki abim beni bırakmıyor nolur kurtar dedim. Neee!! Hiç uyumadınız mı? Allah cezanı vermesin senin çocuk gibi diye abime kızdı. Anne bi dur ya şu maç bitsin bari diyor. Bak hala yaaa!!! Ben tuttu kolumdan kalk güzel evladım kalk yatağına hadi diyor. Abim diğer kolumdan tutuyor. La otur bu bitsin kapatcaz diyor. Ben anneeeee diye ağlıyorum. (Allah'ım çok saçma bir anı yaa) :)) annem iyice sinirlendi televizyonu fişten çekti ben koşa koşa yatağıma gittim. Abimide makinayı toplayıp evine gitmiş. Sonunda kurtuldum.

Oyunlar eğlencelidir ama bir hedef haline getirilmedikçe. O yüzden aklınızı fikrinizi kaybederek oyun oynamayın. Eğlencenize bakın.

Selametle.