TARIH

Müslümanlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?

Author

Özellikle Batılı ülkelerdeki insanlar, İslam’ın dünyaya olan katkılarını sık sık unutuyor. Ancak gerçek şu ki insanlık medeniyeti İslam medeniyetine çok şey borçlu.

Özellikle beyaz adamın üstünlüğünü savunan insanların, muhtelif internet sitelerindeki ırkçı propagandalarına uzun süreden beri maruz kalmaktayım. Bu arkadaşlara göre İslam’ın, dolayısıyla da Müslümanların olmadığı bir dünya çok daha güzel olurmuş. Bilimsel buluşlar şimdikinin 10 katı seviyeye gelirmiş ve dünyaya en sonunda barış hüküm sürebilirmiş. Tarihe birazcık ilgi duyan herkes bu iddiaların saçmalığını kavramıştır. Ancak bu alana ilgi duymayanlar karşı argüman üretmekte zorlanabilir. Bu sebeple böyle bir yazı yazmak istedim. Umarım kafalardaki bulanıklığı birazcık olsun giderebilirim.

  Müslümanlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?

Batı medeniyetinin yükseliş hikayesi

Öncelikle söylemek gerekiyor ki Batı medeniyeti, bir medeniyet özelliğini kaybettiği karanlık çağları yaşarken, yani Avrupa’nın her yerine Katolik Kilisesi’nin skolastik ve dogmatik ideolojisi sinmişken İslam, altın çağını yaşıyordu. Nasıl günümüzde bilim dili İngilizceyse o zamanlar bu boşluğu Arapça dolduruyordu. Evet, İskenderiye Kütüphanesi yıkılmıştı. Ancak Bağdat Kütüphanesi’nin de ondan eksik kalır bir yani yoktu.

Belki de en önemlisi İslam alimlerinin eski Yunan filozoflarının ve bilim insanlarının eserlerini çevirip okumasıydı. Müslüman ilim insanları kendilerinden daha eski olan bu uygarlığın ürettiklerine “haram” ya da “kâfir işi” dememişti. Onun yerine saygı göstermiş ve onların eserlerinden yararlanmaya çalışmışlardı. Peki bunun Batı medeniyetine nasıl bir katkısı olmuştu? Şöyle ki bu çeviri kitaplar daha sonra Avrupalılar tarafından fark edildi ve Avrupa medeniyeti, köklerini İslam medeniyetinin bu yardımları dolayısıyla hatırladı.

Hayatımıza yön veren buluşlar

"0"ın mucidi, büyük İslam alimi Harezmi
"0"ın mucidi, büyük İslam alimi Harezmi

İslam medeniyetinin bulduğu ve günümüzde de sıklıkla kullanılan buluşlar saymakla bitmez. Örneğin sözlüğü ele alalım. Kelimeleri alfabetik sıraya göre dizip derleme fikri İslam alimlerinin fikriydi. Sonra bir de “0” kavramı var. Müslümanlar 0'la tüm insanları, Roma sayıları denen ve 10’u geçince sapıtan hilkat garibelerinden kurtarmıştı.

Bunların yanında üniversite kavramını da Avrupa, Müslümanlardan öğrendi. Benim şahsen hayranı olduğum bir devlet ve topluluk olan Endülüs Emevileri İber yarımadasında muhteşem medreseler kurdu. Biz şu anda nasıl Avrupa’daki üniversitelere eğitim almaya gidiyorsak, bir zamanlar Avrupalı gençler bugünkü İspanya’da bulunan medreselere eğitim almaya gidiyorlardı. Batı medeniyetinin ilk üniversiteleri olarak bilinen Padua ve Bologna üniversiteleri müfredatlarını tamamen bu medreselerden aldılar. İngiltere'de ki Oxford üniversitesi de bu kökten yararlandı.

Medeniyet tarihinin ayrılmaz bir parçası

Şimdiye kadar aklı başında bir insanı çoktan ikna olmuştur. Ancak insan maalesef rasyonel bir varlık değil. Bu sebeple elimdeki tüm kozları sonuna kadar kullanacağım. Buyurun bulabildiğim kadarıyla İslam medeniyetinin insanlık tarihine kazandırdığı bazı buluşlar ve kavramlar.

Kahve

Kameralar (ilk optik kamera, Ibn al-Haytham)

Deneysel Fizik

Satranç

Sabun

Parfüm

Gelişmiş sulama sistemi

Krank mili, içten yanmalı motor, valfler, pistonlar

Şifreli kilitler

Mimari yenilik (Avrupa'daki Gotik katedraller İslami sivri kemer tarzının bir türevidir)

Cerrahi Aletler

Anestezi

Değirmen

Sığır çiçek hastalığı tedavisi

Dolma kalem

Numaralandırma sistemi

Cebir / Trigonometri

Modern Kriptoloji

3 öğün yeme alışkanlığı

Kristal gözlük

Halı

Çek sistemi

Bahçelerin güzellik göstergesi olarak algılanması ve meditasyon için kullanılma kavramı

Üniversite olarak da bilinen birinci derece veren kurum

Optik

Müzik notaları

Diş fırçası

Yerleşik hastaneler

Yorgan dokumak

Ruj ve göz kalemi

Plastik cerrahi

Kaligrafi

Kağıt ve kumaş imalatı

Paraşüt

Dün, dünde kaldı!

Liste böylece sürüp gidebilir. Ancak burada bir noktanın üstünü çizmek zorundayım. Gerçek şu ki Doğu medeniyeti 13. yüzyıldan sonra duraklama dönemine girmiş ve Avrupa’nın Rönesans atılımını yakalayamayarak ve geri kalmıştır. Bunu kabul etmemek duygusal hezeyanların etkisinde kalmaktan başka bir şey değildir. Maalesef tutuculuk ve akıl donduran selefilik ideolojisi, Müslümanların beynine girmiş bu da Batı medeniyetiyle olan farkı günden güne açmıştır.

Bu sebeple yukarıda yazdıklarım bu cesur atılımlar bize mutluluktan çok hüzün vermelidir. Her şeyden önemlisi "Biz bunları eskiden yapabiliyorduk, şimdi neden yapamıyoruz?" sorusunu sordurmalıdır. En başta sözünü ettiğim o ırkçı insanlara ve Avrupa’nın her yerine sirayet etmiş popülist söylemlere ancak bu, gereken cevabı verecektir. Büyük İslam alimlerinden Mevlana’nın bu sözü hepimize rehber olmalıdır:

“Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım”

Şunu da ben yazdım:

14.03.2018