Gazetecilik öldü, başımız sağ olsun

Author

Hapisteki gazetecilerin sayısını unuttuk...

Çünkü her geçen gün yenisi ekleniyor bu rakama. En son Cumhuriyet gazetesi internet sitesinin Yayın Yönetmeni Oğuz Güven evinde gözaltına alındı.

Alındı alınmasına da onun gözaltısına tepki göstermekten çok başka olayların kavgası verilmeye başlandı. Oysa her konuşulanı bir kenara bırakıp Oğuz Güven'e yapılan bu muameleye isyan atmak gerekirdi.

Onun yerine olayı kişisel bir kavgaya çevirdik. Çevirdik diyorum, çünkü gözaltı olayından sonra gazeteciler birbirlerine düştü. Oysa, kesinlikle kimsenin savunmayacağı acemice düşünmeden atılan bir başlık sonrası yaşananlara isyan etmeliydik.

Ama öyle olmadı. Birisi kalktı bir tweet attı, haddini bildirin dedi. Sonra film koptu. Yine Türkiye'nin genelinde olduğu gibi ikiye bölündü insanlar. Hiç düşünmeden...

Bir taraf o tweeti atanı Cem K.'e (aman bana da sarmasın şimdi adını vermeyeyim) benzetti. Tetikçi dedi, sanki onun tweetiyle Oğuz Güven gözaltına alınmış gibi...

Öteki taraf zaten kendisini kahraman gibi hissettiği için (onun da adını vermeyeyim, aman) onu eleştiren herkesi FETÖ üyesi ilan etti. Tehditler savurmaya başladı, sen şu gün görürsün, sen öteki gün görürsün diye...

Oysa o kadar basitti ki herşey.. Evet, bir editör saçma, yanlış, kötü, asla yapılmaması gereken bir şekilde bir başlık atmıştı. Telefonla ulaşıp durum düzeltilebilir olay hiç büyümeyebilirdi. O editörün de kulağı çekilir, bir daha böyle bir hata yapmazdı.

Öyle olmadı. Yeni moda bir şekilde tweetler atıldı, herkes klavye başında birbirine girdi. Halen de giriyor. Biri ötekini tetikçilik ile suçluyor, öteki sen gazeteci misin deyip başka bir mecraya çekiyor, ahlaksız diyor, FETÖ'cü ilan ediyor..

Ha gazetecilik?

O çoktan öldü...

Oğuz Güven?

Gözaltında, ne zaman çıkar Allah bilir.

Başlık?

Kedidir, kedi.

Gazetecilik öldü, başımız sağ olsun