KADIN

Şişmanım diye sevmek-sevilmek benim de hakkım değil mi?...

Author

Evet. Her kadın kabul etmez bunu. Şişmanım diyemez. Ben kabul ediyorum. Çocukluğumdan beri yaşıtlarımdan 5-10 kilo fazlam hep oldu. Son 3-4 yılda ise bu fark 25-30 kiloya çıktı. Mesela şu an 96 kiloyum. Hani, şişmansın ama yüzün güzel, denilenler var ya. Onlardan bile olamadım. Yüzüm de çok güzel değil anlayacağınız. Ortalama güzelliğe sahip, şişman bir Türk kızıyım. 20 sene sonrası için ideal bir hamur teyze adayıyım yani. 25 yaşındayım. Hayatımın baharındayım. Vücudumla barışık olmak istiyorum.. Ama bırakmıyorlar ki... Herkes ama herkes kilom hakkında konuşmaya hak görüyor kendinde. Sana ne bundan, dediğimde ise, ama ben senin iyiliğin için söylüyorum, diyorlar... Deli olmamak işten bile değil... Bu isyanlarımı eminim ideal kilosunda olmayan ve o kiloya ulaşmak için uğraşıp başarısız olan herkes yaşamıştır. Bu yüzden uzatmayacağım... Asıl konuya geleceğim...

Şişmanım diye sevmek-sevilmek benim de hakkım değil mi?...

Önceki hikayelerimi okuyanlar bilirler. Kod adı: Ahmet olan bir sevgilim var. Yaklaşık 1,5 yıldır gayet güzel gidiyor her şey.

Size önce annemden bahsetmeliydim. Kendisi çok sert bir karaktere sahiptir. Muhafazakardır. Elinden gelse kardeşimi de beni de görücü usulü evlendirecek. Bundan 8-10 ay kadar önce bir tatilde eve geldiğimde sohbet ederken konuyu sevgililik meselesine getirdi. Arkadaşlarından biri benim hayatımda biri olup olmadığını sormuş. Annem de, olsaydı bana söylerdi benim kızım benden bişey saklamaz, demiş. De mi kızım, saklamıyorsun de mi, dedi. Hayır anne, saklıyordum, sevgilim var dedim. Nasıl dedim, neden dedim, ne zaman dedim, kime dedim, ne dedim..... Galiba beynimde sigortalar atmıştı ve ben öyle bir cevap verdim... Şok oldu tabi. Sonra klasik anne sorularını sordu. Kimdir, nedir, kimlerdendir, nereli, ne iş yapıyor, anası babası kim, nerde tanıştınız, ne kadar maaş alıyor.... Vs vs vs.... Hepsine dilim döndüğünce cevap verdim. Eleştirdi, biraz söylendi ama sonra sustu. Konuyu bir daha açmadı. 2-3 hafta sonra yine hafta sonu tatiline eve geldim. Annemle alışveriş yapmak için çarşıya inmiştik. Gezdik, dolaştık, güldük, eğlendik, alışveriş yaptık, ellerimizde poşetlerle eve doğru yürüyoruz. Birden bire, senin o amele ne oldu, dedi. Anlamadım. Tekrar sordum. Sevgilin mi ne haltsa, onunla hala görüşüyor musun, dedi... Üslubuna, tavrına şok olmuştum. Amele ne.. Halt ne... Gayet iyi bir maaşı, gayet iyi bir işi olmasına rağmen anneme göre tıp okumayan herkes ameleydi... Güya ben çok fazla maaş alacakmışım ya. Eşim benim yanımda ezilmemeliymiş... Falan filan..
Neyse... Görüşüyoruz anne, dedim. Ve ömrüm boyunca unutamayacağım şu sözleri saymaya başladı... Senin kara kaşına, kara gözüne mi bakıyor sanıyorsun. Kazanacağın paranın derdinde. Senin gibi çirkini ne yapsın. Şu götüne göbeğine baksana. Halinden utanmadan bi de sevgilim var diyorsun. Erkek olsam yanından geçerken yanlışlıkla bile bakmam sana. Şu sülün gibi kızlardan olamadın bi türlü. Hayvan gibi yedin, hayvan gibi oldun. Seni yanımda gezdirmeye, benim kızım demeye utanıyorum. O çocuk da seni sevmiyor emin ol, senin sevilecek hiç bir yerin yok çünkü dedi.....

Şişmanım diye sevmek-sevilmek benim de hakkım değil mi?...

Bir anne evladına bunları nasıl söyler? Ben bilmiyorum... Duyduğum anda şok geçirdim zaten. Acaba halüsinasyon mu görüyorum dedim.. Bu kişi annem olamaz dedim... Ama hepsi gerçekti. Bunları bir bir yüzüme sayan kişi annemdi. Bunları senin iyiliğin için söylüyorum, o çocuktan ayrılacaksın dedi... Ben hala şoku atlatmaya çalışıyordum. Sanki dilim tutulmuştu. Cevap veremiyordum. Sinir krizi geçirmek ile arkama bakmadan ordan gitmek arasında seçim yapamıyordum..
Büyüklere saygılı olmam gerektiği öğretilerek büyütüldüm. Annemdi. Büyüğümdü. Kötü bir söz söylemedim ona. Hiç bir zaman. Ama orda elimdeki poşetleri yere attım, direkt otobüs firmasına gittim, biletimi aldım ve ilk otobüsle okuduğum şehre geldim. Açmadım telefonlarını. Mesajlarına cevap vermedim. Düşmanımın söylemediği sözleri saydı yüzüme... Annem miydi düşmanım mıydı belli değil.... Kızım seviyor musun, demedi. Onun omuzuna başını koyduğunda dünyanın geri kalanı anlamını yitiriyor mu diye sormadı... Ona güveniyor musun demedi. Ayrıl dedi..
Ayrılmadım. Ama onun o zehirli dilinden kurtulmak için ayrıldığımı söyledim. Ahmet her şeyi biliyor. Annen o senin, kötülüğüne söylememiştir diyor. Hala annemi savunuyor bana karşı. O gün o gözlerdeki nefreti gördüğümü anlatamadım ona.. Ben şişmanım diye annem bile beni sevmiyor diyemedim.. Onun yüzünden senin sevginden bile şüphe eder oldum diyemedim. Annesinin sevmediğini başkası nasıl sevsin diyemedim....

Evet.. Şişmanım.. 170boyum var. 96 kilom.. Kapı gibiyim. Sevgilim, vücudu ideal oranlarda, six pack i olan, yakışıklı biri. Ve bu adam beni seviyor. Sevildiğimi hissediyorum.. Çünkü sadece dışıma bakmıyor. Benim ruhumu görüyor o...

Bu yazımı okumayacağını biliyorum. Ama yine de anneme sesleniyorum. Anne.. Her şey dış görünüş demek değil. Her şey ideal ölçülerde bir vücut değil. Her şey tartıda 55-60 kiloyu görmek değil.. Sen benim içimdeki güzelliği hiç görmedin ki.. Böceklerden korkan ama öldürmeye kıyamayan bu yüzden de gazetenin üzerine böcekleri çıkarıp balkona atan kızı görmedin. Her sabah bir önceki günden kalan ekmek kırıntılarını pencerelerin önüne ve balkona atan, kuşlar da kahvaltısını yapsın diyen kızını tanımadın. Kışın sokak hayvanları içecek su bulamazlar diye her sabah ve her akşam kaplara sıcak su koyup bahçeye bırakan kızını tanımadın. Bir roman okurken yalnızlığına, sevgisizliğine ağlayan karakterle birlikte hıçkıra hıçkıra ağlayan kızını görmedin. Sen, yaşıtlarına göre şişman kızının kilolarını gördün hep. Zayıflatmaya çalıştın. Gelen misafirlere hizmet edecek, bir doktor olsun diye uğraştın.. Anne. Bir gün beni sevecek misin bilmiyorum. Ama benim sana olan sevgim gittikçe azalıyor.. Ve evet. Eğer ki kısmet olursa o istemediğin kişiyi sana damat olarak getireceğim... Sana ön yargılarınla mutluluklar dilerim.. Bu zamana kadar bana mutsuzluktan başka bişey vermemiş olsalar da...

Not: Fotoğraflardaki gibi değilim. Ama bunun ne önemi var ki. Şişmanların hepsi bir değil mi, annemin gözünde...