ILIŞKILER

İKİNCİ PERDE, MSN AŞKI

Author

Aşkın en modern halini yaşıyordum adeta. Sevdiceğim sarı sezen bana msn adresini vermiş ve resmen "hadi bak, artık konuşabiliriz" süsünü vermişti. Avucumda tutmaktan terlettiğim kağıdı, sanki elindeki son lokmasını paylaşmak istemeyen insan gibi sıkıca tutmaya devam ediyordum. En az 70 defa okumuştum kağıttaki yazan 10-15 harflik maili. Windows görse, üstün hizmet ödülünü evime gönderir, "ben bilgisayarı ders için istiyom baba" cümlemi en sonunda haklı gerekçeyle aile üyelerine sunabilir ve ailenin gurur kaynağı olabilirdim. Ancak, sarı sezen gibi msn de bitti haliyle...

Agu Mert, her ne kadar ilk başta bağlantı noktamız olmuş olsa da, artık kendisi "bağlaç olan de" olmuştu gözümüzde. Biz çocuğu bıraktık birbirimize deli gibi ilgi duymaya başlamıştık. Karşı tarafın ilgisini çekmek güzeldi ancak buram buram kokan terim, sevdiceğime ulaşmasın diye "anamgiller gelecek" edasıyla kaçtım uzaklaştım.

eve girdiğimde, modemin anteninin sağa doğru yatık olduğunu gördüm, dış mihraklar, sarı sezen'imle birlikteliğimi istemiyor diye düşünmeye başlamışken, sarı mutfak beziyle annem gözükmüştü bir anda. temizlik yapıyormuş kadıncağız, sarı bez, sarı sezen... sarı... "bana her şey seni hatırlatıyor" diyerekten hemen açtım bilgisayarı. windows live messenger tam karşımdaydı. Kişiyi ekledim ve hayatımın ilk totemini "ekranı kapatıp duşa giricem, ben gelene kadar ekleyecek ve online olacak" diyerekten yapmıştım. dünya çevre örgütlerinin her türlü mensubundan tebrik alacağım kadar hızlı biçimde duşumu alarak israftan kaçınmış, aşkıma bir adım daha yaklaşmıştım.

İKİNCİ PERDE, MSN AŞKI

Sarı Sezen'im totemlerimin karşılığını vermiş ve "vur hançeri kalbime, kalbim kana bulansın, fazla derine inme çünkü orada sen varsın"  gibi benzer bir durumuyla daha ilk saniyede bana göndermeyi yapmıştı. hemen, "ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz" diyerek tepede aslanlar gibi varlığımı konuşturuyordum. hiç unutmam, açık mavi renkle gelen selam yazısını. çarpan yüreğim, sevdiceğimi git gide fenerbahçeli gibi göstermekle beraber, beşiktaşlı olan nacizane ruhumu incitmiş olsa da, "beni affet cordoba" eşliğinde selam yazdım. aslında ben selam yazmadım, selam yazarken 98 tane ifade çıktı. vay arkadaş, "bunlar neymiş" dedim ve sildim hepsini. tüm asilliğimle selam yazıp bir taraftan da gta vice city hileleri aramakla meşguldüm. ergenliğin dibine vuruyor ve bir anda konuşmamıza "nbr" yazısını göndererek serüveni uzun bir konuşmanın temelini atıyordu sarı sezen'im.

Arada bir odaya dalan, konuşmasını bilmeyen Agu Mert'in dakika başı konuşmayı böldüğünü söylemesi ile beraber, bu hasrete daha fazla dayanamayacağımı en saf şekliyle dile getirerek, numaramı verdim. sevdiceğim "tmm bb" dedikten sonra bir anda çevrimdışı olmuştu. kendimi, bulgaristan'dan türkiye'ye gelmek için 300-400 lira para isteyenlere kaptırmışım gibi hissettim.

Saatler geçmek bilmedi, tank hilesinin dibine vurup, Amerika'yı birbirine katmış olsam da, benim yüreğimde 3.dünya savaşı kopuyordu. "tmm bb" diyip çıkmak nedir insafsız diye sızlanırken, operatör harici mesaj gelmeyen telefonumun titrediğini hissettim. bakın arkadaşlar, yıl 2017. numara hala aklımdadır. sevdiceğim sarı sezen bana mesaj atıp,gönlümü fazlasıyla almıştı.

İKİNCİ PERDE, MSN AŞKI

en yakın zamanda devamı gelecek:)