BILIM

Tarihimizin ayrılmaz parçaları olan padişahların pek bilinmeyen yönleri

Author

Biz farkında olmasak da Osmanlı padişahları hala hayatımıza dokunuyor. Bu sebeple onları iyi öğrenmemiz şart.

Kim ne derse desin Osmanlı, dünya tarihine direkt etki eden ve tarih nehrinin nereye doğru akacağına karar veren önemli devletlerden biriydi. Bu sebeple Osmanlı padişahlarını iyi irdelemekte fayda var. Şonuçta bu insanlar bizim dedelerimizi yöneten insanlardı ve şu anda yaşadığımız hayatta büyük payları var. İsterseniz lafı fazla dolandırmayalım ve ilk özellikten başlayalım.

Tarihimizin ayrılmaz parçaları olan padişahların pek bilinmeyen yönleri

Kanuni Sultan Süleyman'ın tasvirlerinden biri

Uğraştıkları meslekler

Evet ilk görevleri Devlet-i Aliyye’yi yönetmekti. Fakat aslında hepsi birer mareşaldi. Küçüklükten itibaren yoğun bir kılıç eğitiminden geçerlerdi. Gönderildikleri sancaklarda da bu özelliklerini iyice pekiştirirlerdi. Bunun yanında hepsinin birer hobisi ve uğraşı vardı. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman kuyumculukla uğraşırdı. Sultan II. Abdülhamit iyi bir marangozdu. III. Selim çok iyi bir müzisyendi. Padişahlar devlet işlerinden arta kalan zamanlarında bu tür uğraşlarla meşgul oluyorlar ve herkesin bazen ihtiyacı olduğu gibi onlar da beyinlerini dinlendiriyorlardı. Ayrıca erkek hanedan üyeleri kesinlikle ticaretle uğraşamazdı. Onlar için yapılacak tek bir meslek vardı: Askerlik

III. Selim’in bestelediği bir eser

Sultan unvanının ilginç anlamı

Bu unvanın tarihi aslında Selçuklulara kadar gider. Selçuklular Bağdat’ı fethettikten sonra Hilafet unvanını Abbasilere bırakmış, ancak bunun karşısında kendilerinin dünyevi bir imparatorluk olduklarını belirtmek için ‘’Sultan’’ unvanını almışlardır. Bu unvan ‘’Kral’’ gibi sıradan bir unvan değildi. Nasıl ‘’Çar’’ deyince aklımıza Ruslar, ‘’Kayser’’ deyince aklımıza Avusturya-Macaristan İmparatorluğu geliyorsa, dünyanın her yerinde ‘’Sultan’’ denince akıllara Türkler ve Osmanlılar gelir.

Padişah seçiminde saraydaki bürokratların etkisi büyüktü

Tarihimizin ayrılmaz parçaları olan padişahların pek bilinmeyen yönleri

Bunun nedeni şehzadelerin sancaklara gönderilmesiydi. Çünkü mevcut padişah öldükten sonra genelde başkent İstanbul’a ilk varan şehzade tahta çıkardı. Bu şehzade de genelde savaş alanında kendini kanıtlamış olan ve saray eşrafıyla arası en iyi olan olurdu. Çünkü Osmanlı devlet memurları padişahın ölümünü önce bu şehzadeye ulaştırırdı.

Yönetimleri altındaki toprakları direkt yönetmezlerdi

Sanılanın aksine padişahlar ele geçirilen toprakları direkt yönetmezlerdi. Bu iş genelde padişaha koşulsuz itaat edecek yerel hanedanlara bırakılırdı. Mesela Kırım, Osmanlı toprağıydı. Ancak burasının da tıpkı Osmanlı gibi bir başkenti ve kendi yerel yönetimleri vardı. Buradaki yerel yönetimler kesinlikle Osmanlı’ya zıt bir dış politika yürütemezlerdi. Ayrıca belli aralıklarla vergi vermek zorundalardı ve bazen seferlere asker göndermeleri istenirdi.

Tarihimizin ayrılmaz parçaları olan padişahların pek bilinmeyen yönleri

Kırım Hanı Gazi Giray Han

Osmanlı hanedanında doğan her çocuk hanedan içi sayılmazdı

Padişahın kızına ‘’sultan’’, oğluna da ‘’şehzade’’ denirdi. Şehzade ve sultanların çocukları da yine şehzade ve sultan unvanlarını alırdı. Ancak hanedanın kadın üyelerinin ileride sahip olacakları çocuklar hanedan içi sayılmazdı. Bu sebeple ileride tahttan hak iddia edemezlerdi.

Avrupa’da özellikle iki padişah çok iyi bilinir

Tarihimizin ayrılmaz parçaları olan padişahların pek bilinmeyen yönleri

Bu padişahlar Kanuni Sultan Süleyman ve Fatih Sultan Mehmet’tir. Belki de batı dünyasıyla en çok uğraşan padişahlar olduklarından, bu iki sultan Avrupalı tarihçilerin hemen her dönem gündemindedir. Öyle ki Sultan Süleyman için bizim koyduğumuz isim olan ‘’Kanuni’’yi reddetmişler ve kendilerine ait olan ‘’Magnificent’’ (Muhteşem) yakıştırmasını kullanmayı tercih etmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet de Avrupa’da adına en çok araştırma yapılan Müslüman liderlerden biridir.

Bazıları kılıç zoruyla tahttan indirilmiştir

Tarihimizin ayrılmaz parçaları olan padişahların pek bilinmeyen yönleri

Patrona Halil İsyanı Lale Devri'ni bitirmiştir

Çeşitli nedenlerle tahttan indirildikten sonra bu devrik padişahları kötü bir son bekliyordu. Ya öldürülürlerdi ya da Harem’deki ‘’şimşirlik’’ denen bölüme konurlar ve ölene kadar orada tutsak kalırlardı. Mesela Sultan V. Murat tahttan indirildikten sonra ölene kadar Çırağan Sarayı’nda tutsak kalmıştı. Sultan Abdülaziz’in intihar ettiği söylense de aslında sonra maktul olduğu ortaya çıkmıştı. Belki de en feci sonu ise ‘’Genç’’ olarak bilinen II. Osman yaşamıştı. Kendisi bir yeniçeri isyanı sonrası feci şekilde can vermişti.

Sonuç olarak onlar da tıpkı bizim gibi sevindi, üzüldü, kavga etti, yendi ve yenildi. Padişahlar tarihsel misyonlarını tamamlayıp hayatımızdan çıktılar. Artık bize düşen görev onlardan nefret etmek ya da gereksiz biçimde göklere çıkarmak değildir. Eğer sadece gerçekleri konuşursak, eminim ki onlar da tarihimizdeki her önemli figür gibi hak ettikleri yere konulacaktır.  

Bunu da ben yazdım: