ILIŞKILER

Starbucksta Tek Başına Oturmak

Author

Şimdi efendim ilk önce tek başına aktivite yapabilme anlayışına değineyim. Bir insan tek başına vakit geçirebilmeyi bilmeli, yalnız kalmak demiyorum diğer insanlardan ayrılarak bir şeyler yapabilmeli. Bunu dayandıracağım yer şudur, kendisine faydalı olamayan bir birey topluma yani sosyal çevresine de faydalı olamaz. Şimdi fayda-faydacılık nedir'in tanımını yapmayacağım. Efendim insan sosyal bir varlıktır ve bu sosyal varlık sosyal hayatta sosyal anlamda sosyal aktivitelerde sosyalleşmek istiyorsa ilk önce kendi içinde kendini tanımalıdır.

Gelelim "Starbucks" tarafına. Bu güzel kahvesi olan, kapitalizmin simgeleşmiş markalarından biri olan yerde her gelir seviyesinden, her siyasi görüşten, her yaştan kısacası her çeşit insan var. Burada nadir rastlayacağınız insan çeşidi ise tek başına oturan insanlar. Genelde dikkat çekerler ama o tek başına oturan insan inanın kaliteli vakit geçirmesini bilen insandır. Ben de bunu deneyimledim nasıl mı şöyle efendim anlatıyorum. Bu tarz insanlara hayrandım, tek başına sıkılmadan vakit geçirebilmelerine hayrandım neden ben de yapamayayım dedim. Gittim kahvemi aldım sigaramı yaktım aldım telefonumu elime ekşi sözlükte falan dolaşıyorum sosyal medyaya göz atıyorum. Her şey güzel gidiyor ta ki o garip bakışları hissedene kadar. İnsanlar tek başına oturan insanlara hele ki böyle starbucks gibi genelde grup halinde gidilen yerlerde değişik bakıyorlar. Anlamlandıramıyorlar sanırım neden tek oturduğunuzu. Halbuki ben onlardan daha fazla eğleniyordum neden mi? Grup olarak gelmelerine rağmen birbirlerinden bağımsız olarak telefonlarıyla uğraşıyorlar. Yani tek başınalar hepsi aslında. Günümüzde toplu aktivite anlayışı tam olarak kavranamıyor gerçekleştirilemiyor. Siz siz olun tek başınıza eğlenmeyi öğrenin.