EĞLENCE

Son Perde; Yalnızlığa Merhaba

Author

3 Mayıs 2017. Sarı Sezen'imle öyküme nokta ekleniyor bugün. Devam edelim hadi:)

1 yılı aşmış bir ilişki, biraz daha değişen hhormonlar büyüyen bir beden, beslenen aşkın değiştirdiği şekiller.

Öncelikle söylemem gerekir ki, mizah yok gibi bir şey bu yazıda. Yapacağım değişik betimlemeler de yer almayacak.

Artık yaş olarak biraz daha üstüne koyulduğu için ilçenin merkezine rahat rahat gidildiği dönemler. Benden bir üst sınıftaydı. Ben 7. Sınıftım o ise 8. Sınıftı. Dershaneye gidiyordu, bense çıkışına geliyordum sürekli. Biraz yürüyorduk evine bırakıyordum ya da oturup bir şeyler yemeye çalışıyorduk.

Ah o kız toplulukları. Kankileri vardı 2 tane. Zaten bizimkisi Zlatan İbrahimoviç gibi uzunken yanımda, arkadaşlarının ondan da uzun olması beni nispeten Cem Yılmaz gibi yapmıştı. Birgün dershane çıkışı buluştuk, ben de ilk kez onlarla tanışmış olacaktım. "Benim nasıl sevgilim var la, utangacım ben" derken bir de iki tane kız daha eklenince mal gibi kaldım. Allahım sırıklardan bir tanesi laf sokup sokup duruyor, salak salak espriler yapıyor benim Sarı Sezen de ona gülerek eşlik ediyor ben de "eki" diyerek kendimi alçaltmamaya gayret ediyorum. Ama artık eski tadı da kalmamıştı, bunu da biliyordum.

Bir gün siteye gelmişlerdi yine, ayağımda spor ayakkabı şort, takılıyorum top mücadelesi veriyorum arkadaşlarla. Nisan ayı filan aşağı yukarı. Az çalışan çok yiyen, zamanın kayınpederi beni çağırdı ofise oturttu karşısına.

"La oğlum etiniz ne budunuz ne, sevgili oldunuz?" Diye çıkış yaptı bir anda bana. Anladım ki Sezenim büyüdükçe babası daha çok kurcalamış telefonu. Zira günün her dakikası mesajlaşıyorduk. "Arkadaş olarak kalın çıkın çay kahve için ama sevgili olmaz, daha çok küçüksünüz dedi herif bir anda."

O evin tam karşısı bizim ev. Bizim peder de asabidir. Küçükken eski evimizin sokağında top oynarken cam kırdık diye adamın biri bana tokat atmıştı da, babam önce adamın cam parasını ödeyip sonra adamı dövmüştü bir de hastane masrafını ödemişti. Böyle garip bir adamdı. Ona güvendim biraz.

"Ben kızını seviyorum, ve ayrılmıcaz" ba ba ba atara bak. Adam telefonu alsa kızı bi daha göremicen atara bak. Adam güldü. Telefonla konuşmaya başladı iş güç sağolsun. Ben de topukladım o anda.

Akşamında Sarı Sezen ayrılık mesajını attı bana. 2 gün içinde yaptığım ikna çalışmalarını döneminde yaşayan bir elçi yapsa muhtemelen Lozan'da ABD bile bizim toprağımız olurdu.

Barıştık.

Yazının başında attığım tarihin bir önemi vardı. 3 Mayıs 2017 diye. 5 Mayıs doğumgünü kendisinin.

1 Mayıs'ta kolye aldım kendisine. 5 Mayıs'ta vermek üzere. Fakat o gün bir kaç günlüğüne evde olmayacağımızı öğrendiğimden, 3 Mayıs'ta asla unutamayacağım şu mesajlaşma geçti aramızda.

+Aşkım ben meydandayım sen nerdesin?
-Ben de oradayım ama şuan gelemem.
+Tamam ben seni bekliyorum, müsait olunca gel sana bir şey vericem.
-Özür dilerim ama ben ayrılmak istiyorum.

Bu hikayenin finali 3 mayısta yazılacak şekilde siteye eklenmişti. Nitekim bitti de.

He zaman içinde konuştuk, daha 3-4 sene önce bi sohbet ile yakınlaşma yaşadık gibi olduk ama bu sefer de ben o hisleri besleyemedim.

Aynı ilçede yaşadığımızdan aynı lisede okuduk. Zaman içinde benim boyum onu geçti, yeri geldi biraz kilo aldı kendisi. Sevgilisi oldu, sevgililerimiz oldu. Kendimi onun ve arkadaşlarının çok daha üstünde insanlarla yanyana buldum, bilgi birikim kültür olarak her daim ondan daha iyi oldum vs vs vs. Ama o bende küçüklük macerası olarak bir Sarı Sezen olarak kaldı.

Beğenen/Beğenmeyen/Okuyan herkese teşekkürler:)