KÜLTÜR

Gölgeleri her meclisin koridorunda, paralel devlet ilk nasıl ortaya çıktı?

Author

Yine geçen yazıdaki gibi diken üstü bir konu seçtim size. Ve yine elimden geldiğince sade yazıp sizi kısa zamanda bilgilendirmeye çalışacağım. İsterseniz ufaktan başlayalım.

Gölgeleri her meclisin koridorunda, paralel devlet ilk nasıl ortaya çıktı?

Paralel devlet Türkiye gündemine FETÖ ve elebaşısı Fetullah Gülen ile girdi. Fakat bu tanım neredeyse bir asırdan beri politik literatürde vardı. Örneğin Amerikan medyası bu kavrama ‘’shadow goverment’’ der (bizim derin devlet tanımımıza oldukça benzer). Yani demokratik yolların etrafından dolanarak kendi egemenliğini kurmaya çalışan yapılar hemen her ülkede görülür. Peki, paralel devlet nasıl ortaya çıkar?

Devlet yönetimi sadece devlete kalmaz

Bunu anlamak için önce bir devlet nasıl yönetilir sorusuna cevap vermemiz gerekiyor. Devlet genel anlamda üç ana eksen tarafından idare edilir (veya yönlendirilmeye çalışılır): Yasal kurumlar (meclis, parti, ordu gibi yapılar), yarı yasal örgütler, (örneğin Lübnan’daki Hizbullah), ya da yasa dışı örgütler (en basitinden PKK buna iyi bir örnektir).

Gölgeleri her meclisin koridorunda, paralel devlet ilk nasıl ortaya çıktı?

Devlet, bu üç ana eksen tarafınsan çekiştirilir ve yönlendirilmeye çalışılır. Bizim odaklanacağımız kurum ise tahmin edebileceğiniz gibi yarı yasal kurumlar. Çünkü paralel devletler her zaman yarı legal kurumlardan türer. Hazır lafı geçmişken de örnek olarak Hizbullah’ı ele alalım. Sahi Hizbullah ne yapıyor Lübnan’da? Nasıl devletin silahlı güçleri varken ellerinde keleşlerle sokaklarla dolaşabiliyorlar?

Cevap basit: Çünkü buna ihtiyaç var. Hiçbir ülkenin yönetimi sadece devlet kurumlarına kalmaz, kalamaz. Legal yönetim, her zaman için yan organcıklara ihtiyaç duyar. Bu kurumlar, liberal ideolojiyi benimsemiş ülkelerde sivil toplum kuruluşları adını alır. Totaliter dünya görüşüne sahip ülkelerse paramiliter örgütlere sırtını dayar. Tıpkı SA’lara sırtını veren Adolf Hitler gibi.

Tarihin ilk paraleli SA’lar

Gölgeleri her meclisin koridorunda, paralel devlet ilk nasıl ortaya çıktı?

Paralel devlet kavramını ilk defa bilimsel literatüre sokan Robert Paxton’a göre, tarihte ilk örnek Nazi Almanyası'nda ortaya çıktı. Paramiliter bir örgüt olan SA’lar, Hitler’in yönetimine paralel bir yönetim kurdu. Öyle ki SA’ların lideri Ernst Röhm tasfiye edilmeden önce Hitler’den bağımsız bir İngiltere politikası bile geliştirmeye başlamıştı. Ta ki darbe gününe kadar.

Gölgeleri her meclisin koridorunda, paralel devlet ilk nasıl ortaya çıktı?

Hitler sokakları kontrol etmek, partisini gençlik arasında popüler hale getirmek için SA’ları kullandı. Fakat Ernst Röhm’ün gücü önü alınamaz şekilde yükselince Hitler olası bir darbeden korkmaya başladı. İkilinin arası bu sebeple tamiri mümkün olmayacak derecede bozuldu. Sonunda da tarihe ‘’Uzun Bıçaklar Gecesi’’ diye anılacak bir operasyonla Hitler, SA’nın lider kadrosunu Röhm ile birlikte tamamen tasfiye etti (bizim 15 Temmuzla olan paralelliği oldukça dikkat çekici).

Paralel devletin kuluçkası

Paralel devleti bir mikrop olarak düşünürsek (şahsen bana sorarsanız öyledir) bir ülkede büyüyüp gelişmesi için üç ana desteğe ihtiyaç duyacaktır. Bunlar sermaye desteği, dış devletlerin desteği (diplomatik destek) ve silahlı güçtür. Önce gelin Ernst Röhm’ten örnek verelim.

Röhm para desteğini ilk başta Bavyera sermayesinden edindi (Burada anti-semitik Thule Cemiyeti etkin rol oynadı). Kendisi Bolivya’ya gittiğinde  ABD tarafından keşfedildi. Asıl diplomatik desteğini ise Hitler’e göre Röhm’ü daha ‘’anlaşılabilir’’ gören İngiltere ve Fransa’dan sağladı.

Son olarak da elbette silahlı güç. Tahminler SA gücünün doruğundayken 100 bini aşkın milisi bulunduğu yönünde. Sadece bir hayal etmeye çalışın. Ülkenizde devletten neredeyse tamamen bağımsız 100 bin silahlı kişi var ve hepsi de tek bir adamın ağzından çıkacak emre bakıyor. Korkutucu değil mi? Hayal etmenize de gerek yoktu aslında. Ülkece biz de bu yollardan geçtik çünkü.

FETÖ nasıl 3’te 3 yaptı?

Şimdi gelelim bizim ağlak bunak Feto’ya. Bu adam ilkokul mezunu ve şu anda milyarlarca dolarlık bir servetin üstünde oturuyor. Nasıl oluyor arkadaşım bu iş? Cevabı aslında basit. Çünkü Fetullah Gülen her paralel devlet gibi ilk başlarda ‘’herkes için’’ işlevsel bir aparattı.

Peki, Türkiye açısından bu işlevi neydi? Tek kelimeyle söylersek eğitim. FETÖ, devletin ulaşamadığı yerlerdeki yetenekli çocukları buldu ve normalde asla sahip olamayacakları imkânlar sağladı. Bu da 70’li yıllardan beri bizim saf yöneticilerimiz tarafından sanki iyi bir şeymiş gibi algılandı. Sonuç olarak da ‘’Altın nesil’’ yetişmiş oldu.

FETÖ’nün sermayesi de hepimizin tahmin edebileceği gibi ABD’den geldi. Sovyetlerin dağılmasından sonra Orta Asya’da oluşan otorite boşluğu ABD’nin iştahını kabartıyordu. Bu bölgede etkin olmak isteyen ABD, Türki Cumhuriyetlere yumuşak güç ile girmek için hem Türk hem de Müslüman görünen FETÖ’yü kanatları altına aldı. Bu da terör örgütüne büyük bir maddi yardım sağladı.

Bunu yazarken bile kafam allak bullak oluyor. Fakat ne yazık ki gerçekler bizim ne hissettiğimizle ilgilenmiyor. FETÖ silahlı güçlerini ordumuzun içinden devşirdi. Bununla beraber de nihai amacını gerçekleştirmek için gerekli tüm gereksinimleri elde etmeyi başardı. Bunun faturasını ise 15 Temmuzda hep beraber ödedik.

Ağlayıp sızlamanın, bu iş nasıl böyle oldu diye dövünmenin âlemi yok. FETÖ ve Fetullah Gülen gibiler hep vardılar. Hep de var olacaklar. Eğer bir yerde güç ve iktidar varsa onu cebren ve hile ile elde etmeye çalışanlar her dönemde olacaktır. Yani önemli olan onların varlığı değil arkadaşlar. Sorun bizim onlara karşı ne yapacağımız. Ha bu arada unutmadan geçmiş Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. Daha bağımsız bir ülkede görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.