KADIN

Sahiplenme Duygusu...

Author

İlişkilerde yaşanan en büyük sorun sahiplenmektir!

Peki nasıl ve ne şekilde? İşte bu soruların cevabı ilişkideki sahiplenmenin problem mi yoksa mutluluk mu getireceği olgusunun taban çizgisini oluşturmaktadır.

Sahiplenme Duygusu...

1. Durum şöyledir;

İlişkide bir taraf sahiplenmek adı altında sevgilisine, eşine, nişanlısına vb. pozisyonda olan kişiye tam anlamıyla hükmetmek ister. Çünkü bu toplumda ona empoze edilen bir düşüncedir. Kişi erkek veya kadın olsun iki taraf için de aynıdır. Bunun temelinde yatan toplum baskısını oluşturan insanlarda bu baskı kolunun birer parçasıdır. Elalem ne der korkusuyla karşısındaki insanı sindirmeye çalışan insan aslında Elalem ekibinin bir parçası olduğunu düşünmez. Konu başkası olunca Elalem olarak eleştiri yapmaktan geri de kalmaz!

Bir erkeğin kadınının topluma göre müstehcen giyinmesi ona Elalem ekibine karşı savunma mekanizması oluşturmasına sebep olur ki en büyük tartışmalar hep bu yüzden başlamaktadır. Kadınına ne giyinmesi gerektiğini, nasıl konuşması gerektiğini, nasıl oturması gerektiğini vb. baskıyla kurmaya çalışan erkek farkında olmadan onu kölesi durumuna sokmaya çalıştığını anlamaz çünkü toplum ona bunu yapması gerektiğini bakışlarıyla ve söylemleriyle tekrar tekrar yinelemiştir. Bunu yapıp başarılı olan erkek aslında karşısındaki kişinin gerçek kişilik olmadığının farkına varmaz ve mutsuzluk sebebini yine kadına bağlar. Halbuki kadın toplum içindeki Elalem ekibinin kurallarını harfiyen yerine getirmiştir. Bunu istemeye istemeye yapmıştır ki ilişkide mutlu olabilmek için. Kaldı ki istemeyerek yapılan bir şey nasıl mutluluk getirir o farklı bir konu. Karşısındaki insanı sahiplendiği bir hayvan olarak gören erkek! kadın üzerinde her konuda hak sahibi olduğunu iddia eder ki bu kadının geçmişini bile kapsar. Her zaman tartışılan bakirelik olayı çarşafın kanlı olması gerektirdiğini bile söylemiştir bizlere. Bu baskı kadınlarda öyle bir duruma gelmiştir ki bırakın bakire olmadığını söylemeyi ilk sevgilisi olduğunu bile söylemekten geri kalmazlar. Bu yalan sonradan ortaya çıktığında verilen tepki Elalem korkusundan kaynaklansa da tepkiyi veren Elalem mensubu erkek kişisi kadını yalancılıkla suçlayayabilir! Halbuki mensubu olduğu tayfa yüzünden böyle bir yalan atma ihtiyacı olduğunu sorgulamaz kadının. Direkt çirkin söylemlerle kadını kendisinden küçük görebilir! Hem de kendi yaptığı şeyleri hesaba katmadan. Evlendiğinde bakirelik arayan erkek ne hikmetse evlenene kadar yediği bokları hesaba katmaz. Evlenmeden ilişkiye girdiği kadınların bir gün başkasının eşi olma ihtimalini düşünmez. Çünkü toplum ona kadına sahip olmak için 'içine girmen gerekir' mesajını göndermiştir! Mesajı alan bu erkek kadına sahip olmak için envai çeşit yalan atar ve kendisine güvendirdiği kadına sahip olur! İşte asıl problem ise bundan sonra başlar...

Gelelim bu durumdaki kadın düşüncesine. Elalem tayfasına mensup olan kadın erkeğini sürekli göz hapsinde tutmak ister. Çünkü Elalem ona ipini boşlarsan erkeğin başka bir kadına koşacağını empoze etmiştir. Erkek onlar için bir köpektir! cinsi ne olursa olsun kuyruk sallayan dişi köpeğe koşarak gideceğini sanılan bir köpek! Bu söylem hayatımda duyduğum en iğrenç söylemlerden birisidir ama kullanmak zorundayım. Kaldı ki bu söylemi en çok kadınların kullanması ne kadar da acı. Sürekli erkeğinin nerede olduğunu bilmek isteyen kadın bilinçsizce ona köle muamelesi yaptığının farkında olmaz. Erkek yarım saat geç gelsin eve o yarım saat içinde kadın, erkeğinin yemediği boku bırakmaz. Yolda gelirken kimi düzdüğü, kime blowjop yaptırdığına kadar söyler. Çünkü Elalem ona erkek geç geldiyse kesin başka bir kadının yanından gelmiştir mesajını göndermiştir. İlişkide sürekli paranoyak takılan kadınlar sürekli hesap sorma eğilminde olurlar. Arkadaşlarıyla dışarıya çıkmak isteyen erkek arkadaşına veya eşine hayatı zindan etmek için elinden geleni yapar. Çünkü toplum ona "Trip" atması gerektiğini söylemiştir. Şimdi yeni moda mı akım mı ne olduğu belli olmayan çok saçma bir laf dolanıyor.

"Kadın sevdiği erkeğe Trip atar". Bir nevi katılsam da sadece bir yere kadar destekleyebilirim. Eğer bu düşüncede olan bir kadınsanız lütfen bu düşünceden arının. Çünkü mantık çerçevesinde trip atmadan iletişime geçen ve seven nice kadın var. Yurt dışında trip denilen olguyu kadınların bilmediği ve sadece siz Türk kadınlarına has bir özellik olduğunu bilin lütfen.Trip nedir sorusunun cevabını ben size vereyim;

"Fazla naz aşık usandırırdaki fazla naz = Trip"

Modern zaman kadınının naz nedir sorusunun cevabını bildiğini pek sanmıyorum. Çünkü yaptığı şey trip değil bildiğiniz emir vermektir. Bir yere gitmek istersiniz "gidemezsin!" demekten imtina etmez. Nedenini sorduğunuzda saçma bir şekilde "ben öyle istiyorum" demekten de çekinmez. Peki bir insanı sahiplenmek diye tabir edilen bu hareketin sebebi nedir? Tabiki yine Elalem olgusunun yani mensubu oldukları tayfanın ta kendisidir. Toplum onlara karşısındakine hükmetmesi gerektiğini yoksa elinden kaçırabileceğini söylemiştir. Bu kadın için de böyledir erkek için de.

Kendimden küçük bir örnek vermek istiyorum. Eski sevgilim artık öyle bir noktaya getirmişti ki beni bana dediği ve yaptığı şeyleri sırf o da yaşasın diye istemeye istemeye ona da yaşamıştım. İşte bu tür sahiplenme olgusu ilişkinin temelini sarsan en büyük problemdir. Karşılıklı intikam alma duygusu insanların hayatlarını zindana çevirebiliyor.

Arkadaşlarla okey oynamak için kıraathaneye gideceğiz bakın "kıraathane" diyorum. Çünkü Cafe ye falan gidemiyorum bana yasakladı shxjxbjsjs etraf kız doluymuş :D halk arasında adı Kahve olan yere gideceğimi söylediğimde bana verdiği tepki direkt "gidemezsin!" peki neden gidemem sorusuna verdiği cevap zaten içler acısı. "Orda kızlar vardır" işte sahiplenmek! adı altında gelinen son durum budur. Bu şekilde sahiplenmek! insanların hayatını zindana çevirmekten başka bir şey değildir. Sırf Elalemin vereceği tepkilere karşı mantık aramadan kurallara uymaya çalışılıyor.

Sahiplenme Duygusu...

2. Durum şöyledir;

Kişiler birbirlerinin özel alanlarını çiğnemeden devam ederler hayatlarına. Yalnız burda ince bir çizgi vardır. Özel alanlar ve godoşluk o çizginin sağında ve solunda eşit mesafede ilerlemektedir. Bu ayrımı iyi yapmak gerekir ki sonrası hüsranla sonuçlanmasın. Bu ilişkilerde Elalem tayfasının bir hükmü yoktur. Kişiler birbirlerine güven duyarlar. Tabiki 1. Durumda da güven vardır ama güven "ben sana güveniyorum ama karşındakine güvenmiyorum" demek değildir. Bu ilişkideki sahiplenme duygusu daha saygılıdır. Genelde meta olan şeyleri değil de duyguları sahiplenir çiftler. Zaten bir ilişkinin en sağlam temeli de budur. Mutluluk paylaşıldığında artan, üzüntü paylaşıldığında azalan bir duygudur herkes bilir. Böyle duyguları paylaşmak sahiplenmenin en belirgin özelliğidir. Kimse sokaktan geçen bir adama veya kadına çok mutlu olduğu için sarılmaz. Sadece değer verdiği sevgisine sahip olduğu kişiler ile paylaşır duygularını.

Bu ilişkide geçmişin bir önemi yoktur. Kişiler yeni bir sayfa açmak erdemine sahiptirler. Toplumun onlara dayattığı tabuları ellerinin tersiyle iterler. Zaten geçmiş her zaman mutsuzluk getirir. Herkes geçmişe dönmek ister ama dönemeyeceğini bildiği için üzülür ki bu da mutsuzluğu doğurur.

Kendilerine zaman ayırabilirler. 1. Durumdaki gibi dip dibe olmazlar sürekli. Zaten ilişkilerin çoğu bu sebepten dolayı bitmekte ya da soğumaktadır. Örneğin futbol tutkunu olan bir adamın eşiyle maç seyretmesi ile arkadaşları ile maç seyretmesi arasında devasa farklar vardır. Kadının bunu düşünüp eşine veya sevgilisine bu özel alanı yaratması gerekir. Bu şekilde daha mutlu olacağını bilmesi kadın için de daha mutlu edici bir şey olur ki çoğu kadın bunun hesabını yapamaz yada yapmak istemez. Sürekli kendisiyle mutlu olmasını ister ama bu imkansız bir şeydir. Erkeklerin de aynı şekilde kadına özel alam yaratması gerekir. Her kadın arkadaşları ile toplanıp gıybet yapma hakkına sahiptir djxjxjjxhxj. Sevdiğim bir amirimden örnek vermek istiyorum sizlere.

Eşiyle arasındaki bağ sadece çocukları olan bir adam. Severek evlenen bir adamın 'ölse belki üzülmem' diyebilecek konuma gelmesine sebep olan olaylar. Bu ilişki 1. Durumdaki ilişki sınıfına giriyor bir nevi ama amirim artık 2. Durum sınıfına geçmiş yaşadıklarından sonra. Kadın o kadar paranoyakmış ki iş için yurt dışına çıkan kocasına gittiği şehirde gezmesini bile yasaklamış düşünün artık. Sürekli sen beni aldatıyorsun modunda geziyormuş. Halbuki adamın da o taraklarda bezi yok biliyorum. Bir gün bu ithamlardan çok bıkmış ve yapmadığı bir şey yüzünden zan altında kalacağıma gider aldatırım en azından yapmış olurum demiş ve karısını aldatmış. Defalarca şunu söylemiş eşine

"Haftanın 6 günü beraber olalım ama 1 gününde de birbirimize teneffüs verelim". Bakın adam ne kadar da mantıklı bir şey söylüyor. Kadının verdiği tepki zaten über seviyede. Olmaz demiş ve haftanın 7 günü beraber olacağız demiş. Peki sonuç?

'ölse belki üzülmem' işte sonuç bu.

Bence makul ilişki 2. Durumdaki gibi olmalıdır ama işin dozajı aşılmadan. En başta da dediğim gibi özel alan ve godoşluk çizgisini iyi takip etmek gerekir. "Sahiplenmek" kelimesini modern zaman kadınları tepkiyle karşılıyor anlamadığım bir şekilde. Çoğu da "ben köpek miyim yuaa" diye tepki gösteriyor. Bence sahiplenilmek güzel bir duygu. Sizin iyiliğinizi düşünen, mutlu olduğunuzda mutluluğunuzu sahiplenen, üzüldüğünüzde üzüntünüzü sahiplenen insanların olması hepimizi güçlü kılar. Kaldı ki kimse 'işte bu benim kızım' diyen babasına veya annesine "ben köpek miyim yuaa" diye tepki göstermiyor. Demek ki sahiplenilmek kötü bir duygu değil. Sıkça gittiğim Rusya'da kadınların bu duyguyu bulduklarında 4 elle sarıldıklarını bilmenizi isterim. Bu sadece benim bildiğim bir ülke belki de Türkiye dışında bütün ülkelerde sahiplenilmek büyük bir nimettir. Burada kendinizi bu duyguya karşılık köpek durumuna düşürmeniz beni pek de ilgilendirmiyor.

Kişinin sizin sevgiliniz, eşiniz, sözlünüz vb. vasfında olması ona her istediğinizi yaptıracaksınız anlamına gelmez. Bu sahiplenmek değil esir almaktır ve her esaretin bir bedeli vardır...

Yazımı okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim. Sahiplenilmiş duygular içinde mutlu olmanız dileğiyle :)