DIĞER

Hayal gibi bir hayattan hayalsizliğe...

Author

İlkokulda tutulan şahsınıza ait sarı dosyaları hatırlar mısınız? Bu dosya her öğrenim yılının belli bir döneminde ortaya çıkar ve öğretmenler bize hangi mesleği icra etmek istediğimizi sorarak siyah pilot kalemleriyle ilgili kısımlara cevaplarımızı işlerlerdi. İşte benim için aldatma o soruya ilk defa maruz kaldığımda başladı. Yedi yaşında bir çocuğa sormanız gereken, hemen herkesin bildiği meslekler doğrultusunda cevabını vereceği yaş itibarıyla da gereksiz olan bir soru değil, en çok neyin hayalini kurguladığı olmalıydı veya o yaşlarda yapmaktan en çok keyif aldığı şey. 

Geçmişteki minik bir ayrıntı olarak hafızamda yer eden bu sorunun meyvesini şimdi topluyoruz. Ülkedeki genç nüfusun yarısının hayali ne yazık ki iş sahibi olmak. (Tabii ki bunda ülkedeki işsizliğinde katkısı büyük fakat iş bir hayal olabilir mi burası tartışmalı.)

Hayal gibi bir hayattan hayalsizliğe...

Hâlbuki o küçük yaşlarımızda her meslekten biraz birazdık. Dizleri kanayan arkadaşına pansuman yaparken doktor, sınıfta çalınan ve kaybolan bir eşyayı bulunca polis, ateşi söndürmek için üzerine işeyince itfaiyeci, aşırdıklarını arkadaşlarını paylaşınca gangster, bir ağaç ev inşaatında işçi, hangi bahçede hangi mahsüller çıkmış araştırması yaparken çiftçi, meteor yağmurunu seyrederken gökbilimci, yağmur sularında çöp yarıştırırken ağır olanın akıntıda ivme kazanacağını bilerek fizikçi oluveriyorduk. Ama bunların tabii ki bir hükmü yoktu çünkü bize karşılığında para vermiyorlardı. Onlar aslında şunu sormak istiyorlardı 'sana para kazandıracak ne iş yapmak istiyorsun?'

İş, iş, iş..... İnsan gerçekten ne için yaşadığını unutuyor. Birçoğumuz nefes almak için yaşıyor, yaşadığı için çalışıyor. Yani birçoğumuz farkında olmasa da artık oksijen paralı. 'Bize kaç para isterseniz diye sormadınız o..pu çocukları, ne iş yapmak istediğimizi sordunuz.' şeklinde isyan edenler de çıkabilir. Ama bence bizi yiyip bitiren hayalgücümüzün körelme durumu.

İşte o yıllarda mutsuzluğun, ümitsizliğin tanımını yapamayacak bir kuşağın şu an düştüğü bu bataklığı kurutabilecek sıcaklıkta bir güneş dahi yok.