KÜLTÜR

Gıcırlaştık da ne oldu? Gıcır ama boş!

Author

Her geçen gün Beyoğlu’nda bir dükkanın, bir işletmenin kapandığına tanık oluyoruz. Özellikle son bir senede çok yer kapandı. Fakat Beyoğlu’nun bu hali son bir senede olmadı bu en az son beş senenin ürünü. En son da Beyoğlu Sinemasının kapanacağını duyduk. Üzüldük tabi ama bir yandan da kendimize sormalı, kaçımız Emek’ten sonra Beyoğlu’nda sinemaya gitti? Ya da sinemaya ne kadar gidiyoruz? Beyoğlu’na gidiyor muyuz?

Beyoğlu’nun bitmeye başlamasını, taa Vakko’nun kapanıp yerine büyük bir zincir giyim mağazası açılmasına kadar götürebilirim. O tür zincir giyim mağazaları ve devamlı açılan dönerciler, tostcular, hızlı gıda mekanları, Beyoğlu’nun ilk çehre değiştirmesi idi. Benim lisede okulu kırarak gittiğim kültürün, sanatın, mimarinin beşiği bölge giderek bir Bakırköy Ebuzziya caddesine dönmeye başladı. Kıyafet ve yiyecek odaklı olmaya başladı, açılan lüks cafeler insanların bu değişimi tam da fark etmemesini sağladı. Beyoğlu’nda kiralar çok yüksekti, lüks cafe zincirleri, lüks tüketim markaları da mağaza açıyordu sürekli, kiralar çok yüksekti ve herkes memnundu ama bozulma başlamıştı bile. Bir gıcırlaşma eğilimi başlamıştı.

Rant ve her şeyi yıkıp yeniden yapma hevesi 2012’de Atatürk Kültür Merkezi’nin restorasyon görmek üzere kapanması ile sonuçlandı. Kapanış o kapanış! Orası Taksim’in, Beyoğlu’nun kültür sanat bakımından lokomotifi idi. İnsanlara biraz eski, köhne gelebilirdi ama geleneksel ve köklü sanat aktivitelerini izleyebileceğim yegane yerdi resmen. O kadar büyük sergi mekanları artık yok ya da müzelerde var ama müzeler de özel teşebbüs ve bu sıklıkta sergi olmuyor. Opera, bale, tiyatro binaları da bir elin parmaklarını aşmıyor. Ayrıca tiyatrocu, dansçı, operacı bir sürü sanatçı için de bir sığınak, bir çalışma alanı idi o mekan. Artık hem var hem yok.

Tabi şu da var, AKM binasına restorasyon yapmak, yıkıp yeniden yapmaktan çok daha pahalıya geliyor. Şimdi buranın yılan hikayesine dönmesinin sebebi, yıkıp yeniden yapmak ile restorasyon isteyenler arasındaki savaş. Daha dün, Cumhurbaşkanımız AKM’nin projesinin bittiğini ve yıkıp yeniden yapılacağını söyledi. Adı aynen Atatürk Kültür Merkezi olarak kalmalı, asla değişmemeli bu şart. Projeyi de merak ettik. Projeyi görmeden, bu konuda otorite kişiler onaylamadan olmaz. Emek Sinemasını uğruna yıktıkları Grand Pera’yı gördünüz mü? Milyonlarca dolarlık bir proje ama çok ruhsuz, çok boş, bir sürü AVM’den bir farkı yok. Gıcır ama boş. AKM’nin sonu da böyle olmamalı. Bu olası durum, haklı endişelerimin başında geliyor. Kişisel olarak AKM mimarisinin meraklısı değildim, AKM ‘ye gelene kadar çok daha önemli anıt binalar vardı ama korunamadı. AKM de şimdi hayalet bina olarak duruyor orada.

Şimdi Taksim’de bir kültür merkezi şart ama nasıl? İşte bu önemli! Atatürk ismi olmazsa olmazım bu konuda. Büyük bir şirket, bu binaya sponsor olmaya karar verip, sonra da adını koyabilir, mesela Vodafone Arena gibi yoksa Vodafone Park mıydı? …ama koskoca İnönü Stadyumu oldu sana Vodafone, Beşiktaş’ın efsane başkanı rahmetli Süleyman Seba’nın anısına bir bölüm yapıldı mı? Olması gerekliydi, onu bile yapmadılar.

İşte her şey gıcır oluyor ama içi boşalıyor; geçmişe saygı da kalmıyor. Çoğumuz bu gıcırlaşmanın en başında pek heveslisiydik. Fakat yenilerken hep de bir şeyler dayatıldı. Beyoğlu kültür, sanat ve eğlenmek için gidilen bir yerden çok alışveriş ve hızlı yemek bölgesi oldu. Bir dönem Mısır Apartmanı’nda bir sürü galeriler açıldı fakat o da bana bir moda, bir trend gibi geçici gelmişti. Galeri sonuçta ticari bir kurum ve aynı gün aynı apartmanda dört sergi sonra da üst katta lüks restoranda yemek de bir kültür hareketinden çok bir alışveriş idi; pazarlama yapıyorlardı sonuçta.

Sokağa atılan masalara getirilen yasak, patlayan bomba, köstebek tarlası gibi zemin, çok fahiş kiralar derken Beyoğlu iyice değişti. Ne için gideceğiz Beyoğlu’na? Zaten her alışveriş merkezinde rastladığımız giyim markaları için mi? Sonra çıkışta döner yemeğe mi? Zaten bunlar her yerde var. Şimdi artık Beyoğlu, Bakırköy Ebuzziya Caddesi gibi de değil. Ebuzziya Caddeyi öpsünler, başlarının üstüne koysunlar. Şimdi artık Beyoğlu; hayalet mekanları, boş dükkanları, sürekli açılan nargilecileriyle yandan yemiş bir Aksaray gibi.

Issız Grand Pera: Uğruna Emek Sinemasını yıktıkları yer.

A post shared by Karolin Fişekçi (@karolinfisekci) on

Gıcırlaştık da ne oldu? Gıcır ama boş!