ILIŞKILER

Acele Karar

Author

Liseye gittiğim yıllarda bizim okulun sokağında bir kafeterya vardı. Hafta da iki ya da üç gün okul sonrasında hoş muhabbet ve zaman öldürmek için oraya giderdim.

Hemen hemen her gün dört kişilik bir kız öğrenci grubu da gelmeye başladı. Aralarında uzun boylu, yeşil gözlü ve bana göre de çok güzel bir kız ilgimi çekmeye başlamıştı. İlgi demişken, karşı taraftan bir ilgi beklesem de tek taraflıydı henüz.

O zamanlar sigaraya da yeni başlamıştım. Fakat benim bu başlangıcım arkadaş vasıtası ile olmadı. Bir gün canım sıkkın. Aldım iki paket sigara. Eve yakın bir parka gittim. Birini yaktım diğerini söndürdüm. İçime de çekmiyorum ya. Öyle öyle bir bakmışsın sigara esir almış. Neyse biz tekrar asıl olaya dönelim.

Yine bir gün kafeterya da çay, sigara faslı yapıyorum. Kız grubunun arasından sıska ve biraz itici olan biri yanıma geldi ve ateş istedi. Asıl amacı ateş değildi tabi ki. Aklı sıra kur yapıyor. Hiç oralı olmadım ve ateşi verip keyfime baktım.

Bir kaç gün bu ateş faslı tekrar etti. Tabi ki, her seferinde hiç muhatap olmuyordum yine. Ben, keyfim ve kahyası ile kalmayı tercih ediyordum.

Bir gün, yine o kızın ateş isteme zamanı gelmişti. Çakmak göreve hazır masada duruyor fakat bir şey oldu. Grubun içerisinden biraz kilolu başka bir kız kalktı geldi ve karşıma oturdu.

- Konuşabilir miyiz?
- Evet.
- Hiç yapmadığınız bir şey bu aslında.

Kız asıl amacına dönmeye çalışıyordu fakat ben onu kelime oyunları ile oyalıyordum.

- Hiç yapmadığınız şey ne?
- Bu işte. Senin yanına gelip oturdum.
- Tamam. Ne var ki bunda?
- Yani bir şey yok aslında. Benim gelme amacım seninle özel bir konu konuşmak.
- Her konu özeldir. Karşıma oturarak zaten özelime girmiş oluyorsun.
- Bunu yapmak zorundaydım. İstersen bu konuya hiç girmeyebilirim. Konuşmaya hiç başlamadan masadan kalkıp kendi masama gidebilirim.
- Hiç gereği yok. Konuşabilirsin tabi. Seni dinliyorum.

Kızın ne konuşacağını biliyordum aslında ama yine de bu umut var ya bu umut. Dinlemeye mecbur kalıyor insan.

- Bir kaç gündür sizin yanınıza gelip, sigarası için ateş isteyen bir arkadaşım var. İsmi Derya.

Allah'ım sana geliyorum. Korktuğum başıma mı gelecek yoksa? Yine de biraz kibar olayım.

- İnce belli arkadaşınız değil mi?
- Evet, o arkadaşım. Sizden hoşlanıyor.

Bir an afalladım tabi ki. Benim bildiğim bu işler böyle olmuyordu. Bu işte bir gariplik mi var?

- Benim ona karşı hissettiğim bir şey yok.
- Hemen karar vermeyin. Çok iyi bir kız. Bence anlaşırsınız.

Ama anlaşmanın iyisi ve kötüsü vardır.

- Doğru olabilir ama böyle bir şey hiç aklımdan geçmedi.
- Biraz görüşün, birbirinizi tanıyın. O zaman farklı düşüneceksin.
- Ben böyle düşünmüyorum.

Masama gelen kız psikolojik baskı yapmaya başlamıştı.

- Lütfen beni kırmayın. En azından bir tanışın.

Bu baskıdan iyice sıkılmıştım ve düşünmeden cevap verdim.

- Tamam.

Tamam mı? Ne yaptın sen…

- Çok teşekkür ederim. Şıimdi kalkıp cevabnı vereceğim. Görüşürüz.

Ne cevabı. Ne dedim ki ben. Gitti sanırım. Kurtuldum sonunda. O da ne? Hepsi beraber buraya mı geliyor. Yanlış gördüm sanırım. Bir de gülümsüyorlar. İşte yanıma geliyorlar. Ne yaptım ben.

- Merhaba, merhaba, merhaba, merhaba.

Toplu olarak mı merhaba desem yoksa tek tek mi?

- Merhaba, merhaba, merhaba, merhaba.

En son ince belli kıza merhaba dedim ve elini sıktım. Elimi hiç bırakmayacakmış gibi geldi. Gerçekten uzun bir süre mi geçti yoksa bana mı öyle geldi?

Aramızda sohbet başladı. Kendilerini tanıtmaya başladılar. Meslek lisesine gittiklerini, aslında beni daha önce de gördüklerini, burada görmelerinin ise tesadüf olduğunu anlattılar. Bense hiç oralı olmadım ve bir an önce kalkıp gitmelerini bekledim.

O gün, bu tanışma faslı geçtikten sonra evlerinin yolunu tutan kızlardan sonra bende eve geçtim. Yapmak istediğim ev ödevlerimi yaptıktan sonra da uzanıp düşüncelere daldım.

Yanlış bir karar vermiştim. O evet kelimesi ağzımdan hiç çıkmayacaktı. Bu kızla beraberlik yaşamam çok zor. Ondan hiç hoşlanmıyorum, bana çok itici geliyor. Düşündüm, düşündüm ve düşündüm. Bir süre sonra kararımı verdim ve ertesi gün uygulayacaktım.

Okula gittim ve okuldan çıktım. Sonrasında soluğu kafeterya da aldım. Bir süre sonra da kız grubu geldi. Bugün kararımı uygulama günüydü. Tekrar her biri ile daha samimi olarak tokalaştım.

- Merhaba. Nasılsın?
- Teşekkür ederim iyiyim sen nasılsın?
- Teşekkürler.

Sahte gülücükler mi tespit ediyorum? Madem öyle bende de var bunlardan.

- Hoş geldin. Nasılsın?
- İyiyim. Sen nasılsın?
- Sizi gördüm daha iyi oldum.

Sahtekarlık oranım mı arttı yoksa? Ama suç bende değil ki. Bana davrandıkları gibi davranıyorum, hepsi bu.

- Selam.
- Selam.

Son olarak ince belli kız geldi adını öğrenmek bile istemediğim.

- Merhaba.
- Hoş geldin.
- Hoş bulduk.

Hayır. Yanağımdan öptü beni. Bir tokalaşma yeterli olurdu aslında.

Selam ve hoş geldin faslından sonra koltuklarımıza geçtik. Kısa bir sohbetin ardından sözü almak istedim. Kararımı açıklamanın zamanı gelmişti.

- Ben dün çok düşündüm. Bu ilişki olmayacak. Ben yapmayacağım.

Kızların hepsinin gülümseyen yüzleri şaşkına döndü.

- Gerçekçi olmak lazım. Olmayacak bir duaya amin denilmez. Samimi olmak istiyorum. Kandırmak kolay tabi ki. Hoşlanıyor gibi gözükür ve bir süre oyalayabilirdim.

Kızlar sinirlenmeye başladı. Yüzü en çok değişen ise ince belli kızdı. Ben konuşmaya devam ettim.

- Size karşı yalan söylemek istemem. Yüz yüze bakacağız sonuçta. Bana yapılmasını istemediğim şeyi de başkasına yapmam. Bu yüzden bu oyunu oynamaya hiç gerek yok. Bu ilişki olmaz.

İnce belli bana döndü ve konuşmaya başladı.

- Neden kararından vazgeçtin? Sen evet dememiş miydin? Oyun mu oynuyorsun bizimle.

Bir anda haklı duruma düşmeye çalıştılar. Bu sorulara cevap vermem gerekiyor.

- Ben evet demedim. Senin arkadaşın gereksiz ve aşırı bir baskı yaptı ve bu muhabbetin son bulması evet kelimesini kullandım. Neyse, bu konuyu uzatmaya ve gereksiz yere tartışmaya hiç gerek yok. Kararım kesindir. Sana mutluluklar diliyorum. Size de iyi muhabbetler.

Sonra masadan olanca hızımla kalkıp kasaya gittim ve kendi hesabımı ödedim. Kapıdan çıktıktan sonra da derin bir nefes almıştım.

Anladım ki hayatın her alanında, psikolojik baskılar sonucunda yanlış kararlar verebiliyoruz. Bir şeylerden kurtulmak için ya da bir şeylere daha hızlı ulaşmak için hızlı kararlar vermemizde üstümüze yok. Bence bir şey yapılmadan önce en az üç kere düşünülmeli. Tabi kararsız biriyseniz eğer size sözüm yok. Bu tavsiyem sadece düşünmeden hareket eden insanlar için geçerli. Acele işe şeytan karışır ve acele iş elinize ayağınıza dolanır. Acele verilmiş bir karar ise size pişmanlık duygusunu yaşatır.

Bu olay benim için güzel bir ders olmuştu. Umarım, sizin için de bir rehber olur

Acele Karar