HIKAYE

bölüm 2-yüzük

Author

Gülümsedikçe o sanki benim dünyam aydınlandı. O ne güzel bir gülümse ne sıcak,çekici ve sanki biraz da çapkın. İlk günün sonuna doğru birbirimize oldukça kaynaşmıştık. Farklı bir departmanda çalışıyor,10000 km öteden gelmişti, yaklaşık 1.5 yıldır aynı firma için çalışıyordu ve adı F. idi. 

F. açık ara bugüne kadar tanıştığım en çekici erkek, ona ait her şey beni kendine çekti. Atletik yapısı, bronzumsu teni, yakışıklı yüzü ve zeki gözleri, üstelik bir de o gülümsemesi..Ayrıca esprileri, yorumları, özgüvenli duruşu, içimde varlığını çoktan unuttuğum pek çok duygu aynı anda açığa çıktı. Ben ki katı saha mühendisi, ergenlikte bile böyle koyvermemişimdir duygularımı. Akşam servis ile kaldığımız yere dönerken sınıfta herkes numaralarını verdi ve yemek için sözleştik. Vardığımda dolabımı açtım, aslında hiç böyle bir durum için giysi getirmediğimi fark ettim. Hep pantalon gömlek ya da spor/plaj eşyası almıştım. Ben nereden bileyim hayatımın aşkı ile karşılaşıcam. Hazırlanıp indiğimde diğerleri de gelmeye başlamıştı, sadece o eksikti ve gelmedi. İçimdeki balon hüsran ile söndü. Pek de istekli olmayarak  rahatlıkla benetton kataloğuna çekim yapabilecek grubumuz ile akşam yemeğine gittik.  Şöyle anlatayım benetton kataloğunu: afrikadan,hindistandan, arabistandan, ve güney amerikadan gelenlerle karma bir ekiptik. Tek türk ve pembe ben, zaten 3 ayın sonunda her hafta mutemadiyen denize gitmiş olsam bile sadece pembe olarak kaldım.

Ertesi gün sınıfa girdiğimde beni bir süpriz bekliyordu, F. in adı benim masamdaydı, yani birlikte oturacaktık. Nasıl heyecanlandım, onunla bir kaç dakika daha konuşabilme şansı müthişti. Keyifle yemekhanede kahvaltımı yapıp döndüm. Orada bekliyordu, beni görünce gülümsedi, içimin kaç yağ tabakası eridi bilmiyorum. Konuşmaya başladık, sınıf başlamasın sadece biz konuşalım istiyordum, çok güzel vakit geçiriyordum. Sanki bizim birbirimize anlatacak çok şeyimiz vardı. Çok sonradan kendi adını benim masama onun getirdiğini söyledi, işini şansa bırakmak istememiş :)

O gün öğle molasında birlikte yürüyüşe çıktık, ve ikimizinde fransızca bildiğini fark ettik. Fransızca konuşurken o, beni kendine dahada çeken anadilinden gelen aksanı duyabiliyordum. O gün akşam nihayet birlikte yemek yiyebildik. Yanımızda onun arkadaşı vardı, olsundu ben 1 saat daha birlikteydim ya o bana yeter. Zaten sonraki günlerde tüm öğle ve akşam yemeklerini birlikte yedik.

Bir gün konuşulurken kaldığımız rezidansın tepesinde jakuzi ve havuz olduğunu öğrendik, hemen o akşam gitmeye karar verdik. Günlük grup ödevleri derken saat 21.30 da buluşabildik, gökdelenin zirvesinde loş ama sıcak bir ışık, havuz ve sadece biz. Ne kadar tatlıydı, teni ne kadar ipeksiydi, yine ipsiz sapsız herşeyden konuşmaya başladık. Şimdi düşünüyorum da, çok romantikmiş. Ama o anda hep kendimi sınırlamaya çalışıyorum ben. Kendime hiç bir şey umut etmemem gerektiğini asla yürümeyeceğini söylüyordum. Ayrıca aynı şirkette çalışıyoruz, farklı çok uzak ülkelerdeyiz. Birde TR de bıraktığım diğeri var. Ben böyle biri değilim, yapmam böyle bir şey. Sonra sadece çok iyi anlaşan iki arkadaş olduğumuza inandırdım kendimi. Bu vicdan rahatlığı ile içten ve olduğum gibiydim yanında. 

Ertesi gün o tekrar gitmek istedi ama ödev yoğunluğundan gelemedim. Bana bugün bile hala içimi gıcıklatan o tek cümleyi söyledi.

"Look, today is my birthday and all I want to celebrate this with you at there, this is my only wish" *Bugün benim doğum günüm ve tek istediğim seninle birlikte orada geçirmek, bu benim tek isteğim

Olmadı gidemedim, yoğundum ama o günü kaçırmış olmam hala içimde uktedir.

Aramızdaki şeyin gözle görülür bir hale geldiğini fark ediyordum ama yine kendimi uyutuyordum, sadece çok iyi anlaştık diye. Flört ettiğimiz barizmiş aslında. Ama ben ki kendimi nasıl yalnızlığa inandırdım, kalbimi böylesine ısıtan şeyin kalıcı olabileceğine hiç ihtimal vermiyorum. 

Sonra haftasonu oldu, perşembe akşamı (BAE kafası onlarda cuma tatil) night out a gitmeye karar verdik. Ben normalden birazcık daha iyi görünmek istiyordum, elimden makyaja dair gelen tek şey olan eyeliner+lipstick combosunu yapıp beni odamdan almasını beklemeye başladım. Normalde hiç kullanmadığımdan kendimi aşırı boyalı hissediyordum. Derken kapı açıldı, ve eh yüzü asıldı. İçeri davet ettim, masaya oturup harıl harıl mesaj yazmaya başladı..Bu arada parmağında pırıltıyı fark ettim. Evet parmağında bir yüzük vardı... altın rengi dümdüz ve bence hayatımda gördüğüm en çirkin yüzük....