POLITIKA

ABD ülkelere hangi yollarla komplo kuruyor? Türkiye buna nasıl karşı durabilir?

Author

Dünyanın süper gücü ABD hemen her alanda çıkarlarını korumaya hazır. Bunun için de envaiçeşit yol kullanıyor. Bu yazıda en önemli olanlarının üstünden geçeceğiz.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki bu yazı ABD düşmanlığının bir sonucu değil. Yani içerisinde ABD’ye karşı bir küfür bulamayacaksınız. Eğer küfürle rahatlamak istiyorsanız hemen yazıyı okumayı bırakın ve muhtelif siteleri veya kanalları açın. Buradaki amacım sizin içinizi soğutmak değil, beyninizi bu konu hakkında doldurmak ve emperyalizme karşı neler yapabileceğiniz konusunda sizi düşünmeye itmek.

ABD ülkelere hangi yollarla komplo kuruyor? Türkiye buna nasıl karşı durabilir?

Öncelikle dünyanın politik iklimi hakkında birazcık duralım. Durum şu: Dünya bir orman arkadaşlar. Her ormanda olduğu gibi buranın da bir ekosistemi var. Bazıları bu ekosistemin içerisindeki besin üçgeninde tepedeyken, bazıları da altındadır. Peki bu uluslararası hukuk ne işe yarıyor diye soruyorsunuz muhtemelen. Cevabı çok sevdiğim şu özdeyişle vereyim: ‘’Kanunlar örümcek ağı gibidir. Örümcek, üzerinde rahatça dolanırken sinekler ağa takılır.’’ Gelin dünyanın örümceği olan ABD, sinekleri hangi yöntemlerle ağına düşürüyor bakalım. İlk yöntem size pek de yabancı gelmeyecek:

Borçlandırma

Bu yöntemin en iyi yanı tüm hukuksal kozları borç verenin eline vermesidir. Mesela Yunanistan’ın Almanya’ya olan borcunu düşünü. Neredeyse tüm hukuksal süreçler şimdiye kadar Almanya’nın lehine sonuçlanmıştır. Peki ABD bu yöntemi nasıl ve neden kullanır. En iyisi sözü ünlü ekonomik tetikçi John Perkins’e bırakayım. Zira kendisinin günah çıkarma seansları durumu çok güzel özetliyor.

(Sakın bu adama karşı sempati duymaya filan başlamayın. Sadece okumaya devam edin. İleride bunun ne mal olduğu ortaya çıkacak)

ABD sadece kendine yardım eder

ABD’nin bir numaralı ‘’yardım’’ kuruluşu USAID
ABD’nin bir numaralı ‘’yardım’’ kuruluşu USAID

ABD’nin verdiği ‘’karşılıksız’’ para yardımlar ilk başta ülkedeki Anti-Amerikancı kesimin sesini keser ve Amerikan karşıtlarını oyunbozan olarak algılanmasını sağlar. Eğer yardım askeri maiyetteyse milli silah endüstrisi bağımlı hale gelir (Örneğin ABD bazen ülkelere silah hibe eder ama mermileri sonra parayla satar.) Ayrıca ülkedeki burjuva sınıfını ABD’ye yakınlaştırır. Yardımlarla devşirilen ya da üretilen zenginler, daha sonra ülkedeki ekonomik yapıların köşe başlarına yerleştirilir. Bunun yanında ABD’nin iyi mi kötü mü olduğuna karar veremeyen halk kitleleri de kandırılmış olur. Hepsinden öte belki de en büyük zarar ülkenin bağımsızlık bilincine verilir. Çünkü veren el alan elden her zaman üstündür!

Klasik böl ve yut taktiği

Yugoslavya’daki etnik temelli çatışmalardan sonra ülke paramparça olmuştur
Yugoslavya’daki etnik temelli çatışmalardan sonra ülke paramparça olmuştur

Bir zamanlar Yugoslavya diye bir ülke vardı arkadaşlar. Sanayisiyle nerdeyse Almanya’ya bile kafa tutabiliyordu. Ancak artık yok. Yaşım, benden genç kardeşlerime öğüt verecek kadar büyük değil. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Her lise öğrencisi mutlaka Yugoslavya’nın nasıl dağıldığını okumalı. Zira eğer bu örnek bize ibret olmayacaksa hiçbir şey olmayacak.

Bu yöntemde izlenen yolu kısaca şöyle özetleyebiliriz: İnsanların birbirleriyle olan benzerlikleri tamamen unutturulur. Mesela Yugoslavya bayrağı altında yaşayan Sırp kökenli Yugoslavlara sık sık Sırp oldukları hatırlatılır. Hırvatlar, Yugoslav vatandaşı olmalarından önce bir Hırvattır. Bu telkinlerle ulusal birliğin altına dinamit konulur ve farklı etnik kökene sahip insanlar birbirinden giderek uzaklaştırılır. En son bu grupların eline silahlar verilir ve sadece uzaktan seyredilir…

Askeri müdahaleye uygun hale getirme

Obama, boynunda barış kolyesi elinde müdahale silahıyla Libya’ya doğru uçuyor
Obama, boynunda barış kolyesi elinde müdahale silahıyla Libya’ya doğru uçuyor

Bu yöntemde hedef ülkede bir karışıklık çıkartılır. Durum öyle bir hal alır ki tüm dünya adeta bir müdahale için ABD’ye yalvarır. Bu yöntem de genellikle BM Güvenlik Konseyi’nin 39. Maddesi çerçevesinde yapılır (Silahlı müdahale ise için ise 42. Maddeden yararlanılır). Bu maddeye göre bir ülke dünyanın barış ve güvenliğini tehdit ediyorsa, BM çatısı altında örgütlenen koalisyon söz konusu ülkeye müdahale edebilir. İşte ABD’nin yaptığı da kısaca budur. Buna en büyük örnek Libya’dır. Kaddafi devrilmeden önce Afrika’nın en güçlü devletlerinden biri olan Libya, batının ‘’özgürlük savaşçılarının’’ işgaline uğramıştır. Ülke şimdi kabile savaşlarıyla adeta kan banyosu yapmaktadır.

ABD’den dünyaya: Bizi yenemezsiniz!

John Perkins son kitaplarından sonra adeta bir rock star muamelesi görmekte
John Perkins son kitaplarından sonra adeta bir rock star muamelesi görmekte

John Perkins’i hatırladınız mı? Hani yukarıda bütün riskleri alarak ülkeleri nasıl kana buladığını anlatan beyaz saçlı karizmatik adamı? Bu da mı oyundu diye soruyorsunuz muhtemelen. Hayır, kendisi doğruyu anlatmakta. Asıl sorulması gereken neden bunları anlatıyor olmalı bence. Cevabı basit. Çünkü ABD insanlara şu mesajı vermek istemekte: ‘’Bakın biz nasıl zekiyiz. İstediğimiz ülkeyle istediğimiz gibi oynuyoruz. Boşuna dünyanın jandarması ABD’ye kafa tutmayın. Sonunda pişman olursunuz!’’ John Perkins’in bu propaganda taktiğine bilerek mi yoksa bilmeyerek mi dahil olduğu hakkında bir fikrim yok. Ancak bu adamın bu kadar parlatılmasının başka bir açıklaması yok maalesef.

Üzgün ve kaslı ABD askerleri

Jarhead filminde, çatışma sırasında ABD askeri birden donup kalıyor, biz de aman ona bir şey olmasın diye endişeleniyoruz
Jarhead filminde, çatışma sırasında ABD askeri birden donup kalıyor, biz de aman ona bir şey olmasın diye endişeleniyoruz

2000 yılına girerken ABD’deki film endüstrisi de bir hayli değişti. Artık Rambo ve Rocky gibi çiğ kahramanlık filmleri tutmuyordu. Yeni trend, artık ABD askerlerinin nasıl birer ana kuzusu olduklarını göstermeye yönelikti. Yani evet, ABD askerleri ülkeleri işgal ediyor ve ‘’yanlışlıkla’’ insanları öldürüyordu. Ama bakın sonunda ne kadar da üzülüyorlardı. Onlar sadece köpekli ve bahçeli evlerine dönüp, sarı saçlı mavi gözlü güzel eşleriyle yatmak istiyorlardı. Bu savaşı onlar seçmemişti!

Televizyonlardaki programlarla toplumun kodlarını değiştirme

Bir kullanımlık suni karakterler
Bir kullanımlık suni karakterler

Bu konu aslında oldukça derin. İleriki yazılarda değineceğim yumuşak güç ile doğrudan bağlantılı. Kısaca özetlemek gerekirse ABD ülkelere artık tankıyla topuyla girmiyor. ABD artık tüm dünyaya pazarladığı yarışmalarla, filmlerle ve dizilerle giriyor. Peki neden? Burada bizi uyutmak istiyorlar deyip işin içinden çıkmak istemiyorum. Bence olay bundan daha derin.

Bu tür popüler kültür ürünleri tüm insanlara ABD damgalı yaşam tarzını sevdirmekte. Buna göre bencil olmalısınız. En tepeye çıktığınız anda tüm kötü özellikleriniz üstünüzden kayıp gideceğinize şüpheniz olmamalı. Arkadaşlarınıza gerektiğinde ihanet etmekten çekinmemelisiniz.

Benim burada vermek istediğim örnek kesinlikle Survivor yarışması olacaktır. Bu yarışmada insanlar birbirinin kuyusunu kazmakta, arkasından konuşmakta, kavga etmekte ve yarışmalarda yarışmaktadır. İlk başta takım halinde yarışılsa da bir süre sonra herkes kendisi için savaşmaya başlar. Çünkü sadece bir kazanan olmalıdır. İkincilikle sonunculuk arasında hiçbir fark yoktur!

Video oyunlarının değişmez mesajı: Düşmanımız düşmanınızdır

Call of Duty oyunlarında Rusların canları ucuzdur ve kan dökmek için sürekli bahane aramaktadırlar
Call of Duty oyunlarında Rusların canları ucuzdur ve kan dökmek için sürekli bahane aramaktadırlar

Özellikle silahlı çatışma oyunlarında görüyoruz ki ABD menşeli video oyunları, insanların kafasına kim dost kim düşman sokmayı çok iyi başarıyor. Örneğin Call of Duty oyununu aklınıza getirin. Neden neredeyse her oyunda Rus askerlerini ya da Rus sivillerini öldürüyoruz? Ya da neden Call of Duty Ghost’ta Güney Amerika federasyonuna karşı savaşıyoruz? Güney Amerika ülkelerinin birleşmesi neden ABD’nin bu kadar derdi oldu? Bu sorulara yanıt bulduğumuz zaman bu propaganda tekniklerini de bertaraf etmiş olacağız.

Türkiye ne yapabilir?

Şu ana kadar anlattığım tüm bu yöntemler 1000 sayfalık kitaplarda anlatılabilecek kadar derin karmaşık konularsa, Türkiye ne yapabilir sorusu birkaç ansiklopedik cevabı hak eder. Bu sebeple bence 'Bir şey yapmaya nereden başlamalı?'' sorusundan yola çıkmalıyız ki önümüzü daha rahat görebilelim. Bence yapmamız gereken ilk şey bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamaktır arkadaşlar. Yani önce ülkemizi tanımaktır. Ancak gerçekten tanımak. Yani abartıdan uzak, realist bir bakış açısıyla tanımak.

Anti emperyalizm Türkiye'nin genetik kodlarında vardır
Anti emperyalizm Türkiye'nin genetik kodlarında vardır

Çok açık bir şekilde söylüyorum: Türkiye orta büyüklükteki bir ülkedir. Yani şu anki durumuyla politik arenada tek başına oyun sahneleyebilecek bir devlet değildir. Önünde sadece tek bir yol vardır. O da kendiyle aynı durumda olan devletlere iş birliği yapmak ve süper güç ABD karşısında pazarlık yapmaya yetecek kadar kas gücüne ulaşmaktır. Her ne yolla olursa olsun ABD ile siyasi denklik sağlanmalıdır. Yazıda geçen kumpas yöntemlerini ileride daha detaylı inceleyeceğim. Daha bağımsız bir ülkede buluşmak dileğiyle hoşça kalın.

Şunu da ben yazdım: