DÜNYA

Rakının şakası olmaz!

Author

Yine üniversite zamanımda yaşadığım ve rakıyla şaka olmayacağını hem başkaları hem de kendi üzerimde gözlemlediğim bir hikayemi anlatıyorum hazır olun :D

Bir önceki hikayemdeki ev arkadaşım Fuat (Futi) baş rolde. Üniversitenin 2. Yılı sonbahar aylarındaydık yanlış hatırlamıyorsam. Futi daha önce Uludağ Üniversitesi'nde okumuş ama orayı bırakıp Yalova Üniversitesi'ne gelmişti. Ordan 4 tane arkadaşının geleceğini söyledi bana.

- Dada Uludağ Üniversitesi'nden arkadaşlarım gelecek. Çok sevdiğim dostlarım var içlerinde, on numara ağırlamamız lazım onları.

+ Tamam olum ayıp ettin senin arkadaşlarınsa başımızın üstünde yerleri var. Kız var mı lan içlerinde? shxjshsh

Arkadaş insanın okuduğu bölümde kız olmaz mı ya ahahahha

- Valla kanka bir tane kız var o da benim kız kardeşim sayılır.

Futi sürekli kız kardeş diye bahsederdi ondan, o derece kız kardeşi olarak görüyordu çünkü onu.

+ Ooo iyi kanka :D

- Senin o tipini sikerim! Kız kardeşim gibi diyorum amk!

+ Amk ben ırz düşmanı mıyım lan!? Bakarsın kayınçom olursun shshgagaha.

- Dadaaa!!!

+ Tamam lan tamam! Yemedik kız kardeşimi! :D

Aklımda sürekli gelecek olan kız kardeş vardı ahahahha. Nasıl olduysa o gün eski bir hikayemde bahsettiğim Fetocu patron beni arayıp içeride biriken alacağım olan parayı yatıracağını söyledi. Bildiğiniz sürpriz olmuştu benim için. Yatacak para da 7 kişilik bize evde 10 numara masa kurdurtabilecek bir paraydı. Haberi Futi'ye verdiğimde benden çok sevindi yavşak :D

- Olum ortadoğu ve balkanların en iyi masasını kurcacağım arkadaşlarına, karışma bende :)

+ Adamsın lan :D

Futi ile buluşup markete gittik ve rakı sofrası için gereken her şeyi aldık. Ayıptır söylemesi güzel meze hazırlarım. Balık da aldık her şey çok güzel olacaktı!

Öğleden sonra 4 gibi arkadaşlarını karşılamak için Yalova Seyahat'in oraya gittik. 10 dakika sonra otobüs geldi ve indiler. Bildiğiniz hayal kırıklığına uğramıştım. Kız kardeş kız kardeş dedi hayalimdeki prenses yerine Futi'nin ablası geldi amk! Ahahhaha yani beklentiyi çok yüksek tutmuştum. Tamam ben yakışıklı bir adam değilim ama hayaller be kanka önüne geçemezsiniz :D

Tanışma faslı gerçekleştikten sonra yavaş yavaş eve doğru yürümeye başladık. Gelenlerin hepsi iç mimarlık okuyordu. Zaten taktıkları fulardan 1 km öteden anlaşılıyordu djsjsbbs. Eve geçtiğimizde haya kararmak üzereydi. Gelenlerden ikisi uzun boylu kalıplıydı ama içlerinde bir kişi vardı ki oklavaya babayiğit çekersin, iskeletor saygın kalır yanında shxjshjs. Eleman Ankara'da doğmuş ama Bursa'da harmanlanmış. "Bursa bebesiyim her yerde çakışırım" motto aynen bu amk ahahha. Konuşma şekli falan bildiğiniz bursa çocuğu. (eski Ankaragücü taraftarı olarak bazılarını tenzih ederim. Beni anlayan anladı)

Neyse sohbet muhabbet derken ben yavaş yavaş masayı kurmaya başladım. Muhabbet sohbet eşliğinde. Evde gelen misafirlerin haricinde yine o zamanlar hayrına baktığımız babası tarafından evinden kovulmuş biz yaşlarda Yalova'lı bir eleman daha var adına Fenasi diyelim :D Fenasi her zaman yükseklerde uçan bir adamdı. Sürekli ben şöyle yaparım, ben böyle adamım, ben, ben, ben, amk sanırsın Yalova'nın sahibi ibne! Ulan siktir git desek sokakta yatacaksın! Neyse hikayede o fazla yer işgal etmiyor ama bundan sonraki hikayenin başrolü o olacak o yüzden Fenasi'yi unutmayın djxjsjsjs.

Masa kuruldu, balıklar pişti, kadehler tokuşturulup hikayeye başlandı. Alkolün etkisiyle aradaki soğukluk da gidince evden kahkaha sesleri eksilmez oldu. Eski hikayeler, yaşananlar, yapılan mallıklar tek tek dökülmeye başlandı. Yalnız dikkatimi çeken bir şey vardı bizim bursalı fazla konuşmuyordu. İçimden ulan çocuğa soğuk mu davrandık, o yüzden mi konuşmuyor diye geçirip duruyordum. Vicdan yapmıştım ameke. Futi'nin kız kardeşi ilk pes edendi. 3 duble içtikten sonra 3'lü koltuğa geçip benden bu kadar demişti. Aaaa olur mu öyle şeyler falan da yetmedi. Demek ki rakıyla şaka olmayacağını iyi biliyordu. Diğer elemanlarla devam ederken bir baktık ki 1 litrelik rakı bitmiş. Ulan millete bakıyorum kafa olmuşlar ben hafif çakırkeyf kaldım ama şişe açsam içecek elemanlar. Hemen ayağa kalktım bu rakı burda bitemez bekleyin geliyorum dedim ve en zor zamanlarımızın kahramanı Uğur abinin yanına gittim. Adam tam bir öğrenci dostu tekel bayiisiydi. Git al hayatta para sormaz. Parayla almaya kalksan yok yazıyorum deftere sonra ödersin şimdi paran yoktur diyen bir adam. Abi bana 100 lük rakı versene dedim parasını sonra vereceğim. Tamam olum al tabi dedi. Andım rakıyı eve geri döndüm.

Millet rakıyı görünce ooooo çekti tabi. Açtım onu da içmeye devam ama Futi ve diğer iri elemanlar yeter bu kadar deyip şişenin yarısında kalktı masadan. Masada bir tek ben Bursalı ve Fenasi kalmıştık. Fenasi sürekli ben şöyle içerim, böyle içtim muhabbeti yapan bir adam. Bilirsiniz öyle adamları açıklamaya gerek yok zira bundan sonraki hikayemde anlayacaksınız durumu. Fenasi yanımda oturuyor mal mal şeyler söyleyip kendi kendine gülüyordu amk. Kafa arşa ulaşmış ama bedenen de uçmaya çalışıyor anladığım oydu o an.

Evet Bursalı oklava masada içmeye devam ediyordu. İçimden ulan çocuğa bak incecik ama yıkılmadı içmeye devam ediyor helal olsun diyordum bir yandan da onunla muhabbet etmeye çalışıyordum ama eleman oralı bile olmuyordu. Ben de masadan ayrılanlarla muhabbete devam ediyordum. Bir ara tam karşımdaki 3'lü koltuğa uzanan kız kardeşe baktım. O ne lan? Gözlerime inanamıyorum. Hatun bildiğiniz afeti devran amk! Mağara Adamı kendine gel lan bu rakının bok yemesi hep hatunu normal kafayla gördün kendine gel diye telkinde bulunuyorum kendi kendime. Bir türlü gözlerimi ondan alamıyordum. Karşımda afrodit kirpikleriyle gel gel işareti yarıyor resmen sgshagah. Yemin ederim abartmıyorum. Hatunun bir gülüşü var anamı babamı doğrarım o derece. Bir an masanın üstünden uçusım geldi ama Mağara Adamı kendine gel lan deyip kafamı başka yöne çevirdim. Yeniden Bursalıya yönelmişti bakışlarım. Eleman hâlâ masadaydı ve önüne ne koyarsak içiyordu. Biz bardağı daha ağzımıza götürmeden eleman bardağı bitiriyordu. Her geçen dadika adama hayranlığım artıyordu :D. Bir yandan da sana böyle içirten kızın allah belasını versin diye iç geçiriyordum xhxjxhshsh.

Rakı hadi yeter artık diye fısıldıyordu ama

o şişeee bitieeciek.

Rakıya kafa tutup kim ayakta kalabilmiş? Benim ne haddime amk!

Şişenin 1/3 hala şişenin içinde duruyordu ama ben sınırıma ulaşmıştım. Hala o şişe bitecek kafasındaydım. En son Bursalı benden bu kadar deyip masadan kalktı ve ikili koltuğa geçip oturdu. Ben ve Fenasi hâlâ masadaydık. Bardağımdan 1 yudum daha aldım ve o lanet olası duygu başladı bende. Hani hayatı sorgulatan, neden içtim lan ben duygusu, istemsiz ve sürekli devam eden ağız sulanması ve yutkunma. Beni anladınız sanırsam. O son yudumu almayacaktım abi. Ben sessizliğe büründüm tabi o arada. Çünkü her an kusabilirdim hunharca ahahahha. Kusmamı engelleyecek şeyler yapıyordum ama kusacaktım biliyordum ve o an yaklaştı. Çok hızlı olmayan hareketlerle lavaboya gittim ve rakının bana verdiği o dersi unutmayacağımı o an anladım. Bildiğiniz son yudum kadar kustum. Evet evet sadece bir yudum kustum ve mide bulantım geçti kendime geldim.

İçeriye girdiğimde Bursalı sızmış üstüne battaniye örtüyorlardı. Misafirlerin yataklarını hazırladıktan sonra odalara geçecektik ki kız kardeş masayı toplamaya başlayınca aaa bırak biz toplarız sabah olunca yat sen deyip masayı o halde bıraktık.

Sabah oldu ilk uyanan tabiki de ben oldum. Uyandığımda beynimi resmen jiletle ikiye bölen bir koku vardı ortalıkta. Misafirlerin olduğu odaya girdim (salon yani) masanın halini bir gördüm şok yaşadım. Masa Cüneyt Arkın'ın kahpe Bizans'ın gavur şövalyelerini patakladığı meyhanenin masalarından bir farkı yoktu. Her yer yağlı ellerle oluşturulmuş parmak izleri, sandalyede balık kılçığı, yarım kalan bardaklar Allahın selamını veren bakteriler! Bunların haricinde içerideki koku masadaki bütün görüntüyü siliyordu. Öyle bir koku olamaz amk! Sanırsınız dün gece balık değil kedi pişirdik, sanki biz satanistiz ama haberimiz yokmuş gibi, birisi içeride kedi kemirmiş gibi kokuyor. İçeriye birisi biber gazı sıkılmış gibi gözlerim yaşararak masayı toplama başladım. Sesi duyan kız kardeş uyanıp hemen bana yardım etmeye başladı. Dur ben yaparım sen otur dediysem de yardım etti sağolsun. Bizim konuşmalarımıza herkes uyanmıştı ve hep bir elden evi toparlamaya başladık. Ev eskisinden de güzel ve temiz olmuştu ama içerideki kokudan herkes rahatsızdı bariz belli oluyordu. Kimse soramıyordu kaynağını. Herkesin yüzü ekşimiş haldeydi :D

Evi toparladıktan sonra misafirlere Yalova'yı gezdirmek için hazırlanıp dışarıya çıktık. Ben de çaktırmadan hava soğuk da olsa camı pencereyi açtım ki içerideki koku gitsin diye. Neyse biz bunlara 4 saat kadar Yalova'yı gezdirdik ve eve misafirlerin eşyalarını almaya geldik. Kapıyı açtım ve o lanet olası kokuyla tekrar karşılaştım. Artık koku görünüyordu! Önümü görebilmek için elimle kokuyu dağıtmam gerekiyordu resmen! İçeriye girdik. Üçlü koltuğa doğru ilerlemeye başladım ve ikili koltuğun yanından geçerken (Bursalı'nın sızdığı koltuk) bastığım yerin ıslak olduğunu hissettim. İşte o an anladım ev bu kadar temizlenken neden bu derece kokuyor. Herkes koltuklara geçti salonda ölüm sessizliği başladı. Kimse ağzını açamıyordu kokudan. Sanki ağzımızı açsak son nefesimizi alacaktık. Ta ki kız kardeşin "burda bir şey kokuyor ya" demesine kadar. Sanki herkes o anı bekliyormuş gibi hep bir ağızdan "evet ya bir şey kokuyor burda" demeye başladık. Kokunu nedenini tartışmaya başlarken birden Bursalı'dan hayatım boyunca unutamayacağım o belirsizlik halini duydum. (yumuşak bir ses tonu var)

- Ya arkadaşlar ben dün gece kusmuş olabilirim ama temizledim.

Yüzünde hafiften mahçup olmuş bir ifade vardı. İhtimale bakar mısınız? Kusmuş olabilirmiş ama temizlemiş! Ulan kustuysan kusmuşsundur - ebilmek ne amk?! Hadi - ebildin peki kesin bir şekilde temizlediğini vurgulamak ne oluyor? Hayır yani anlatım bozukluğu var ona kızıyorum shahvahagag.

Tabiki adama senin yapacağın işin amk demedim. Neden? Çünkü o misafir. Bursalı'ya ya önemli değil kardeşim hallederiz dediysem de gözlerimi Futi' ye dikip aşağıdaki videonun 2:38 nci dakikasındaki gibi bir ruh hali içinde olduğumu hissettirdim Futi'ye ahahhaha

Meğerse eleman hayatı boyunca ilk defa içki içiyormuş o da bizim masaya denk geldi ameke :D ben de vay be ne içiyor eleman diye övüyordum pezevengi shshshhs. Neyse biz bunları uğurladık, kapıyı kapattık. Futi'ye dönüp

- Futi şimdi içeriye gidiyorsun, halıyı ordan alıyorsun, balkona çıkarıp yıkıyorsun yoksa seni sikerim kanka!

+ Tamam kanka sakin ol şimdi yıkarım.

Aslında Futi de asabi bir adamdır ama benim o sinirimi anlamış olacak ki hiç ikiletmedi bile. Delikanlı gibi gitti halıyı yıkadı ben yardım bile etmedim.

Halı kuruduktan sonra yerine yerleştirdik ama o koku 2 hafta gitmedi evden. Meğerse yatağı toplarken eleman battaniyeye de kusmuş biz onu fark etmeden salondaki koltuğun altına koymuşuz. Yaz gelmeden yaz temizliği yapalım ayağına battaniyeyi çıkarınca anladık mevzuyu. Battaniyeyi de ben yıkamıştım küvette. O zaman sinirim geçmişti tabi :D

Siz siz olun içki masasına oturduğunuz insanları iyi seçin yoksa bu durumdan daha kötü bir duruma düşebilirsiniz.

Hikayemi okuduğunuz için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

Rakının şakası olmaz!