TARIH

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

Author

Türkiye’ye gelen 6. Filo’nun en büyük şanssızlığı efsane 68 kuşağına denk gelmeleriydi.

6. Filo’nun ülkemize gelmesiyle emperyalizm, Türk halkının gözünde uzun süreden sonra ilk defa cisim buldu. Ancak bu sefer Türk milleti emperyalizme karşı topyekûn bir tavır almadı. Hatta iki kutba ayrıldı. Kanımca ülkedeki en belirgin ilk sağ-sol çatlaması, diğer bir anlamda ayrışması, ilk defa 6. Filonun Dolmabahçe’ye demirlemesiyle iyice görünür hale geldi. Bu tarihten sonra özellikle sağ cenahta ‘’Bizden olmayan herkes düşmandır’’ algısı iyice yerleşti. Sol kesimde de köyden kente göç etmiş ve gelenekçi siyasi görüşe sahip kesime karşı, günümüzde de devam eden bir güvensizlik havası oluştu.

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

Peki neden 6.Filo’nun Türkiye’ye gelmesi ülkeyi bu denli germiş ve bir iç çatışmanın eşiğine getirmişti? Bunun için iki neden sayabiliriz. Bunlardan biri ünlü ‘Johnson Mektubu’ydu. ABD Başkanı Johnson, bu metni Türkiye’nin Kıbrıs’a olası bir müdahalesini önlemek için yazmıştı. Bu mektup öyle bir infial yaratmıştı ki İsmet İnönü "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye bu dünyada yerini alır” diyerek ABD’ye ipleri koparmaya hazırız mesajı vermişti. 

Bu mektup benim siyasi çizgimin oluşmasında da önemli bir yere sahip. Hatta bana sorulursa okullarda ders niyetine öğrencilere okutulmalı. Metnin bu kısmını okuyun bana hak vereceksiniz.

Şu dilin kabalığına bakın hele:

‘’ Yıllar boyu Türkiye'yi en sağlam şekilde desteklediğini ispat etmiş olan Amerika gibi bir müttefikin, bu şekilde neticeleri olan tek taraflı bir kararla karşı karşıya bırakılmasının, Hükümetiniz bakımından doğru olduğuna hakikaten inanıp inanmadığınızı sizden sorarım. Binaenaleyh, böyle bir harekete tevessül etmeden önce Birleşik Amerika Devletleri ile tam istişarede bulunmak mesuliyetini kabul etmenizi hassaten rica etmek mecburiyetindeyim’’.

Bir egemen devletin Başkanı diğer bir egemen devletin Başbakanından (İsmet İnönü) hesap soruyor. Ve ‘’Bize danışmadan hiçbir şey yapamazsınız’’ diyor. Sadece bu bile ABD askerlerinin neden İstanbul sokaklarında dövüldüğüne cevap veriyor. Ancak biz yine de devam edelim.

Filo batıran 68 rüzgârı

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

Efsane dönem efsane gençlik

68 kuşağını bilmeyen yoktur sanırım. Bu kuşak batı ülkelerinde anti militarist maiyetteyken bizim gibi gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde anti emperyalist bir çizgide ortaya çıkmıştı. Bu nesil, ülke ayırt etmeksizin tüm hükümetleri ve onların kararlarını etkilemeyi başarmıştı. Örneğin ABD’nin, Vietnam işgalini sonlandırmasında, Amerikalı gençlerin yoğun protestosu çok etkili olmuştu.

Tüm bunların yanında elbette Türkiye de bu politik iklimden nasibini aldı. Ancak bizim kuşağımız ABD’dekiler gibi sözüm ona ‘süt çocuğu’ değildi. Gerektiğinde emperyalizmle çıplak elle de savaşmayı göze almıştı. Bu nesil genel olarak anarşist ve yurtsever olarak adlandırılabilecek iki kola ayrıldı. Ancak iki kolun da ABD karşıtı ve anti emperyalist çizgide olduğunu söylenebilirdi.

Peki 60’lı yıllarda sağ görüşe sahip insanlar ne alemdeydi? Öncelikle bu insanların kızgın olduğunu söylemeliyiz ilk başta. Çünkü 60 darbesiyle iktidardan zorla indirildiklerini ve dışlandıklarını düşünüyorlardı. Ayrıca o zamanlar milliyetçilerle muhafazakârlar arasındaki çizgi giderek silinmeye, taraflar aynılaşmaya başlamıştı. Nihal Atsız’ın temsil ettiği ırka dayalı milliyetçilik büyük mevzi kaybetmiş, yerini İslam’la Türkçülüğü birleştiren bir Türk-İslam sentezine bırakmıştı. Sağcı gençlik özellikle İsmail Kahraman’ın başında olduğu Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Fetullah Gülen’in kurucuları arasında yer aldığı Komünizmle Mücadele Derneği etrafında toplanmıştı.

O zamanlar neler oldu?

O dönemdeki politik iklimi özetledikten sonra herhalde o gün neler olduğunu anlatmaya başlayabiliriz. Türkiye’ye davet edilen ABD’nin 6. Filosu 7 Ekim 1967’de İstanbul’a varmıştı. İster sinirlenin ister küfür edin. ABD’li askerlerin amacı Türkiye’ye gelip gönül eğlendirmekti. Yani eğer rahat bırakılsalardı kendileri pavyondan ve genelevlerden çıkmayacaktı (1946 yılında Missouri Zırhlısı İstanbul’a gelmeden önce genelevler badanalanmıştı, bu utanç bize yeter).

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

ABD'li Amiral pavyonda göbek atıyor, dönemin gazetesi haberi 'Halinden memnun' olarak veriyor

Ancak bu aylardan beri kadın görmemiş azgın Coniler bir türlü rahat rahat bulamadı. Çünkü solcu gençler mitinglere başladı ve ikinci bir Missouri felaketine izin vermeyeceklerini açık açık belli etti. Durum o kadar ciddiydi ki bir ABD askeri bile Dolmabahçe’den karaya çıkamadı. Hatta Filo komutanı William İ. Martin ABD konsolosluğuna kara yoluyla değil ancak helikopterle gidip gelebilmişti. ABD askerleri istenmiyordu!

Bu protestoların öncü öğrenci örgütlerinden biri olan FKF, dönemin ruhunu anlatan şu bildiriyi yayımladı:

"Amerika'nın Vietnam'daki vahşetine, Türkiye'deki pervasızlığına dur demenin zamanı gelmiştir. Türkiye'de girebileceği iğrenç oyunların tasavvuru, insan bilincinin bu dev savaş makinesiyle mutlaka bahşedeceği inancımızdan bir şey eksiltmemiştir."

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?
Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

Denize dökülen ABD'li askerler polisler tarafından sudan çıkartılıyor

ABD filosu gösterilen bu sert direniş sonrası adeta Çanakkale’de mağlup olup geri çekilen İngiliz zırhlıları gibi demir aldı ve limandan uzaklaştı. Ancak geri gelip tekrar karaya çıkmak istediklerinde film koptu. Dolmabahçe’de eylem yapan gençler tuttukları ABD askerlerini denize attı. Ancak daha sonra polislerin de yardımıyla karaya çıkmayı başardı. Şehirde olan şeyler ise kelimenin tam anlamıyla utanç vericiydi. Genelevler tıpkı Missouri Zırhlısı’nın geldiği zamanki gibi boyandı ve içerideki hayat kadınları ABD askerleri hastalık kapmasın diye kontrolden geçirildi. Bu sırada emniyet güçleri öğrenci yurtlarına baskınlar yapıyor ve solcu liderleri göz altına alıyordu.

Bu sırada çok ilginç olaylar da oluyordu. Mesela bir pavyonda eğlenen ABD askerleri, 150 kuruş fazla gelen hesaba itiraz etti. Dışarı çıktıklarında ise eylemciler askerlerin üzerine katran döküp tartakladı. Bunun yanında o dönemler icat edilen bazı sloganlar da dikkate değerdi. Mesela benim en beğendiğim slogan ’Amerikalı it, evine git’tir. Ayrıca ‘Bağımsız Türkiye’ gibi sıradan sloganlar da eylemciler tarafından sık sık kullanıldı.

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

Filo'nun uzaktan görünümü

Ancak ne yazık ki bu olaylarda çok acı bir gelişme oldu. Polisler bir üniversite yurdunu bastı ve eylemci gençleri dövdü. Bu sırada öğrencilerden Vedat Demircioğlu aldığı darbelerden ötürü ağır yaralandı daha sonra da hayatını kaybetti. Bundan sonra solcu gençler gördükleri tüm ABD askerlerini tartaklayıp denize atmayı alışkanlık haline getirdi. ABD askerlerinin suça karışması ve Türk kızlarını taciz etmesi halkı da bu protestolara katılmaya itti.

Sağcıların protestoları da başlıyor

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

MTTB başkanı İsmail Kahraman halkı 'Kızıl tehdit' hakkında uyarıyor 

Sağ görüşten gençler de artık meydanlara çıkmaya başlamıştı. MTTB binası adeta bir cephaneliğe çevrilmişti ve burada üstler tarafında moral ve motivasyon arttırıcı konuşmalar yapılıyordu. Tam da bu sırada Mehmet Şevki Evgi provokatif denilebilecek şu yazıyı Bugün’deki köşesinden yayımladı:

“Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekûn savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tespihimi çekerim... Etliye, sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz... Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur, canını verirse şehitlik şerefini kazanır.”

16 Şubat 1969 tarihinde yazılan bu yazıdan sonra sağ tandanslı gruplar kelimenin tam anlamıyla gaza geldi. Bunun sonucunda da tarihe 'Kanlı Pazar' olarak geçen olay yaşandı. Taksim Meydanı’na giren dinci grup solcu gençlere saldırdı. Bu saldırıda da Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan hayatını kaybetti.

O günlerde ayrıca çok tuhaf bir olay yaşandı. Yazmaya pek elim varmıyor, ama muhafazakâr kanattan bir grup genç 6. Filo’yu kıble belledi ve ona doğru dönüp namaz kıldı (Kılınan öğlen namazından sonra Taksim'e geçen grup daha önce belirttiğim ''Kanlı Pazar'' olayının yaşanmasına neden oldu). Bu yaklaşım dönemin ABD yetkililerini bile şaşırttı. Ancak bu bu izzet-i ikram da ABD askerlerini İstanbul’da tutmaya yetmedi. 6. Filo’nun bir sonraki durağı İzmir olacaktı. Ancak orada da müthiş bir direnişle karşılaştılar. İzmirli halk yine ABD askerlerinin karaya çıkmasına izin vermedi. 

Bundan yıllar önce Türk gençliği ABD askerlerine yüzme öğretmişti, bakın nasıl?

Filoya doğru namaz kılan gençler

Sonuç olarak filo gittiği her yerde müthiş bir direnişle karşılaştı. Sonunda da oltasını alıp gitmek zorunda kaldı. Ancak yarattığı etki bugün bile hissedilebilir seviyede kaldı. Mesela 6. Filo’nun Türkiye’ye gelmesiyle siyasi tarihimizde Amerikancılık ilk defa bu kadar mevzi kazandı. Amerika’yı ‘’Dinsiz komünistlere’’ karşı kalkan olarak gören anlayış, gerektiğinde elini kana bulayabileceğini gösterdi. Ana argümanları ise Amerika’da İslam’ı yayma özgürlüğü olduğu ve Ehl-i Kitap ABD’lilerin komünistlerden daha iyi olduğuydu.

Ne gariptir, bundan yıllar önce Kurtuluş Savaşı’na muhalefet eden komprador din adamları da aynı şeyleri söylüyordu. Oysa ki 6. Filo, Kıbrıs’taki Müslüman Türkleri kurtarmaya giden gemilerimizin önünü kesen filoydu. O zaman ki sağcı gençlik, kafalarındaki solcu alerjisinden kurtulup bunu idrak edebilseydi her şey daha farklı olabilirdi. Tam bağımsız bir ülkede yaşama ümidiyle, hoşça kalın. 

Şunu da ben yazdım: