ILIŞKILER

Ayağa Kalk Kadın! Hoşgeldin (4)

Author

Bir insan neden sadakatini kaybeder ? Erkek kadın ayrımı yapmadan soruyorum bu soruyu. Güzellik kavramlarımız sebebiyle mi ? Bence birlikte olduğunuz insanın yanında olmayı istememek sadakatimizi kaybetmektir. Sadakat kavramım ip gibi karmaşık. 

Yıllarımı verdiğim insanla hiç bir planımı, isteğimi, yaptığımı paylaşamadan geçirdiğim zaman, yalanlar üzerine kurduğum boşluğumu tasvir etmeme yetmezdi bile. Düşünün. Hayatınızı net bir şekilde birlikte geçirmeyi düşündüğünüz insandan asla destek göremediğinizi. İş, arkadaşlık, eğitim, gelecek planlarım hepsi içimde yalnız kaldı yıllarca. İş planımı paylaşsam "bana şimdi mi söylüyorsun", eğitim planımı paylaşsam "hıı tek başına gidersin artık", arkadaşlarımı anlatsam "o kızı gözüm tutmadı".. İçime bastıra bastıra, sevgimi vere vere derman kalmamış anksiyete saçmalığına tutulmuştum. Bu muydu sevgi? Her şeye karşı gelmek miydi sevgi ? Değil yanında mutlu olmak, hafta sonu geçse de evine gitse der olmuştum. Öylesine şiddetli kavgalar yaşanıyordu ki, sinir krizlerim esnasında kimseye zarar gelmesin diye dışarıya atıyordum kendimi. Böyle bir çıkmazın içinde kendinize çok zarar veriyorsunuz. Sevginiz yüzünden büyütmeye çalıştığınız insanlar sizi, büyümeden yaşlandırıyor. Genç hissetmek yok, enerji yok. Yaşadığım sahil kentinin tadını Arya ile çıkarabilmiş olmam yine de beni üzmüyor. Geçirdiğim beş yılı mı Arya'yı mı anlatmak istiyorum ? Tabi ki cevabı biliyorsunuz.

   Arya çocuklarını bırakıp yaşadığı şehre gidiyordu. Yıllık izni bitmiş, bir aydır nasıl tanışamadık  serzenişlerimiz kimeydi bilmiyorduk. Pazar gidip perşembe günü bana gelecekti zülfü güzelim. Dört gün ikimize de geçmedi. Telefonumun şarjı günde üç defa dolduruluyordu. Dinlemediğim tarzda müzikler dinliyor, heyecanlanıyor, gülüyor, üzülüyordum. Geçmeyen dört günlük sohbetlerimiz daha çok birbirimizi tanıma fırsatı vermişti. Bir dakika aklımdan çıksa günlük işlerime odaklanabilecektim. 

Resmiyette hala evliydi. Kocası tarafından defalarca aldatılmış, çirkince şeyler yaşatılmıştı. Böyle bir kadın nasıl aldatılabilir ? Bu satırları yazarken basıp gitmek istiyorum ona. Elinden tutup kocasının suratına birlikte tükürelim istiyorum. Hadi bu kadını sevmedin. Çocuklarını da mı sevmedin de karının görüştüğü kişilere, çocuklarının rızkıyla ev açtın? Hadi bir bok yedin...! Çocuklarının annesi hakkında hakaret eden para düşkünü modern orospuları nasıl konuşturdun? Dingil çoktan dağılmış senin koçum. Arya ve iki çocuğunu alıp dünyanın en cennet köşesini ayırabilsem durmazdım şu an. Cicim ayları canım bunlar demeyin. Neyin cicim ayı hissi olduğunu ayırt edebiliyorum. 

  Arabasına hırsız girmiş, camlarını kırmışlardı Arya'nın. Bu durum gelişini geciktirebilirdi. Servis işleri, bayram öncesi yoğunluk.. Söz verdiği gün yanımda olamama ihtimali ikimizi de çok üzdü. Perşembe gelmişti. "Gelemiyorum aşkım" dedikten bir saat sonra kapımda bitmişti. Biliyordum geleceğini. Akşama kadar vaktimiz vardı çünkü geleceğini kimseye söylememişti. Arayanları yola çıkacağım diye erteliyordu. İlk defa çocuklarından bu kadar ayrı kalmasına rağmen ilk bana gelmişti. Ellerinde poşetler.. Tatlılar, çerezler almış gelmiş bana. On dakika kadar, sokak kapısını kapatmayı unutmuş vaziyette sarılı kalmışız. Her yer kapkaranlık, sadece üzerimizde sarı loş bir ışık var gibi. Sanki film karesinden izliyordum her şeyi.  Bütün gün odadan çıkmadık devamında. Kaç kere seviştik, kaç kere dans ettik, şakalaştık, çocuk gibi oynadık.. Bu detaylara girersem konuyu saptırmış olurum. Dermanımız kalmayana kadar, soluk soluğa sevişmek değildi bizi aşık eden. Aşık olmayanların teri birbirine karışamazdı çünkü. Amalia Rodrigues - Cansaço.

  Kahvemi içiriyor, aldığı tatlıları eliyle yediriyordu. Tek eliyle ama. Diğer eli sürekli huzurlu dokunuşlarıyla süslüyordu günümüzü. Alışık değilim böyle şeylere. Rahatsızlık hissetmeye başlamıştım ama çok hoşuma gidiyordu. Her dokunuşu küçük öpücükler olarak dönüyordu kendisine. Tek koltukta birlikte otururken üzerimden kendisini çekmesini istemiyordum. Ayak bileklerinden boynuna doğru yuvarlak çizen parmaklarım, gıdıklandığı yerde sert şekilde tutulup, öpülüp koklanıyordu. Ölümü bu şekilde yaşayabilir miydim tanrım?

      Ayrılık vakti sevgilim. İki haftamız vardı. Nasıl sığdıracaktım seni bu kadarcık zamana. Üstelik her gün de göremeyecektim... Bu yüzden kimseyi umursamadan araba başında uzun sarılmalarımız, camdan dakikalarca öpüşmelerimiz oldu. Ayıp mı? Ayıp sizindir.