DÜNYA

Suriye “Zeytin Dalı” operasyonundan memnun, peki neden?

Author

Turgut Özal dönemine kadar gitmemiz gerekecek. Özal dönemi Türkiye-Suriye ilişkileri açsından gergin sayılabilecek zamanlardı. Türk medyasında “Baba Esad” olarak anılan Hafız Esad, ülkenin düğmelerini zor bir arada tutuyordu. Bunun için de hemen her türlü tedbiri almaktan kaçınmıyordu. Bu, ne kadar sert ve acımasız olursa olsun. Baba Esad’ın, 1982 yılında Hama şehrinde patlak veren isyanı bastırış şekli, bu konuda ne kadar ciddi olduğunu tüm dünyaya gösteriyordu.

Suriye “Zeytin Dalı” operasyonundan memnun, peki neden?

O dönemlerde PKK emekleme dönemindeydi. Örgüt, daha çok “Apocular” biliniyor ve ileride Türkiye’nin başına ne kadar büyük bir dert açacağı tahmin edilemiyordu. Hatta birçok araştırmacıya göre Apocular devlet içerisindeki bazı hizipler tarafından, “böcek yiyen böcek” olarak görülüyordu. Çünkü bu örgüt diğer solcu gruplara karşı başarıyla mücadele ediyordu. Apocular Güney Doğudaki tüm diğer solcu grupları yok ediyor ya da içinde sindiriyordu. Bu da Türkiye’deki sosyalizm karşıtı Gladyo yapılanmasının işine geldiğinden, bu faaliyetlere göz yumuluyordu.

Bun tarihlerde Turgut Özal'ın Suriye’deki Müslüman Kardeşler hareketine de büyük bir destek vermesi ayrılıkçı harekete yepyeni bir saha açtı. Hafız Esad “Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” mantığıyla artık Türk toprakları içinde artık iyice göze batmaya başlayan Abdullah Öcalan’a Bekaa Vadisi’nde bir kamp tahsis etti. Bizim şu anda bildiğimiz PKK’nın Suriye kolu olarak bildiğimiz PYD’nin temelleri de işte o zaman kuruldu.

1990’larda ise Türkiye-Suriye ilişkileri iyice kopma noktasına geldi. Türkiyei Suriye’yi Öcalan’a destek vermekle ve ülkesinde barındırmakla suçluyordu. Durum bir ara öylesine ciddileşti ki Türkiye Suriye’ye açık bir savaş tehdidinde bile bulundu ve derhal Öcalan’ı sınır dışı etmesini istedi. En sonunda Suriye 1998 yılında Öcalan’ı sınır dışı etmeyi kabul etti. Bundan sonra Türkiye-Suriye ilişkileri bir yumuşama dönemine girdi.

Bölücülük karşısındaki Türk-Arap ittifakı

Suriye “Zeytin Dalı” operasyonundan memnun, peki neden?

1 Mart tezkeresinin reddedildiği TBMM oturumundan bir kare

Tuhaftır, ancak belli konularda liderler ülkeyi değil, ülkenin realitesi lideri yönetir. Bu, devletin bekası için böyle olmak zorundadır. İşte 2000’lerin başındaki Türkiye-Suriye yakınlaşması da bu şekilde olmuştu. Türkiye ve Suriye arasındaki soğuk rüzgarlar 1 Mart 2003 tarihinde, ABD’nin Irak’ı işgali için Türk topraklarını kullanmasını öngören tezkerenin reddi ile durdu. Çünkü Suriye, tıpkı Türkiye gibi bu işgale karşıydı. Bunun için de çok önemli ve meşru sebepleri vardı.

Tezkerenin reddedilmesinden sadece bir ay sonra Suriye, Türkiye ve İran kendi aralarında bir üçlü anlaşma imzaladı. Bu anlaşmayı en önemli kılan şey, bu üç ülkenin de bölgede ikinci bir İsrail olarak değerlendirilen, Kürdistan adlı bir devletin kurulmasına karşı olan fikir birliğinin beyanıydı. Irak’ın işgalinden sonra olanlar bu anlaşmanın ne kadar haklı ve yerinde olduğunu gösterdi. Zira ABD 36. Paralelin üstünü uçuşa yasak bölge ilan etti. Daha sonra oradaki Kürt aşiretler tıpkı bugün PYD’ye yapıldığı gibi güçlendirildi. Böylelikle De-Facto bir Kürt devleti kurulmuş oldu. 

0 sorun politikası ve çöküşü

Suriye “Zeytin Dalı” operasyonundan memnun, peki neden?

2004-2010 yılları arasında Türkiye ve Suriye ilişkileri neredeyse sorunsuz biçimde gidiyordu. İş öyle bir noktaya gelmişti ki Erdoğan ve Esad aileleriyle birlikte tatil bile yapar olmuştu. Ayrıca Ahmet Davutoğlu’nun 0 sorun politikası bu dönemde etkiliydi. Ancak Türkiye her fırsatta Suriye’de yapılması gereken reformların bir listesini Arap yetkililerin eline tutuşturmaktan da geri durmuyordu. 2010 yılına gelindiğinde ise Arap Baharı denen isyan hareketleri Suriye’ye ulaşmıştı. Türkiye bir kere daha Suriye’yi reformlar konusunda ikaz etti. Ancak Esad, ülkeyi kendi başına yönetmeye kararlıydı.

Bunun en büyük sebeplerinden biri Ahmet Davutoğlu’nun söylemlerinin Osmanlı kokmasıydı. Gerçekten de Ahmet Davutoğlu, söylemleriyle dış politikada “Yeni Osmanlıcılık” taktiğini izliyordu. Buna göre Türkiye eski Osmanlı vilayetleri olan Arap ülkeleri hakkında tarihsel bir hakka sahipti ve onların bir nevi hamisiydi. Ancak bu fikir, sadece Suriye’yi değil tüm Orta Doğu ülkelerini irite ediyordu. Çünkü Arap ülkeleri bu yaklaşımı bağımsızlıklarına karşı bir müdahale olarak görüyorlardı.

Böl, sonra biraz daha böl…

Suriye “Zeytin Dalı” operasyonundan memnun, peki neden?

Soçi Zirvesi

En sonunda olanlar oldu ve Türkiye-Suriye ilişkileri tamamen koptu. Türk hükümetinin bu iç savaş süresince izlediği politikayı başka bir yazıya bırakıyorum. Gelin biz Suriye’nin neden Zeytin Dalı harekâtından memnun olduğunu açıklamayalım:

Öncelikli nedeni PYD/PKK’nın Suriye’yi bölmek için yola çıkmış bir örgüt olması. Örgüt, ilk başlarda Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız mesajları verse de ABD’nin kendisine hibe ettiği silah ve kamuoyu gücünü arkasına aldıkça, yarı mahcup şekilde özerkliği hatta bağımsızlığı istemeye başladı. Buna karşın Türkiye, Esad yönetimiyle arası ne kadar kötü olursa olsun her fırsatta Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. Soçi’deki zirveden çıkan sonuç bildirgesi bunun en büyük kanıtıydı.

Bunun yanında savaşın en başından beri Suriye’nin müttefiki durumunda olan Rusya bu harekata onay vermiştir. Zira Afrin bölgesi Rusya’nın etkinlik alanı içerisindedir (21 Aralık tarihinde YPG’nin Rusya’yı suçlayan söylemleri bunun en büyük kanıtıdır). Zaten harekât süresince YPG’li teröristlerin Rus bayrakları çekmesi de bu yüzdendir. Bu sebeple Suriye, Rusya üzerinden aslında üstü kapalı bir onay vermiştir denebilir. Öte yandan TSK’nın “Bu operasyon Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit etmiyor” minvalindeki açıklamaları da epey manidardır.

Sonuç olarak Rusya ve Suriye biliyor ki eğer Afrin ve diğer kantonlar PYD’nin elinde kalırsa ülke öyle ya da böyle parçalanacaktır. Bu sebeple emperyalist bir ülke olmayan (Daha doğrusu emperyalist bir devlet olmaya gücü yetmeyecek olan) Türkiye’nin buraları temizlemesi Suriye ve Rusya’nın işine gelecektir. Zira Türkiye girdiği yerleri ilhak etmesini sağlayacak politik güçten ve günümüzde olmazsa olmaz olan kamuoyu desteğinden yoksundur. Elbette hem Suriye hem de Rusya görünürde bu harekata sert çıkacak, hatta hukuksal bazı adımlar bile atabilecektir. Ancak bu, ortada danışıklı dövüşün olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

Peki Türkiye’nin bu operasyondaki ana amacı nedir? Ilgaz Fakıoğlu arkadaşım gayet iyi anlatmış, buradan okuyabilirsiniz:

21.01.2018