HIKAYE

Ergenlik Çağında Geçirdiğimiz En Sancılı Dönem: Platonik Aşk

Author

Ergenlik dönemi. Her insanın, bir dönem girip, çıkmayı zar zor başardığı, başlangıç ve bitiş zamanı tam olarak kestirilemeyen gençlik çağı. Ve tabi ki o dönemde her gencin mutlaka başına gelen, duygularımızın, düşüncelerimizin, kısacası bizim, deyim yerindeyse aptallaştığımız zaman.

Şimdi ben bu konuya neden geldim, nereden geldim? Düşündüm ki zamanında benimde yaşamış olduğum şeyleri sizlerle birlikte hatırlayayım ve o zamanlar delicesine ağladığım şeylere şimdi hunharca güleyim. Kısacası sizlere, lise çağında -ki özellikle ilk iki senesinde- delicesine bağlandığım, okulun göz bebeği, yakışıklısı beyefendiye toyluk zamanında nasıl tutulduğumu anlatacağım. Beyefendi diyorum ama sadece lafın gelişi, yanlış anlaşılmasın!

Ergenlik Çağında Geçirdiğimiz En Sancılı Dönem: Platonik Aşk


Evet efenim. Malumunuz lise çağı duygularımızın tavan yaptığı, sakin bir insan değilseniz başınızın dertten kurtulmadığı zamanlar. Eh bir de okulunuzda gönlünüzü kolayca kaptırabileceğiniz, yakışıklı, kızların gözdesi olan, herkesle konuşmayan, konuşsa bile göze batmayan bir tip varsa tadından yenmez. İşte bizim okul tam olarak böyleydi. Ben öyle çok başını derde sokan bir tip değildim ama bu platonik olmama, olmamıza tabi ki engel değil. Ki emin olun çok sosyal değilseniz platonik olma olasılığınız bence daha yüksek.

İşte o zamanlar ben adı lazım değil japona -japon değil ama gözleri çekikti- bir aşığım sormayın gitsin. Nasıl deli oluyorum çocuğa. Kendi kendimi depresyona soktuğum yetmiyor bir de çevremi bu depresif halimle bunalıma sokuyordum. Asıl konuya gelelim , peki beyefendinin haberi var mıydı? Bendeniz o kadar salaklıklar yaptım ki -bu yazıya sığmaz- bence kesinlikle biliyordu. Az mı ağladım, az mı sabahladım onun için. Dilimden bir gün olsun düşürmedim ama benim olması için de hiç çaba göstermedim. Çünkü hem benimle olmayacağını, hemde olsa bile bizden bir halt olmayacağını biliyordum. Şu an pişman mıyım çaba göstermediğim için? Kesinlikle hayır. Çünkü onun çevresinde geçirdiğim 2.5 sene zarfında anladım ki ne o benimle yapabilir ne de ben onunla. Ayrı dünyaların insanlarıyız lafı var ya, heh işte o laf tam olarak bizim için söylenmiş. İçimden kolay atabildim mi? Çok denedim. Öyle saçma sapan zamanlarda içimden atmaya çalıştım ki. Ama sonuç başarısız oldu.

Peki şimdi ? Şimdi şu yazıyı yazacak olmasaydım aklıma dahi gelmezdi. Çünkü o buhranlı dönemimde öyle biri girdi ki hayatıma platonikliğimin sadece bir takıntıdan ibaret olduğunu anladım. Şu an gerçek aşkımla geçirdiğim, bırakın ayları, yılları saymaktayım ve eskiyi hatırladığımda beni ben yapan şeylerin bir parçasının da o dönem olduğunun farkındayım. Eğer başlarda ki çocukluğum, saf ve temiz hislerim zamanla olgunlaşmasaydı ve ben takıntıdan ibaret olduğunu anlamasaydım belki de bu kadar büyük sevmenin ne demek olduğunu bilemeyecektim.

Sevin. Çok sevin. Çok sevdiğiniz kadar sevilin. Kıymetinizi bilenleri sevin. Sizi sevenlerin kıymetini bilin.

Sevginiz, sevildiğiniz kadar büyük olsun.