SEYAHAT

1 Gemi, 1 Kaptan, ve Diğerleri Psikolojik Savaş mı?

Author

5 hafta önce gittiğim ve 2 gün önce indiğim gemide başıma gelen olaylar silsilesini anlatıyorum hazır olun.

Arkadaşımın beni aramasıyla başladı bu hikaye. Aslında 2 ay önce gidecektim gemiye ama şirketin masraftan kaçıp vardiya zabiti yerine stajyer göndermesiyle planlarım yok olmuştu. Yok olmuştu diyorum çünkü kendimi o tarihe göre ayarladığım için bütün organizasyonlarımı iptal etmiştim. İptal ettiğim planlardan birisi yüzünden kurban bayramını evde tek başıma ve kavurmasız geçirmek zorunda kaldım shsjhshs. Düşünebiliyor musunuz kavurmasız bir bayram. İçler acısı bir durum. Ulan bir türlü evin kapısı çalmıyor amk! Hani önceden bir adet vardı kurban kesildikten sonra komşulara dağıtılırdı bilmem hatırladınız mı? 3. Günün sabahı kapı çaldı yarı uyur yarı uyanık kapıyı açtım bir baktım hülya teyze;

- Mağara Adamı sen evde miydin??

+ Valla ben evdeyim 3 gündür et bekliyorum! Hiçbiriniz getirmedi! İnsan bir sorar bu çocuk aç mı? Açıkta mı diye!?

- Oğlum ben senin evde olduğunu bilmiyordum bilsem getirirdim. Dur bekle getiriyorum hemen.

Hülya teyze haklıydı aslında escort gibi geziyorum amk 2 ay tatil yaptım bütün parayı dışarıda yedim shsjhshs eve geldiğimi gören şaşırıyordu ameke ahahah. İşin garip tarafı kadına fırça atarken bayramını kutlamayı unuttum.

Neyse bayramı bu şekilde atlattıktan sonra aynı arkadaşımın (adına İsmet diyelim) sabahın köründe beni aramasıyla uyandım. Yarı uyur yarı uyanık alo dedikten sonra;

- Moruk hazırlan gemiye gidiyorsun.

+ Ne gemisi amk iptal olmadı mı o iş?

- Kanka stajyer ağlayarak inmiş gemiden.

+ Niye lan? Napmışlar çocuğa?

- Ne bileyim amk. Ben senin numaranı verdim personel müdürüne arayacak seni yada sen onu ara adı Sibelcan.

+ Kadın mı lan personel müdürü? :D
Tamam olum ararım da ne kadar para verecekler?

- Kanka sordum onu XXXX $ vereceklermiş.

+ Niye amk? Sen o kadar mı alıyorsun göt!?

- La siktirtme şimdi belanı bana o kadar dedi ara konuş işte.

+ İyi tamam ararım şimdi. Geri dönerim sana.

- Ne kadar duracağım gemide?

+ Kanka en geç Ekim'in 10'unda gelirim ben.

- Tamam kanka o zaman ben konuşayım personel müdürüyle haber veririm sana.

+ İyi hadi haber bekliyorum senden.

- Görüşürüz kanka.

Personel Müdürünü aradım ama telefonu açmıyordu. 2 kez aradım büyük ihtimalle toplantıdadır diye daha fazla aramadım. Personel müdürü başka ne yapar ki amk? Ya toplantıdadır ya da toplantıda shxhshs. Aradan 1 saat geçtikten sonra personel müdürü geri döndü;

- Buyrun beni aramışsınız.

+ Sibelcan Hanım ben Mağara Adamı İsmet Kaptan beni size yönlendirdi.

- Hmm Kaptan Mağara Adamı ben sizi yarım saat sonra arasam olur mu? Şu an meşgulüm biraz.

+ Tabiki ben sizden telefon bekliyorum o zaman.

- Tamam ben sizi yarım saat içinde ararım.

İsmete konuşmayı anlattıktan sonra ufak çaplı sırt çantamı hazırlamaya başlamıştım. Çünkü İsmet bana geminin akşam üzeri kalkacağını söylemişti. Ankaradan oraya 5-6 saatte yetişmem gerektiğini düşündüğüm için zaman kazanmak için girişmiştim çantaya. Bir yandan da uçak saatlerine ve fiyatlarına bakıyordum. Tatilin sonuna denk geldiğim için fiyata bakmak bana çok koymuştu. Çünkü bir önceki gemiden indiğimde para hiç bitmeyecekmiş gibi hunharca para harcıyordum. Bir insan 2 ayda 15000 TL para yer mi amk ya!? Para nereye gitti hiçbir fikrim yok yemin ederim. Tabi bira içmek için Ankara'dan Eskişehir'e kaç kere gittiğimi yazmıyorum gerisini siz düşünün ahahhaha. Evet sonuç itibarı ile sıfır seviyelerinde seyrediyordum. Bildiğiniz sıfır hatta rakamla "0". O eski halimden eser yok şimdi şarkısı tam bana göreydi o an xhxjxhshsh.

Lan ben ne yarak yiyecem şimdi düşüncesinde boğulmuşken personel müdürünün aramasıyla kendime geldim.

- Kaptan Mağara Adamı merhaba.

+ Merhaba Sibelcan Hanım.

- Kaptan Mağara adamı ben size iş hakkında ufak çaplı bir kaç bilgi vereyim.

+ Tabiki Sibelcan Hanım buyrun dinliyorum.

Bana şirketi, gemiyi anlatıp tecrübelerimi sorduktan sonra maaş konusunda ne düşünüyorsunuz diye sordu. Bak bak çakala bak! Ahahha yer mi lan Anadolu çocuğu? Shxjshsh

Ben onun kafasındaki maaşı biliyordum zaten. Onun da amacı düşündüğü fiyatın altını söylersem kabul etmekti hatta ve hatta belki onun bile pazarlığını yapacaktı dhxhxhsjs. Ben de inceden denedim şansımı.

+ Sibelcan Hanım ben İsmet'in aldığı maaşı alırım diye düşünüyorum. XXXX $.

- Kaptan Mağara Adamı o kadar veremeyiz. Biz XXXX $ diye düşündük.

Fazla da zorlamadım çünkü benim amacım gemiye gidip yurt dışındaki büyükelçilikte askerliğimi tecil ettirmekti. Yoksa bu senenin sonunda Er Mağara Adamı olacaktım :D

+ Tamam o zaman Sibelcan Hanım gelirim. Benim zaten gemiye gelmemdeki sebeplerden birisi de askerliğimi tecil ettirmek. Hem sizin işinize yarar bu durum hem de beni işime.

- Sizin için de iyi olur madem askerlik probleminiz varsa. Bana evraklarınızı gönderebilir misin WhatsApp'tan?

+ Tabiki gönderiyorum hemen.

Deyip evraklarımı attım. Hâlâ kafamda geminin olduğu şehre nasıl gideceğim sorusu vardı. Çünkü cebimde hiç para yoktu lan. Sıfırı tüketmiştim. Kendimi Ağustos böceği gibi hissetmiştim. Karıncanın amk bu arada hayatı Ağustos böceği yaşıyor ahahahhah.

Evraklarımı gönderdikten 20 dakika sonra Sibelcan Hanım beni tekrar aradı;

- Kaptan Mağara Adamı gemi bu gece kalkacak, bu gece gemide olmanız gerekiyor. Kesinlikle uçak yetişmedi, otobüs arıza yaptı laflarını kabul etmiyorum.

+ Sibelcan Hanım baktım şimdi uçak saatlerine en erken 18:30 da var. Büyük ihtimalle bir sıkıntı çıkmaz.

- Bilmiyorum bahane kabul etmiyorum ona göre.

+ Tamandır Sibelcan Hanım bir problem çıkmaz gece gemide olurum ben.

- Uçağa binmeden önce, indikten sonra rapor bekliyorum sizden.

+ Tabi merak etmeyin söylerim ben size.

- Tamam haberleşiriz zaten iyi yolculuklar.

+ Sağolun görüşmek üzere.

Hiç de sevmem bana böyle emrivaki konuşulmasını ama napalım el mahkum göt gardiyan xhxhsbbs. Atar yapsak askere gidecez orda daha feci emredecekler ahahhah.

Hemen İsmet'i aradım;

+ Kanka konuştum şimdi Sibelcan Hanımla anlaştık ama bir sorun var.

- Ne sorunu kanka?

+ Olum bende uçak bileti alacak para yok amk. Biliyorsun anasını siktim paranın. Sen bana gönder maaşı alınca geri gönderirim sana.

- Tamam moruk sıkıntı yapma sen. Ne kadar lazım?

+ Kanka baktım şimdi bilet fiyatlarına 200 TL ye var 18:30 da o da en erken. 2 kişilik yer kalmış. Parayı gönder bana alayım hemen.

- Garanti bankası hesabın var mı?

+ Yok kanka sen İş Bankasına at bir şey olmaz.

- La olum bugün pazar nasıl olacak o iş? Şimdi atsam yarın yatar para.

+ Hasiktiiir napacaz la şimdi? O zaman şöyle yapalım sen benim adıma bileti al kartınla.

- Kanka benim kartım internet şubeciliğine kapalı.

+ İsmet senin amk kanka ne demek kapalı?!

- Shshshhs Kapalı olum işte açtırmadım. Kanka ben parayı senin telefonuna göndereyim atm den çekersin olur mu?

+ Tamam o zaman sen bana gönder ben şimdi çıkıyorum evden atm ye doğru gidiyorum.

Hemen arabanın anahtarını kaptığım gibi ışık hızıyla atm ye gittim ve parayı çektim. Direk uçak biletini aldım. Bu olaylar 5 dakika içinde oluyor. İsmet beni arayı parayı gönderdim kontrol et kanka dedi ama ben bileti aldım bile oğlum deyince hasiktir ne ara gittin de aldın olum dedi direkt. Shsjhshs

Ne olacaktı amk işin ucunda personel müdüründen fırça yemek var ahahahahhaha.

Her şey çok güzeldi ama bir sorun daha vardı. Uçak biletini almıştım ama dolmuşa verecek 5 kuruşum bile yoktu. :D hemen başka bir arkadaşımı aradım sağolsun o da ateşledi bir şeyler. Kafam rahat bir şekilde Esenboğa'ya doğru gittim.

Uçağın yarım saat rötar yaptığını duyunca ulan yine bir şeyler aksi gitmeye başladı dedim içimden. Kesin bir boklar olacak. :D neyse ki uçak daha fazla rötar yapmadı da Adana'ya doğru uçmaya başladık. Yanıma da 2 tane afet düştü ki sormayın amk ahahhah. Suriyeliler ama böyle bir güzellik olmaz. Giyim miyim o biçim :D hayatta güzel şeyler de oluyor yani xjsjsbhs.

Neyse uçak Şakirpaşa Havaalanı'na indi yarım saat çanta bekledikten sonra hemen Havaş'ın Mersin'e giden otobüslerine doğru yöneldim. Aksilikler hâlâ peşimi bırakımıyordu. Bu sefer de valizlerin mal gibi döndüğü band arıza yapmış Havaş personeli de ordan gelecek yolcuları bekliyormuş. O yüzden 1 saate yakın da orda bekledim. Bir yandan da personel müdürüne rapor veriyorum istemeye istemeye. Amk yarım saat önce attığım mesaja yeni cevap verdi o da ahahahh. Belli ki gemi gece kalkmayacaktı. Çünkü kısıtlı zaman olsa personel müdürü saliselik rapor isterdi benden. Personel müdürlerinin standart yalanıdır bu. Geminin kalkış saatini hep daha erken söylerler ki başları ağrımasın diye. Oraya gidip saatlerce bekleyen insanı umursamazlar! İsmet'e mesaj attım gemi ne zaman kalkar diye o da sorumlu bir kişiyi aramış. Adam sabaha anca kalkar deyince kasmadım kendimi fazla.

Mersin'e geldikten sonra geminin de sabaha karşı kalkacağını bildiğim için taksiye Mersin Limanına yakın bir mekana çek dedim çünkü karnım çok açtı. :D. Taksici beni götürdü sağlam bir lokantaya. Rahat rahat yemek yedikten sonra limana doğru yürümeye başladım. Bir yandan ya ödemelerimin zamanının yaklaştığını düşünüyordum. Paranın hepsini bitmeyecek gibi yersen olacağı bu amk! Cebimdeki parayı ATM ye yatırayım diye düşünürken hesabımdaki 2000 TL yi görmem şok etkisi yarattı bende. Bir önceki şirket alacağım olan paranın bir kısmını yatırmıştı. Bir de o an küfür salladım onlara. Hem parça pinçik para yatırıyorlar hem de o kadar para aradıktan sonra para yatırıyorlar diye.

Mersin Limanının kapısına gelmiştim artık. İçeri girip giriş işlemlerini yaptırdıktan sonra içerideki kadın güvenliğe benim için taksi çağırıp çağıramayacağını sordum. O da bir dakika deyip taksi sordu ama o saatte taksi yoktu ortalıkta. Vay amk Mersin Limanını da iyi bilirim. Çok büyük siktiğimin yeri. Başladım gemiye doğru yürümeye. Rahat yarım saat de limanın içinde yürüdüm. İyice pestilim çıkmıştı artık. Gemiye çıktığımda beni hintli bir gemici karşıladı. Ona Vardiya Zabiti olduğumu söylediğimde bana odamı göstermek için önden yürümeye başladı ve Kaptanı utandırdı.

Kaptanla salonda sohbet ettikten sonra bana dinlenmemi geminin yarın sabah kalkacağını söyledi. Haliyle direkt dinlenmeye gitmiştim. Sabah 6 gibi uyandım bizim İsmetten kalan tulum var mı diye baktım boktan bir tulum vardı. Giydim mecburiyetten çünkü yük çok pis bir yük. Aşağıya indim Süvari Bey (Türk gemilerinde kaptana hitap şekli) ve 2. Kaptan sohbet ediyorlardı. 2. Kaptanla da tanıştıktan sonra gemi ile ilgili konuşmaya başladık. 2. Kaptana tulum olup olmadığını sordum o da bana hiçbir şey yok gemide dedi. Amk giydiğim tulum bildiğiniz kapri gibi duruyordu üzerimde. Alican gibi duruyordum salonda shsjhshs bir de rengi turuncu sanırsınız gemi direkt Guantanamo ya gidecek ahahha.

Konu ayrılan stajyere geldiğinde gülmekten öldüm :D eleman tam bir facia çıkmış. Eleman delgeç ile kağıdı bile delemeyecek bir kafaya sahipmiş. Hatta Güverte Jurnali'ne yanlış bir şey yazmış Kaptana;

- Süvari Bey ben burayı yanlış yazdım sayfayı yırtayım mı?

+ Olum sen ne dediğinin farkında mısın lan?! La olum sana hiç mi öğretmediler okulda Jurnal resmi evraktır yırtılmaz diye!? Sen Üniversitesi okuduğuna eminsin öyle değil mi? Bundan sonra Jurnale 2 metreden fazla yaklaşmayacaksın!

Gördüğünüz gibi eleman tam bir facia. Süvari bey bana Mağara Adamı 2 haftadır neler çektiğimi bir bilsen varya sinir hastası oldum. Zaten sinir ilacı kullanıyorum bu geldi geleli uyuyamıyorum kalbim çarpmaya başladı dedi. Adam harbiden de hala heyecan içindeydi belki de çocuğun gittiğini hala kabullenemiyordu djshahgahs

Bir ara da konu personel müdürüne geldi Süvari Bey bir olayı anlattı personel müdürü ile ilgili gülmekten yarıldım resmen.

Personel müdürü 21 yaşında dediklerinde kısa süreli bir şok yaşadım

- Süvari bey ciddi misiniz?

+ Valla olum 21 yaşında.

- Bu yaşta nasıl personel müdürü olmuş peki?

+ Biz de anlamadık :D

- Peki meslekle bir alakası var mı?

+ Zabitlik yapmış zamanında geçen gün bana Süvari bey bu meslek öldüş ya dedi ben de gülerek haklısınız Aslıhan Hanım dedim shxjshsh. Herhalde 10 yaşında başladı mesleğe ahahahahhaha

-Hahahahha

+ Evdeyken beni aradı bana Mustafa dedi ben de ona efendim Sibelcim dedim shxjshjs yanımda da benim hatun var nasıl gülüyoruz ama ahahhaha
Sonra beni aradı Süvari Bey? Sibelcim dediniz bana. Kusura bakmayın Sibelcan Hanım sizi eski sevgilimle karıştırdım dedim shzgsgsg. Amk sanki akranıyım bana ismimle hitap ediyor :D

- Ahahahahhaha ya Süvari Bey çok fenasınız ya shxjshjs

Bu şekilde 10 gün boyunca süren muhabbetten sonra bir şeyler kötü gitmeye başlamıştı. Süvari Bey ve 2. Kaptan 10 numara muhabbeti olan adamlardı zaman su gibi akıp gitmişti. Zaten 1 ay duracaktım her şey bitecekti. Ta ki 2. Kaptanın şirket tarafından gönderilen bir evrakta yanlış bir şeyler olduğunu fark ermesine kadar. 2. Kaptan adına birbirine yakın zaman aralıkları ile hazırlanmış 2 evrak göndermişti şirket. Aynı evrak bende de vardı. Daha doğrusu yabancı bayraklı gemide çalışan bütün Türk personeli için bu evrağın olması gerekiyordu. Evrak şirket tarafından geminin bağlı olduğu bayrak devletinden alınıyordu. Bizim 2. Kaptan bu işte bir terslik var deyip bayrak devletine (Yani geminin bağlı olduğu ülke Valletta diyelim) e-mail attı. Benim daha sonradan öğrendiğim kadarıyla Valletta daki yetkili kurum şu evrağı bir gönderin de bakalım demiş bizim 2. Kaptan da evrağı e-mail yolu ile atmış ve ondan sonra olaylar olmaya başladı.

Bir gün köprüüstünde vardiyadayken sohbet için yanıma gelen Süvari Bey'in telefonu çaldı arayan personel müdürüydü.

- Buyrun Sibelcan Hanım. Hmm tamam ben şimdi iniyorum aşağıya 1 dakika.

Deyip yanımdan gitti Süvari Bey. Anladım bir boklar olacak ama ne olacak hiçbir fikrim yoktu.

Süvari Bey personel müdürü ve acentanın botla geleceğini söyledi bize. Neden diye sordum ortalık karışacak dedi sadece. Ben de ne oluyor amk diye düşünüyordum. Olay şu bu evrağın sahte olduğunu anlayan Valletta bunların ağzına sıçmış, şirket de 2. Kaptanın ağzına sıçacak. Gemi bayraktan düşme noktasına kadar gelmiş. Benim yanımda telsiz elimde de olta geminin kıçında balık tutuyorum amk o derece yarmışım dünyayı ahahha. Süvari Bey yanıma gelip Mağara Adamı Köprüüstüne çık şimdi gelir acenta botu seni burda görmesinler dedi. Bende hemen çıkıyorum Süvari Bey deyip Köprüüstüne çıktım. Zaten 10 dakika sonra acenta botu üzerimize yanaştı ve gemiye doğru çıkmaya başladılar. Acenta ve personel müdürü Sibelcan. Baktım şöyle bu ne la bu mu personel müdürü dedim içimden. Alışmışız yaşlı personel müdürlerine 21 yaşında personel müdürü görünce şaşırdım ne yalan söyleyeyim. Bunlar içeriye girdiğinde Süvari bey beni telefonla arayıp Mağara Adamı evrakları getir dedi. O an hemen bilgisayarın başına geçtim evrakları yapmaya başladım. Çünkü ben evrakları almaya geldiklerini bilmiyordum xhxjxhshsh hemen hazırladım giriş evraklarını aşağıya indim karşımda personel müdürü ve yanında ayı gibi bir adam var. İkisine birden bakıp hoş geldiniz dedim. İkisi de bön bön bana bakıyor amk! Hoş bulduk diye bir şey var amk yeni icat edilmedi insan nezaketen de olsa söyler di mi ya zgzhzvahgs. Ben hâlâ hoş bulduk demesi için personel müdürüne bakıyorum tık yok amk o da bana bakıyor. İçimden ne bakıyon amk! Diyesim gelmedi değil ahahahh. Yalnız hatun da güzel hatun ne yalan söyleyeyim :D Yüzünde garip gir endişe mi desem korku mu desem bir ifade vardı. Elleri falan da titriyordu. Meğersem sonradan söylediler çarmıhtan tırmanmaktan korkuyormuş o yüzden o hale gelmiş ahahahha şeytan çarpmış gibiydi valla :D Neyse ben bunlara evrakları verdim çıktım odadan. Sinir olmuştum zaten. Belli ki egoistin tekiydi. Ne oldum delisi gibi bir şey anladınız siz onu. Hani küçük yaşta eline güç geçince götü kalkan cinsten hiç sevmem amk öylelerini. İnsan bi ne yapıyon tırrek diye sorar bari ne bakıyon dik dik?!

Evrak işleri bittikten sonra Süvari Bey beni çağırdı ve 2. Kaptanı odaya göndermemi istedi. 2. Kaptan içeri girdikten sonra kapıyı kapattılar. Ben de çayımı alıp köprüüstüne çıktım. Sonra merak ettim güverteye geri indim bir baktım 2. Kaptan güvertede sigara içiyor;

+ Abi ne oldu?

- Beni çekiyorlar.

+ Nasıl ya? Ciddi misin?
Neden çekiyorlar peki?

- Endorsement (şu sahte evrak) yüzünden.

+ Vay amk!! Ee ne olacak şimdi?

- Bilmiyorum paramı yatırsınlar inerim.

+ Tabi ki paranı almadan inme sakın yoksa yatırmazlar.

- Dur bakalım anlarız şimdi.

Şirket o derece sinir olmuş ki 2. Kaptana yerine 2. Kaptan getirmeden indirecekler adamı gemiden. Kafalarındaki tek şey 2. Kaptanı gemiden indirmek ne pahasına olursa olsun. Çünkü Valletta (Malta) ile çok sorunlar oluşmuş.

Geminin kıç tarafında sürekli konuşmalar dönüyor ama olayların tam da içinde değildim ben geri planda durmaya çalışıyordum. 2. Kaptan paramı yatırın inerim diyordu ama personel müdürü ve acente parayı şirkette vereceğiz diyordu. Böyle bir yalan olamaz amk. O para hiçbir zaman yatmayacaktı.

Bir ara 2. Kaptanın telefonda birisiyle konuştuğunu gördüm yanına gittim ve kiminle konuştuğunu sordum konuşma bittikten sonra bana ITF in Türkiye sorumlusu ile konuştuğunu söyledi. Bu kuruluş denizcilerin hakkını koruyan bir kuruluş ama Türkiyedeki şubesinin başındaki adam armatörlerin yalakası ve köpeği olmuş bir adam. 2. Kaptana paranı almadan sakın inme demiş. Çok teşekkür ediyoruz ITF Türkiye sen olmasan aklımıza hiç gelmeyecekti bu çözüm!

Personel müdür hâlâ gemiden in paranı şirkette alacaksın diyordu ama öyle bir şey olmayacağını adımız gibi biliyorduk. Bizim 2. Kaptan bu sefer de UDH Bakanlığındaki bir arkadaşını aradı oradaki arkadaşı da kapat biraz sonra seni Mersin Liman Başkanı arayacak demiş. Harbiden de Mersin Liman Başkanı bizim 2. Kaptanı aradı. 2. Kaptan Liman Başkanına durumu anlattı ama Liman Başkanı bu söylediklerini e-mail olarak gönder ki resmiyet kazansın diye söyleyince 2. Kaptan öyle bir dilekçe yazdı ki adamı ipten alır dilekçe öyle yani ahahha. E-mail i önderdikten sonra 2. Kaptanla köprüüstünde durum değerlendirmesi yaparken Liman Başkanı 2. Kaptanı arayıp gemiye PSC göndereceğini söyledi. PSC ( Port State Control - Liman Devleti Kontrolü) değerlendirme yapmaya devam ederken Sibelcan geldi Köprüüstüne. 2. Kaptan nerde dedi. Ben de oturuyor orda dedim gösterdim olduğu yeri. Baktım ki iş boka saracak götüm götüm uzaklaştım ordan. Çıkarken de 2. Kaptanın Liman Başkanı ile konuştuğunu söylediğini duydum.

Ortalık iyice arap saçına dönmüştü. Altı üstü 1 aylığına geldiğim gemide 3-5 sefer atıp gidecektim bu ne şanstır arkadaş ya.

Ben de sinir yapmıştım artık. Bir ara Süvari Bey Sibelcan ile acenta arasında geçen bir konuşmayı duymuş ve olaya dahil olmuş. Acenta Sibelcan'a;

- Napayım zorla kolundan tutup bota indireyim mi?
Sibelcan ne dedi bilmiyorum ama süvari;

- Sen öyle bir delikanlıysan kolundan tutup götürsene hadi, madem deniz kurallarını değil orman kurallarını uyguluyoruz ben elime bir balta alırım sen de alırsın güvertede kim kimi yakalarsa yaparız. Ben Kasımpaşalıyım çingene tarafımı ortaya çıkarma benim, seni burdan denize atarım bir Allahın kulu da yardım edemez sana. Siz burayı Türkiye sanıyorsunuz herhalde. Burası Valletta!

Ben zaten kolundan tutup zorla götürürüz lafını duyunca küplere bindim.

- Süvari Bey götürsün bakalım nasıl götürüyor. Biz eşek başımıyız burda. Adamı sikerler amk öyle bir dünya yok! Zorla götüreceklermiş!

Geminin kıç tarafında ipler gerilmeye başlamıştı. Ben olayların dışında durmaya çalışıyordum ama olmuyordu. Bir ara Sibelcan şöyle bir şey dedi. Mersin bu adamların her yerde tanıdıkları var. Böyle tehditvari konuşması canımı sıkmıştı ama acentanın haddi olmadan söylediği bir laf bardağı taşıran son damla oldu. Acenta direkt 2. Kaptana;

Sen parayı alıp Mersin Limanından çıkacağını mı sanıyorsun?

İşte orda film koptu. Süvari Bey birden parladı;

- Aaaa şimdi senin dediğin oldu mu ya!? Sen kaptanın yanında nasıl olur da 2. Kaptanı tehdit edersin. Ne demek ya mersin limandan nasıl çıkacaksın? Adam burda parasını istiyor kardeşim! Vereceksiniz parasını!
Mağara Adamı yürü gidiyoruz. Tamam üçümüzde iniyoruz o zaman. Tabi o ara personel müdürü ne olduğunu anlamadı. Aha ben şimdi boku yedim der gibi yüzündeki teri sikmeye başladı bir yandan da bağırmaktan geri durmuyor amk ahahahha.

- Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?! Kavga mı edeceksiniz burda!?

Yüzündeki endişe, şaşkınlıkla karışık sinir bana çok komik geliyordu ama bir türlü gülemiyordum ortam müsait değildi çünkü xhsjhshs o değil de personel müdürü de baya atarlıydı amk. Millet birbirine girecek bir ona bağırıyor bir buna bağırıyor ahahhaha. Münakaşa devam ederken Süvari Bey daha gazı almış yürümüş tabi ne olduysa bir anda bana

- Mağara Adamı git sahil güvenliği çağır hemen

Ben de harbiden çağıracakmış gibi bir fırladım yanlarından merdivenlerden o derece hışımla çıktım Süvari Bey bile harbiden çağıracağımı sanmış ki adam arkamdan geldi hemen. Halbuki ben köprüüstüne bile çıkmadan bir alt güvertede bekliyordum. Sibelcan'ın yanından geçerken yüzündeki çaresizliği gördüm resmen ahahhaha. Süvari bağıra çağıra yukarı çıkarken bana göz kırptı anladım mevzuyu tabiki. Amk ben oraya sahil güvenliği çağırsam ortalık karıştırdı çok iyi biliyorum. Çünkü ben o raddeye gelmiş olsaydım, yani sahil güvenliği çağıracak duruma gelseydim açardım ağzımı yumardım gözümü.

Senaryo şu;

- Türk Sahil Güvenlik burası MV LEONA

+ MV LEONA burası Türk Sahil Güvenlik

- Efendim şu an kaptan talimatı ile sizi çağırıyorum. Gemi kaptanı şirket tarafından gönderilen 2 kişi tarafından zorla alıkoyuldu. Geminin 2. Kaptanını tehdit ederek gemiden indirmeye çalışıyorlar. Şu an gemide hiçbir can güvenliğimiz yok yardımınıza ihtiyacımız var.

+ MV LEONA şu an bize pozisyonunuzu söyle misiniz?

- Efendim şu an blabla demir bölgesinin güney tarafındayız. Pozisyonumuzu veriyorum. Xxxxxxxxxxxxxxxxxxx.

+ MV LEONA ekibimiz çıktı birazdan orada olurlar.

Senaryo buna yakın bir şey olurdu herhalde xjzhshjs.

Neyse ki kafamız işin sonuna basıyor da mal mal işlere bulamadım :D ben alt güvertede bir süre bekledikten sonra aşağıya indim bir baktım ki ortalıkta kimse yok. Hemen sordum gemicilere nereye gittiklerini bana köprüüstüne çıktıklarını söylediler. Ben de çıktım köprüüstüne bir yandan da elime telsizi aldım sahil güvenliğin kanalını açtım bekliyorum. İçeride Süvari Sibelcan 2. Kaptan ve ben varız. Sibelcan bildiğiniz kafayı yemiş gibi bir o yana bir bu yana volta atıp duruyor ama içeride sessizlik hakim. Kadının yüzündeki mimik karmaşasına gülmemek için kendimi zor tutuyordum amk ahahahha. Bir anda sessizliği patlatan cırtlak bir ses duyuldu :D

- Ya siz ne yapmaya çalışıyorsunuz!? Kavga mı edeceksiniz!? Biraz önce kavga edecektiniz neredeyse!?

Süvari de acentanın yaptığının yanlış olduğunu söyledi haliyle.

- Ya ben onu susturmaya çalıştım. Öyle bir şey diyemez o!

Bir ara bana bakıp bağırarak;

- Ya sana ne oluyor ha sana ne oluyor! Dedi.

Bu soruyu hangi açıdan sordu bilmiyorum ama çok sinirlenmiştim. Sibelcan'ın yanına doğru yaklaşıp parmağımla Kaptanı gösterdikten sonra;

+ Bu adamı görüyor musun? Bu adam Gemi kaptanı ve ben talimatları ondan alırım sizden değil!

İş iyice boka sarmaya başlamıştı. Sibelcan bir eli yüzünde bana bakarak Sahil Güvenliği çağırdın mı dedi. Ben de Kaptan'dan talimat bekliyorum dedim.

Herkes çok gergindi. Süvari Bey'in demesine göre Süvari bey aşağıda personel müdürüne;

- Bakın Sibelcan hanım ben sinir hastasıyım 10 dakika vaktiniz var gittiniz gittiniz yoksa çağırırım Sahil Güvenliği.

Süvari Bey harbiden de sinir ilaçları kullanıyordu ama sohbeti muhabbeti 10 numara olan bir adamdı. Bir ara köprüsüüstünden baktım enselerine bakarak gidiyorlardı. Evet 2. Kaptanı alamadan. Neden? Çünkü kimse bizden çalamaz sjxjjsjshsjz. Türk denizcilik tarihinde eşi benzeri olmayan bir çarpışma yaşayıp kazanmıştık. İşgalci güçler o güzel botlara binip gitmişlerdi ahahhaha.

Personel Müdürü giderken de kaptana benim için; 3. Kaptana söyle bana bir daha öyle şekil yapmasın yoksa çekerim onu demiş shsjhshs. Ben de Süvari Beye; Çok da sikimdeydi amk :D dedim.

Şirketin Armatörü mü ne olduğu belli olmayan bir kadın kaptanı arayıp sürekli tehdit ediyordu. Kadın ısrarla 2. Kaptanı indirin yoksa kötü olacak, indirmezseniz siz bilirsiniz tarzında bir şeyler diyordu kaptana. İşgalci güçler botlarıyla gittikten 1 saat sonra tehditçi kadın kaptanı bir daha arayıp demir almamızı ve limanın ağzına daha yakın bir yere demir atmamızı söyledi. Süvari beye nedenini sorduğumda gemiye gelecekler herhalde dedi. Çünkü kadın benden günah gitti demiş.

- Süvari bey burası dağ başı mı bu ne sikim şirket böyle ya!? Bir yandan personel müdürü tehdit ediyor, bir yandan Tülin tehdit ediyor amk! Gelsinler bakalım! Öyle kuru tehditle oluyor mu bu işler görelim. Biz muhallebi çocuğu muyuz amk!!

İyice sinirlenmiştim artık. Nedeni de bize her dediklerini yaptıracaklarını sanmaları. Bütün boku püsürü biz çekelim, sen hem paraları yatırma hem önünde domalmamızı bekle. Var mı lan öyle bir dünya?

Demir yerini değiştirdikten sonra şirkete haber verdik ama ne gelen ne de giden olmuştu.

Ertesi gün bir haber geldi maaşlar yatmıştı. 2. Kaptanın hala bulunduğumuz ay içerisindeki parası duruyordu. Adam haliyle onu da istiyordu ama şirket yatırmamak için elinden geleni yapıyordu. En son lanet olsun kalırsa kalsın içeride amk bunalttılar dedi 2. Kaptan.

Hala demirdeydik limandan giriş izni için haber bekliyorduk. Şirket de o kadar kin yapmış ki 2. Kaptan vardiyaya çıkmasın demişler ahahahha. Adam zaten paso ayakta amk kim kimin vardiyasında belli değildi ki beraber çalıştığımız zamanlarda. O kadar süper muhabbetler dönüyordu ki günün her saati zabitan üçlüsünü köprüüstünde görebilirdiniz ahshhsjs.

Süvari Bey bu olaylardan çok yıpranmıştı. Yüzünden de belli oluyordu bu durum. Zaten ilaç kullanıyordu bir de bu olaylar üst üste gelince iyice yıprandı adam hatta kalbi bile sıkışmaya başlamıştı. Eli sürekli kalbinin üstünde geziyordu. En son o da dayanamadı ben de iniyorum dedi. Süvari Bey'in inmesi bana çok koyacaktı. Süvari bey inmeyin benim de az kaldı 1 ayın bitmesine beraber ineriz desem de adamın durumunu gördükten sonra zorlamadım fazla. Sonuçta sağlıktan önemli değildi hiçbir şey.

Gemi limana girdi 2. Kaptan hemen indi ve gitti. Süvari bey de yeni gelecek olan süvariyi beklemeye başladı. Benim aklımda yeni gelecek olan Süvarinin nasıl bir adam olacağı ve geçireceğimiz 20 gün vardı. 1 ay durup gidecektim amk ya!! Bizim ismet'e arayıp;

- İsmet beni gönderdiğin geminin amk kanka!

+ Noldu olum?

- Ebenin amı amk! Dün ortalık karıştı. Personel müdürüyle acenta 2. Kaptanı zorla indirmeye kalktılar gemiden tehdit ettiler adamı.

+ Ne diyon olum sen? Neden amk?

Durumu anlattım

- Olum Sahil Güvenliği falan çapıracaktık. İş o kadar büyüdü.

+ Hassiktir o derece mi la?

- Lan olum şu askerliği tecil ettireyim inecem ben. Ne sikim şirket la burası!? Eşkiya mı olum bunlar!?

+ Kanka öyle insanlar değiller la aslında ben de anlamadım şaşırdım valla.

- Ne öyle insanlar değil amk!? Bunlar kadın değil canavar amk! Biri bir yandan tehdit ediyor biri diğer yandan. Yemin ederim o tehditler bana olsaydı mersini ayağa kaldırırdım. Benim sülalemin en pislik adamları Mersinde Adanada amk biliyorsun.

+ Tamam kanka sen işine gücüne bak siktir et onları askerliğini tecil ettir duruma göre bakarız.

- İyi tamam haberleşiriz sonra.

+ Görüşürüz kardeşim. Allaha emanet.

Yeni süvari gelmişti. Adamın da ilk Kaptanlığı olduğunu duyunca Mağara Adamı şimdi siki tuttun olum dedim kendi kendime. Çünkü adam bütün kaptan egolarını benim üzerimde deneyecekti. Devir teslim yapılırken köprüüstüne çıktım yeni süvariye kendimi tanıttım gemiyle ilgili bir kaç bir şey sordu falan filan. Aramızda daha dakika bir gol bir şöyle bir diyalog geçti;

- Kaptan Mağara Adamı gemi telefonunun şarj aleti var mı?

+ Bilmiyorum süvari bey.

- Sen zabitsin öyle değil mi?

Şaşırdım hafiften

+ Evet süvari bey.

- Zabit adam bilmiyorum diyemez. Bilmiyorum demeyeceksin ama ona bir kılıf uyduracaksın.

La bi siktir gir amk çocuğu dememek için kendimi zor tuttum yemin ederim. Lan sik kırığı ben nerden bileyim gemi telefonunun şarj aleti var mı yokmu!! Telefon benim elimde mi süvarinin elinde!
Bu diyalogdan sonra zamanın geçmeyeceğini anlamıştım artık. 20 gün nasıl geçecekti bilmiyordum.

Adam hataylı, bir insanın 10 yıl boyunca yaptığı şu meslekte hiç mi şivesi düzelmez ya!? Amk millet İtalyan aksanıyla ingilizce dinler ben İskenderun aksanıyla ingilizce dinliyordum!

Daha o gün aramızda şöyle bir diyalog daha geçti. Köprüüstündeyim evrak işleri yapıyorum elimde sigara var yanıma geldi;

- Kaptan Mağara Adamı ben sigaradan rahatsız oluyorum sigarayı azalt. Bak yasaklıyorum demiyorum ama azalt.

Siker misin sabaha mı saklarsın!? Yok ananın amı bir de yasaklasaydın!! Süvariye bakıp hafif sinir olmuş bir şekilde

+ Sıkıntı yok süvari bey kırlangıçta içerim sigarayı.

Piçe bak senin keyfin için sigarayı azaltacakmışım. Ulan ben sigarayı azaltabilsem zaten kendim için azaltırım.

Limanda 2. Gün oldu ve akşama doğru çıkacağız sefere. Benim askerliği tecil ettirmem için İsrail'de Ashdod'dan Tel Aviv şehrine gitmem gerekiyordu ve yanımda hiç dolar yoktu. Süvari beye bana avans verip veremeyeceğini sorduğumda bana para yok ki veremem demesiyle iyice sinirlendim. Oç kasada 800 $ para var ama para yok diyor anasını bacısını karısını siktiğim! Sanki kendi parasını verecek oç! İstediğim para da 50 $. Amacım kendimi Ashdod şehrinin merkezine atmak. Şehre girsem ATM'den para çekeceğim zaten. Bu oç na bir iki kere daha söyledim ama git birinden borç al deyince anladım ki kansız piçin teki bu adam. Yana yakına para ararken bizim stajyere taksi çağırmasını söyledim. Dışarı çıkıp para çekip gelecektim. Yalnız bir problem vardı acenta bizim pasaportları almıştı. Mersin Liman da Türkiye'nin en mal limanı amk! Türk vatandaşı bile dışarıya pasaportla çıkmak zorunda. Kendi ülkemizde pasaportla dışarı çıkıyoruz düşünün. Haliyle ben de pasaport yok ama gemi adamı cüzdanını pasaport diye yuttururum belki diye aldım cüzdanı yanıma bindim taksiye gittim liman çıkışına. Kadın gümrük memuru baktı;

- Beyfendi bu pasaport değil. Pasaportunuz nerde?

+ Hanımefendi pasaportum acentada. Para çekip gelecem hemen.

- Beyfendi pasaport olmadan çıkarmıyoruz.

+ Ben Türk vatandaşıyım hanımefendi. Ne demek çıkamam.

- Kurallar böyle Beyfendi.

Senin ben kuralcı gibi vicdanını sikeyim amk orospusu! Girmişsin kpss ye memur olmuşsun sanki bana bir sikim olmuşsun! Havalarını kes orospunun! Senin yaşın kadar ülke gördüm ben, senin yaşın kadar da Türk limanı gördüm. Bırak Türkiye'yi yurt dışında bile pasaportsuz çıkıyoruz biz. Siz kim köpeksiniz amk ya!? Pasaportsuz çıkamazmışız! Sanki bana Amerika amk! Götü boklu Mersin!

Sinir olmuş bir şekilde taksiye geri döndüm ve geminin yolunu tuttum. Süvari piçine iyice sinir olmuştum. Bu parayı borç olarak alacaktım belli olmuştu. Tanımadığım insanlardan da hiç borç istemedim bu zamana kadar yerin dibine girecektim amk! Pakistanlı bir çakçıbaşı vardı aramız da hafiften iyiydi. Gidip kendisine doları olup olmadığını sordum. Adam direkt anladı mevzuyu ne kadar lazım dedi gülerek. 50 $ dedim. Türkiye de geri döndüğümüzde vereceğimi söyledim. Problem yok veririm dedi adam direkt. Sağolsun kral adamdı.

Sefere başladık ve İsrail'e doğru yol almaya başladık. İsrail devleti 100 NM (Mil) den standart bir şekilde bütün gemileri çağırır. Bütün denizciler bilir bunu. Bizi çağırdı. Kaptan konuşmaya başladı. İsrail Navy kaptanın adını sordu. Bizim kaptanın da bir soyadı var sanırsınız soyu Osmanlı'dan geliyor amk o kadar uzun kodla kodla bitmiyor shagzsggw. Bizim kaptan kendi soyadını bir kodladı ağzım açık süvariyi seyrediyorum. Ulan sen nasıl kaptan oldum yarram dememek için kendimi zor tuttum. Uluslararası fonetik alfabe diye bir şey var hiç mi duymadın?! Zaten İsrail Navy'deki kadın dinledikten sonra kaptan sen ne diyon yuaa? Gibi türkçe karşılığı olan bir şey dedi ve ismini kodlamasını istedi ahahahha. Bu mal kodlamaya kalktı ama alfabenin yarısını bilmiyor belli. Takıldığı yerde ben söyledim mala.

Limana 30 mil kala süvari beni çağırdı köprüüstüne.

- Buyrun Süvari bey beni çağırmışsınız.

+ Mağara Adamı dümene geç.

Dümen???

Lan amın oğlu liman girişine 3 saatlik mesafede ne dümeni amk?? Bir de dümeni ele aldırıyor! Sanki gemi ağzına kadar adamla dolu vardiyadan ineli 2 saat olmuş bir de 3 saat öncesinden beni dümene geçirdi! Mağara Adamı bu 20 gün geçmez olum dedim içimden. Aksi gibi demir atmamızı söyledi İsrail Liman Kontrol. Bakalım şimdi ne bok yiyecez demeye kalmadı 20 mil kala pek ağır yola düştü. ( yaklaşık olarak 6 km hız) oldumu size dümende kalma sürem 4 saat. Ayaklarım şişti amk bu malın demir atmayı bilmemesi yüzünden. Bir de demir sahası bomboş dolu olsa anlarım. Dakika başı haritaya gidip mevkii atıyor. Lan mal mısın olum sen? Bomboş alan gir at bir yere kim ne dedi sana!? Demir bölgesine geldik 2. Kaptan baş tarafa gitti. Bu oç o kadar panik ki saniye başı gereksiz rapor istiyor. Ne oldu Chief, ne durumdayız, kaç kilit gitti, 10 saniye sonra aynı şey. Telsizler zaten boktan çekmiyor. Köprüüstünde bağırıp çağırıp küfür ediyor şekil yapıyor. Mandala basınca sakince konuşuyor. Sen delikanlıysan o küfürleri adama etsene oç bizim yanımızda şekil yapıyorsun!? Demiri bir şekilde attık inmeden bana;

Şu stajyere söyle lumbarağzında oturmasın (Geminin dışarıdan girişi) stajyer o ayakta beklesin. Gerekirse iş ver hiç boş bırakma. Ez şu çocuğu. Bundan sonra senin kontrolünde o stajyer senden bilirim her şeyini dedi.

Amk bana ne stajyerden ya? Otursun çocuk insan değil mi o? Adamın işi gücü ortalığı karıştırmaktı.

Sabah oldu limana girdik ama tam bir fiyasko. Bu kadar panik bir adam olmaz. Herkese bağırıp çağırıyor. İnsanları geriyordu. Gemiyi limana bağladık bir şekilde ama geminin yaklaşık 20 mt daha ileriye gitmesi gerekiyor. Normalde önceki 2. Kaptanla biz tek başımıza hiçbir sıkıntı olmadan yapıyorduk bunu. Bu yavşak bir dahil oldu olaya 10 dakikalık iş oldu 30 dakika. Herkese bağırıp çağırıyor. İş bilmezlikle suçluyordu. Ulan piç sen bi siktirin gitsen biz zaten bu işi 10 dakikaya halledecez! Eline alıyor telsizi zaten bildiğimiz şeyi bize güya kendi talimat vererek yaptırıyor ahahaha. Sen demesen ne yapardık Kaptan sağol ya xhxjxhshsh. En sonunda işimiz bitmiş tam odalarımıza çekileceğiz derken bu piç demez mi vardiyada zabit olacak diye. Süvari bey liman çalışmıyor zabitin ne işi var vardiyada dedikse de oç gemi selameti için bir zabitin ayakta durması gerekiyor dedi.

Yükleme limanında aralıksız çalışan bir limandan çıkmış personel, 32 saatlik sefer yapan bir gemi, 3 saat öncesinden insanları ayağa diken bir kaptan, limanda en ufak bir rüzgar yok ama geminin selameti için uykusuz olan adamları limanda çalışma yokken ayakta tutacak. Bravo tam da geminin selametine uygun bir davranış! Oç beni sabaha kadar ayakta tuttu. Arada sırada da kontrole geliyor piç evladı öyle de kansız pezevenk!

Sabah oldu benim hemen çıkmam gerekiyordu. Çünkü Tel Aviv'e gidip askerliğimi tecil ettirecektim. Limanda çalışan bir arkadaşa rica ettim adı Nati sağolsun beni limanın kapısına kadar bıraktı, taksi bile çağırdı. Gerçi taksiciye sikildik ama olsun bizim taksiciler de turistleri sikiyor hak ettik bunu. Taksici faciasından sonra bu işin böyle gitmeyeceğini anladım ve İnternetten israil otobüs seferlerini gösteren bir program indirdim. Saniyelik bilgi veriyordu program gideceğim yere kadar dolmuş otobüs yaptım hep süper oldu. Neyse buraya fazla girmeyeceğim yoksa hikaye çok uzayacak.

Tecil işlemlerini hiçbir sıkıntı olmadan atlatmıştım. Önceki süvari olsaydı akşama kadar gezerdim Tel Aviv'de ama ileri geri konuşur diye bir mekana bile oturmadan direkt gemiye geri döndüm. Gemiye geldiğimde ortalıkta yine bir gerginlik vardı. Adam bu sefer de 2. Kaptana;

Aşçı zabitlerden kimseye yemek getirmesin, millet kendi gidip alsın sadece kaptan ve çarkçıbaşına getirsin. demiş.

Ya arkadaş toplasan 5 adım yok yemek yediğimiz salonla mutfak arasında sen ne karışıyorsun? Sana giren çıkan ne amk!? Senin ben o şiveni sikeyim oç! Burdan bütün hataylılara sesleniyorum.

Sizin ben şivenizi sikeyim! Ne boktan şivenizi var la sizin!

İlerleyen seferlerse, limanlarda insanları boğmak için elinden geleni yapıyordu. Stajyeri her gördüğünde bağırmak gibi, lumbarağzında oturup sohbet eden personele burda oturulmaz kalkın boşaltın burayı demeler, elinde telefon olana sürekli elinde telefon var ha demeler, köprüüstünde çalan telefonuma şu telefonun sesini kıs rahatsız oluyorum demeler ve benim ağzının payını verişlerim. Yaşananları çok uzatmıyorum çünkü sinirlerim geriliyor. Daha 2 gün önce bu adamın yanında olmak sinirlerimi bozuyor.

En son israil den dönerken vardiyada sigara içiyorum denizi seyrederek. Bir alt kattan bana;

- O beyaz şey ne Mağara Adamı? (denizdeki bir şeyi göstererek)

Baktım

+ Çöptür süvari bey ne olacak ki?

- Balıkçı ağı olmasın sakın. Üstünden geçme.

+ Burda balıkçı ağının ne işi var süvari bey?

1 dakika sonra o dediği şeyin yanından geçtik bir baktık ki bebek şeklinde bir balon. Bunun da gözleri fazla görmüyor tabi. O ne dedi. Yanımda da stajyer var.

+ Süvari bey balon ya o

- Şişme bebek olmasın sakın. Dedi gülerek

Bende ona gülerek.

+ Süvari bey onun bir sikimlik canı var yaşadığına göre şişme bebek değil hahahahaha

Mal gibi kaldı oç diyecek bir şey bulamayınca stajyere söyle Türk bayrağını çeksin. 40 mil var ne Türk bayrağı la ahahahha

Neyse Geldik Türk limanına artık inmek için saat sayıyorum o derece. 2. Kaptan da inecek ailevi sorunlarından dolayı. 2. Kaptanın yerine yenisi geldi ama benim yerime gelecek olan eleman hala gelmemişti. Sürekli volta atıyordum güvertede şu siktiğimin gemisinden bir kurtulsam diye. Baktım yeni eleman geldi ama ilk zatliğiymiş hatta zabit kağıdı bile yok stajyermiş çocuk. Hoş geldin dedim. Çocuğu dinlendirdikten sonra başladım köprüüstünde çocuğu gezdirmeye. 1 saat oldu ulan bir baktım gemi yüklenirken yatmaya başlamış. Meğerse herkes unutmuş yüklemeyi indim aşağıya ayar çektim direkt çıktım köprüüstüne anlatmaya devam ettim. Çocuk o kadar heyecanlı ki stresten ölecek neredeyse. Sakinleştirmeye çalıştım biraz. Tam arka tarafta pres makinesini gösterirken aşağıdan bir viyaklama sesi geldi. Stajyere dönüp

- bak bakayım kimmiş o.

Stajyer merdivenden aşağıya doğru baktı

+ hooop

- Olum napıyon lan? Belki personel müdürüdür.

Çocuk bir daha baktı ve yüzü bir garip oldu ve bana baktı. Anladım ki o gelmişti. Aha geldi dedim içimden. Kapıdan belirdi bir baktım personel müdürü Sibelcan. Tabi hanzo değiliz amk

- Hoş geldiniz Sibelcan Hanım

+ Hoş bulduk Kaptan Mağara Adamı

Yoh amk kendisinden beklenmeyecek bir şey yaptı adımı bilerek geldi ahahahhaha.

Gelir gelmez fırçayı kaymaya başladı amk.

+ Neden lumbarağzında kimse yok gemi hayalet gemi gibi olmuş kimse yok ortalıkta.

- Sibelcan Hanım ben yeni gelen 3. Ye etrafı gezdiriyordum. 2. Kaptanın bakması lazım yüklemeye.

+ Valla bilmiyorum kimse yoktu dedi ve güldü.

İnanılır gibi değil meymenetsiz gülüyordu lan! Olum yüz kası varmış kadının. Harbiden gülme özelliği varmış.

Sohbet muhabbet etmeye başladık anaaa kadın bildiğin 10 numara muhabbeti olan bir kadın çıktı. Olayların arka planını anlattı bana kadının hiçbir şuçu yokmuş harbiden.

Bir ara kapıları kapattırdı. Odada stajyer ben ve Sibelcan hanım kaldık. Benden gemide dönen olayları anlatmamı istedi. Bir nevi muhbirlik gibi. Hiç de sevmem. Benden aldığı tek bilgi benim vermek istediklerimdi o bunun farkında değildi ama ahahahha.

Yalnız bir huyu var sinir oldum ona emir vermeyi çok seviyor. Emir verdikten sonra da padişahın sol taşşağıymış gibi gidebilirsin diye eliyle git işareti yapıyor sjxjjsjshsjz

Dosyaları kontrol etmeye başladı benim de farkında olmadan atladığım bazı konuları gördü gülerek kızdı. Hani tatlı sert. Ulan dedim kendi kendime ön yargı ne boktan bir şeymiş. Kadın hakkında neler düşündüm amk diye bir de kendime kızdım. Asabi bir kadın ona bir şey demiyorum. Ama asabi olmak kötü olmak değil onu da biliyorum. Rahat 5-6 saat muhabbet ettik gülmekten ölüyoruz üçümüzde. Bir ara yazıcıya sinirlendi vuruyor bağırıyor falan hemen kendimi odandan dışarıya attım gülme krizine giriyorum bildiğiniz gibi değil.

Bana o gün yaşanan olayları bir de kendi gözünden anlattı hani köprüüstünde yaşanan olayları. Şunu dedi

- Kaptan Mağara Adamı eğer varya Sahil Güvenliği çağırsaydın sana neler yapardım varyaaa. Shzhahhs

Yapar amk psikopatlık baki balır ahahahah

En sonunda evimdeyim. 1 ayda yaşadığım psikolojik savaş bana aylar gibi geldi resmen :D

Ben Kaptan Mağara Adamı hikayemi okuduğunuz için teşekkür ederim.

1 Gemi, 1 Kaptan, ve Diğerleri Psikolojik Savaş mı?