KADIN

Güvensiz Yaşayan Kadınlar ile Erkekler ve Günümüz Aşkları Hakkında

Author

Geçen günlerde Vatan gazetesi için yapılan röportajın tamamını yayınlıyorum.

Sizce toplumumuzda kadınlar kimlikleriyle ilgili en çok hangi sorunu yaşıyor?

Hatırlarsınız zamanında Duygu Asena “Kadının adı yok” demişti. Toplumumuzda kadınlar genelde kocası, sevgilisi, babası, çocuğu üzerinden bir kimlik kazanmaya çalışıyor. Kendi başlarına var olabilmek son zamanlarda bir miktar mümkün olabildi ama bunun oranı çok az ve bir kısmı da sorunlu. Bazen çok fazla tek başınalık, dozajı kaçmış bireysellik egoistliği doğuruyor. Batı toplumu zaten bundan çekiyor, burada şehirlerde de bu fazlasıyla mevcut. O kimlik bir çevre ile etkileşimde ise var bana göre. O toplum ister kabul etsin ister etmesin. İlla ki iletişimin ve dengeyi sağlamanın yolları olduğunu düşünüyorum. Bizde en büyük sorun saygı ve kadınlara bir yaşam alanı, özel alan verilmemesi. Bunu da kendimizi soyutlayarak değil iletişime geçerek olacağını düşünüyorum. Hakkımızı kendimiz alacağız yoksa kimse bize altın tabakla sunmuyor bu da kendimizi ifade ederek olur.

Ayrıca şunu da eklemeliyim. Çok fazla görünür olmak, kendini sosyal medyada göstermek insana bir kimlik kazandırmıyor. Gezdiğin, yediğin, içtiğin, giydiğin şeyler senin tüketimlerin ama bu kolay, nerede üretim? Bir kimlik ürettiğin şeylerle oluşur. Bizde de üretimin önüne her geçen gün engeller konuyor.

Gözden düşen kadınlar başlıklı yazınızdan yola çıkarsak gözden düşmek nasıl bir durum?

Bir kere öncelikle popülarite kaygınızın olması lazım. İnsanların size olan övgülerine, göz önünde olmaya haddinden fazla önem veriyorsanız; er ya da geç gözden düşersiniz. Bu sadece kendine odaklı yaşama sendromu ve illa ki eskirsiniz. Eskiyince de gözden düşersiniz. Bu kadınlarda daha da acıklı olur. Bir erkek kariyerde duraklamayı daha kolay kaldırabilir ama kadınların çoğu çırpınır, çırpındıkça da batar.

Aşkı nasıl yaşayan kadın ve erkekleriz?

İnsanlar ülkemizde aşkı sahip olmak sanıyor. Platonik aşk denilen durumlarda bile olay bir gün sevgiliyi elde etmeye yönelik. Aşk aslında bir tür körlük durumu; sonuçta hiç bir şeyi tarafsız, olduğu gibi göremez aşık insan; kendini kandırmaya hazırdır. Bu bizim toplumda daha da fazla var; çünkü çoğunluk platonik ve kendi içinde yaşıyor aşkını. Bir gün iki taraf da aşkını itiraf edip çift olduklarında da aslında kendi dünyalarında farklı yaşıyorlar aşklarını ve sonra da hemen birbirlerini değiştirmeye çalışıyorlar. Sahip olmak dediğin en çok da bu: karışmak, hayatlarına ciddi müdahalede bulunmak, kendisinin bir uzantısı yapmak.Bunu kadın da erkek de yapıyor. Bir de son yıllarda özellikle kızlar daha kıskanç, yeni nesil kızları; erkek,kıymetli paşa çocuğu ve kızlar sosyal medyada her an hafiye gibi. Eskiden erkek daha çok kıskanırdı, hala da erkekler kıskanıyor ama kızların bu kadar kıskanç olma sebeplerini bir tür güvensizliğe bağlıyorum, en çok da hemcinslerine.

Kadınlar ve erkekler birbirlerinin en çok hangi davranışlarına sinir oluyor?

Birini kendin gibi yapmaya çalışırsan her şeyine sinir olma potansiyeline sahipsin. İlişkinin ilk altı ayında ya da bir iki senesinde aşkın biyokimyasal etkileri yüksekken kimse kimsenin bir şeyine sinir olmaz, hatta hoşuna gider. Ne zaman aşk bulutları dağılır her şey göze batabilir eğer o zaman kadar sevgi ve birbirini anlama gelişmediyse. Yoksa diş macununu ortadan sıktın falan bunlar bahane. Erkekler kadınların tüketim merakından; kadınlar ise erkeklerin kendilerine özel zaman ayırmamasından şikayetçi sanırım en çok.

Karolin Fişekçi nasıl bir aşık?

O kadar uzun zamandır aşık olmadım ki… Bir yaştan sonra insan kolay kolay aşık olamıyor. Onun sapı, bunun çöpü; her şeyi çok fazla görüyor. Ama bu yaştan sonra aşık olursam herhalde bu benim ustalık dönemim olurdu. Şimdi gerçekten ne istediğimi biliyorum. Hala çok duygusalım ama insan yıllar içinde bir kabuk geliştirdiği için daha kendini koruyabiliyor. Biz kadınlar korunmaya muhtaç, aciz yaratıklar değiliz ama aşkta bize biçilen rol hep böyle olmuş; kendi kendine yeten kadınlardan da korkulmuş ama işte gerçek aşk ilişkisi bir tarafın diğer tarafta kaybolmasında değil; iki tarafın birbirine karışmamasında başlıyor. Eskiden de kişisel alanlara saygı duyan asla boğmayan, sıkmayan bir kadındım bu şimdi de devam eder ama kendi alanıma saygı şartıyla.

Biz kadınlar gerçekten neden hiç uygun olmayan adamlarla oluyoruz?

Sadece biz kadınlar mı? Bu erkeklerde de var ama ben hemcinslerime özel anlatayım. Öncelikle bize ne uygun bunu göremiyoruz. Çünkü kendimizi pek tanımıyoruz ayrıca tepkisel yaşıyoruz. Birine kızıyoruz uzaklaşıyoruz buna tepki hiç olmayacak onun zıttı birini hayatımıza almaya kalkıyoruz. Biz kadınlar genelde duygusal tepkilerimize, ruh halimize göre saçma seçimler yapabiliyoruz. Bir de kariyer odaklı seçim yapan kadınlar var ki onlarda duygusallık sanırım geri planda. Sanırım diyorum çünkü burada da gücün kadını çekmesi durumu var. Akıllı bir kadın adamın sadece konumu, parası için olmaz, ona aşık da olur; belki de kendisini kandırmadır bu ama öyle duygu yaşamadan bir kadının sevgili olması için değme oyuncuya taş çıkarması gerekir. Yani erkeğin o statükosu kadını kendine aşık edebiliyor, uysa da uymasa da.

Güvensiz Yaşayan Kadınlar ile Erkekler ve Günümüz Aşkları Hakkında
Güvensiz Yaşayan Kadınlar ile Erkekler ve Günümüz Aşkları Hakkında

Fotoğraflarlar : Barış Acarlı    Röportaj: Füsün Saka