POLITIKA

Dostoyevski’yi kurşuna dizilmenin kıyısına getiren Dekabrist İsyanı neydi?

Author

Rus tarihi ve Osmanlı tarihinin kesiştiği birçok konu var. Dekabrist hareket de onlardan biri.

Son zamanlarda birazcık Rus tarihine merak saldım. Çünkü bana göre Ruslar ve Osmanlılar tarihte birçok defa savaşsalar da aslında kaderleri birbirlerine oldukça benzeyen iki devletti. Çünkü bu iki ülke de Avrupa’nın kendilerini geçtiğini zor fark etti. Fark ettikten sonra Rusya bilimi kendi ülkesinde üretme yolunu seçerken, Osmanlılar işi dışarıdan getirilen askeri uzmanlarla kotarmaya çalıştı (Tarih Rusların daha mantıklı bir seçim yaptıklarını bize göstermiştir). Ayrıca Fransa Devriminin Osmanlıya etkileri de Rusya'dakine bir hayli benzemektedir. Çarlık Rusya, anayasa ve demokrasi isteyen subaylara ve aydınlara tıpkı Osmanlının davrandığı gibi davranmıştır.

Dostoyevski’yi kurşuna dizilmenin kıyısına getiren Dekabrist İsyanı neydi?

Dostoyevski de Dekabrist Ayaklanması (Aralıkçılar İsyanı da denir) sonrasında Çarlık Rusya’nın hışmına uğrayan o aydınlardan biriydi. Bu konu hakkında beylik lafları edecek kadar okuma yapmadım. Ancak ben Dostoyevski’yi, bizim Namık Kemal’e, Dekabrist Ayaklanmasını ise II. Meşrutiyetin ilanına bayağı bir benzettim. Neden böyle düşündüğümü Dekabrist Ayaklanmasını anlatarak başlayayım. Bu ayaklanma tıpkı bizdeki reform hareketleri gibi Rus-Fransız savaşı sırasında Avrupa görmüş ilerici subaylar tarafından çıkarıldı. Fikirsel dayanakları da ülkedeki aydın yazar ve şairler tarafından geliştirilmişti.

Dostoyevski’yi kurşuna dizilmenin kıyısına getiren Dekabrist İsyanı neydi?

İşte bu yazarlardan biri de Dostoyevski’ydi. Kendisi devrimci ve ilericilerin toplandığı bir evde diğerleriyle beraber göz altına alınmıştı. Bu kişilerin arasında Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan memurlar ve birkaç subay da vardı. Namık Kemal yakalandıktan sonra sürgüne gönderilmişti. Ancak Dostoyevski ölüme mahkûm edildi. Kendisinin ölüm cezası aldıktan sonra neler hissettiğini daha sonra yazdığı romanlardan anlayabiliyoruz.

Mesela Suç ve Ceza’da şöyle bir bölüm vardır:

“Nerede okumuştum, hani bir idam mahkûmu ölümünden biraz önce şöyle söylemiş ya da düşünmüştü: ‘Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağımın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört bir yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek bir fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce, bin yıl boyunca, hatta sonsuza kadar o bir karış toprakta durmamda gerekse o şekilde yaşamak, şu anda bir yarım saat içinde ölecek olmaktan çok daha iyidir.’ Yeter ki yaşayayım!”

Dostoyevski’nin ölüm cezası idamına kısa süre kala bozuldu. Dekabrist Ayaklanması da başarısız oldu. Ancak 14 Aralık 1825’te gerçekleşen bu ayaklanmadan sonra 1917’deki Ekim Devrimiyle Çarlık yıkıldı ve Romanov hanedanı üyeleri idam edildi. Dostoyevski’nin istediği bu muydu, bundan şüpheliyim.   

Şunu da ben yazdım: