HIKAYE

11.06.2013 BÖLÜM-2

Author

Polis olmamı babam istemişti. Bense sonuna kadar karşı çıkmıştım. Fakat sonradan bende sevdim. Sevmemle beraber yükselmemde bir olmuştu. Şu an özel görevlere bakıyorum. Başkanım; dedektif gibi çalışacaksın dediğinde ne demek istediğini anlamadım. Ancak ucu yurt dışına kadar çıkan bir soruşturmada görevden alınmama rağmen işin ucunu bırakmamam ve olayı çözüme kavuşturmam başkanı etkilemişti. Beni kutlarken kulağıma “Seni açığa aldığımı kimseye söylemedim.” deyince, üstlerinin yanında neden bu kadar rahat olduğunu anladım. Ben azarlamasını bağırmasını beklerken böyle bir tepkiyle karşılaşınca şaşırmıştım. O günün akşamında meyhanede kutlamanın devamında söylemişti dedektiflik olayını. Dedektif Ragıp.
Şu an kaybolan kızlarla ilgili araştırma yapmaktayım. İki gün oldu bu iş bana verileli. Pek bilgi sahibi değilim ama dosyadan incelediğim kadarıyla biraz çetrefilli bir olay. Mayıs ayının 31’inde kaybolan kızla beraber üç kız ortalarda yoktu. Ne aileleri bir şey biliyor ne iş arkadaşları. Kimse bir şey bilmiyordu. Her ne kadar bu durumdan sıkılsam da sinir küpüne dönsem de bende bir şey bilmiyordum. Bu kadar ilginç bir kayıp vakası daha önce görmemiştim. Kızların hepsi herkesin içinde kayboluyor ve ne bir haber ne bir iz bırakıyorlardı. Ne kadar acıdır ki ölüp ölmediklerini bile bilmiyordum.
Bugün aileleriyle görüşecektim. Notlarıma göz attım ve kaybolan birinci kızdan başlamaya karar verdim.

Kaybolan kız: Nazlı İNCİ
Kayboluş tarihi: 03.05.2013
Market alışverişinde kayboldu.
Kaybolan kız: Ayşe TÜTÜN
Kayboluş tarihi: 21.05.2013
Barda tuvalete gitti geri gelmedi.
Kaybolan kız: Gözde SARI
Kayboluş tarihi: 31.05.2013
Çalıştığı alışveriş merkezinde yemeğe gitti geri gelmedi.

Hepsinin de ailesi normal gelirlere sahipti. Ne aşırı zengin olanlar vardı aralarında ne fakir olanlar. Aralarındaki tek bağ hepsinin tek çocuk olmalarıydı. Bende bunun üzerinden gitmeye çalışıyordum. Aileleriyle görüşmek o üzüntülerini görmek beni biraz hırpalasa da işim buydu ve yapmak zorundaydım. Kapıyı çaldım. Nazlı’nın annesi açtı kapıyı.
“Merhaba Handan Hanım. Müsaitseniz biraz görüşmek istiyorum sizinle?”
Önce olayın olduğu tarihi konuştuk, sonra biraz geri gidip kızlarında farklı bir şey görüp görmediklerini, takıldığı mekânları yerleri sordum. Pek bir şey çıkmadı. Sonra Ayşe’nin ev arkadaşlarına gittim evde kimse yoktu ve son olarak Gözde’nin üvey ailesine gittim. Oldukça Yaşlı kulakları ağır işiten bir anne vardı karşımda ve babası yoktu.
Nazlı ile Gözde’nin ailesi neredeyse aynı şeyleri söylüyordu. Her ne kadar Gözde’nin annesi ile zor anlaşmış olsak da kızlarının hiç kötü alışkanlıkları olmadığını, öyle her yere gitmediklerini falan söylüyorlardı. Fakat Ayşe’nin öğrenci arkadaşları biraz daha açık biraz daha Ayşe’den haberdar gibiydiler dosyadaki notlar bunu gösteriyordu. İşin bir diğer garip tarafı üçü de birbirlerini tanımıyordu.
Aileler kızları hakkında bu kadar az bilgiye sahip olmaları… Bir dakika bu niye daha önce gelmedi benim aklıma. Tabi ya. Hangi kız ailesine söyler ki gittiği barları, takıldığı erkekleri. Hep bir kısa kesme hep bir farklı anlatma vardır onlarda. Ama öğrenci evlerinde bir şeyler biraz daha alenidir. Aynı evde yaşayan arkadaşlar biraz daha bilgi sahibidir birbirlerinden. Yalan söylemeye ihtiyaç duymazlar çünkü. Karşısındaki sırdaşı ev arkadaşıdır. O da yapıyordur muhakkak arkadaşının yaptığını. Paylaştığı şeyler annesi ya da babası değil ki karşısındaki çekinsin. Hemen Nazlı ile Gözde’nin en yakın arkadaşlarının isimlerini öğrenip işe koyulmalıydım. Dosyaya göz attım Nazlı’nın yakın arkadaşları ile kısa bir görüşme yapılmış. Göze çarpan bir şey yok. Ayşe’nin ev arkadaşları var zaten burada ailesi yok. Yine de ailesiyle bir daha görüşmek gerekebilir. Gözde’nin yakın arkadaşları ve iş arkadaşları var.