GüNDEM

Peygamber Devesi Böceği Kadınları

Author

Dişi peygamber devesi böceklerini bilir misiniz? Kendileri çiftleşirken, erkeklerinin kafalarını yerler. Erkek böcek dişi böceği döllemeye devam ederken dişi böcek acıkır, yumurtalar için enerjiye ve besine ihtiyacı vardır; en yakınında ise erkeği vardır. Kendini dölleyen erkeğin kafasını koparır ve yemeğe başlar o sırada erkek böceğin vücudu döllemek için hala dişiye bağlıdır ve erkeğin kafası ve ayakları yenmiş bile olsa hala yumurtaları döllemeye devam edebilir. Tamamen bir soyun devamı için kendini teslim ediş olayı mı? Yoksa erkeğin dişinin etkisiyle büyülenmiş bir şekilde ona kul köle olması mı?

Doğada sadece peygamber devesi böcekleri değil, başka hayvanlar da erkeklerini böyle harcıyor. Karadul örümcekleri, adları üzerinde dul örümcekler. Çiftleştikten sonra erkeklerini öldürüyor ve yiyor. Arılarda erkek arılar sadece döllemek için, kraliçe arıyı dölledikten sonra cinsel organları düşüyor ve ölüyorlar yada koloninin dışına gönderilip ölüme terk ediliyorlar. Karıncalarda da benzer bir durum var. Başka hayvanlarda da, öldürüp yemeseler de kimi zaman erkeği bir sperm bankası olarak kullanıp bir kenara atma durumu var. Denizatlarında ise erkek taşıyıcı rolünü üstleniyor yani hamile kalıyor. Doğada erkekler genel olarak işlevsel; iki tarafta da yıkıcı bir yan var ama yalnızca dişiler erkeklerini öldürüyor; erkekler dişilerini öldürmüyor ya da kötü davranmıyor. Erkeklerin en çok yaptıkları, anne olan bir hayvanın yavrularını öldürmek; bunu yapıyor ki sonra kendisi dişiyi dölleyebilsin.

Benim bu dişilerdeki yıkıcı güç hep ilgimi çekmiştir. Bu hayvanlar alemi konularına da yabancı basında gördüğüm bir haberden dolayı geldim. Afganistan’da bir kadın seri katil suç ortaklarıyla birlikte tam 27 erkeği öldürmüş; 11 yaşındaki kızıyla beraber 13 yıldır hapisteymiş. 11 yaşında tüm ömrünü hapiste geçirmiş kız çocuğunun haberinden, seri katil Şirin Gül’ün hayat öyküsüne ulaştım. Beş erkekten oluşan suç ortakları varmış ve bu beş adam idam edilmiş. Kendisi ise 20 yıl hapis cezasını çekiyormuş. İdam edilecekken cezası 20 yıla çevrilmiş özel bir nedenle. O özel nedeni Şirin’in hikayesini anlatırken göreceksiniz.

Şirin Gül’ün anne babası kendisi 2 yaşındayken ölmüş, akrabaları onu daha 11 yaşındayken kendinden yaşça büyük bir albaya evlenmek üzere vermişler. Kocası önü dövmüş, ona kötü davranmış senelerce. Daha sonra hayatına uzak bir kuzeni Rahmatullah girmiş. Taliban’ın şoförü imiş. Aileyi ziyaret ediyormuş, Şirin’e iyi davranıyormuş, hediyeler getiriyormuş. Gel zaman git zamanlar birbirlerine aşık olmuşlar. Rahmatullah; Şirin’in kocasına, karısına aşık olduğunu ve onu kaçıracağını söylemiş bile ama koca korkmuş, direnememiş. Şirin “Bir kimse korkak olursa ölmeyi hak eder” şeklinde bir cümle de kurmuş röportajda. İşte bu ilişkinin başlarında Şirin Rahmatullah’ın bir suçlu olduğunu fark etmiş ama artık çok geçmiş. Kocasını öldürmüşler ve bahçeye gömmüşler. Şirin kocasını öldürmediğini buna sebebin Rahmatullah olduğunu söylüyormuş. Rahmatullah’ın kardeşi, yeğenleri falan hep suç ortağıymış. Bunlar sevgili olarak bir araya geldiğinde cinayetler dizisi de başlamış. Şirin erkekleri seks vaadiyle kandırıp eve davet ediyormuş. Gelen konuklara ya da kurbanlara çay, kebap gibi içecek, yiyecekler ikram ediliyormuş ve bunların içinde zehir varmış. Kurbanlar genelde taksici oluyormuş ve işleri bitince kurbanların arabasını ve değerli eşyalarını Afganistan, Pakistan arasındaki kaçakçılık pazarında satıyorlarmış. Cesetleri ise oturdukları iki evin bahçelerine gömmüyorlarmış. Tüm bu işleri Rahmatullah ve akrabaları yapıyormuş. Şirin’in görevi erkekleri cezp edip kandırmakmış. Şirin “Her şey Rahmatullah’ın fikriydi ben bir şey yapmadım” diye suçunu inkar ederken kimi zaman da suçunu itiraf ediyormuş. Birden yüksek sesle kahkaha atarken akabinde hemen ağlayabiliyormuş. Bu yüzden akli dengesinin yerinde olmadığı da söyleniyormuş. Fakat idam cezasından kurtulmasının sebebi akli dengesi değil.

Adamları kandırıp, öldürüp, mallarına kondukları senelerden sonra bir gün nüfuslu, bilinen bir iş adamını öldürmüşler ve adam aranınca suçları ortaya çıkmış. Rahmatullah ve Şirin ile birlikte toplam 6 kişi idama mahkum edilmiş. Şirin de idam edilecekmiş ama hamile kalmış hapiste. Hamile iken idam cezasını ertelemişler; daha sonra ise dönemin başkanı Hamit Karzai araya girmiş ve idam ömür boyu hapse, oradan da 20 yıla çevrilmiş. Şirin kızının babasının Rahmatullah olduğunu söylüyormuş, kızına da babası diye onun fotoğraflarını vermiş. Kızcağız 11 yıldır hapiste büyürken babası olacak idam sehpasındaki ve gömülürkenki Rahmatullah’ın fotoğraflarına bakıyormuş. Fakat Şirin’in hamile kaldığı dönem Rahmatullah başka bir hapishanedeymiş, kızın babası olması imkansız. Büyük olasılıkla, darağacından kaçmak için Şirin bir hapishane memurundan kasıtlı hamile kalmış. Gerçekten de kurtulmuş darağacından. Doğumdan sonra affetmişler fakat şimdilerde “Keşke o zaman idam etselerdi, kızım bir kere ağlardı ama biterdi bu iş; burada her gün ağlıyor ve ben her gün ölüyorum” diye şikayet ediyor Şirin.

Kızı Meena 11 yaşında ve hapishane dışına hiç çıkmamış. Hiç televizyon görmemiş, dış dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmiyormuş. Şirin hapisten çıkana ya da 18 yaşına gelene kadar da hapisten çıkamazmış kızı Meena. Şirin’in birçok düşmanı varmış ve kendinin hiçbir akrabası yokmuş. Düşünün annesinin suçundan dolayı annesinin kaderini paylaşan bir kız çocuğu var ortada ve bu kız çocuğu annesinin yaşamasını sağlamış. Var olmasının sebebi o annenin hapiste kalması, tabi böyle olunca kızın kaderi de anneye bağlanmış oluyor. Zor şartlarda bir kadın ne kadar yıkıcı, yok edici olabiliyor ama bu yıkıcılıkta bile bir var etme var öyle değil mi? Her şey çok iç içe geçmiş. Bu kadına kızamıyorum o kadar kişinin katili diye, kurban olarak da göremiyorum. Kendisine bir anne olduğu için sempati de duyamıyorum. Hayatta kalmaya çalışan, hayata bir şekilde tutunan ve önüne gelen rolleri yüklenen bir kadın görüyorum, benzerleri ülkemizdeki cezaevlerinde ömürlerini tüketmekte olan kadınları, anneleri, çocuklarını hatırlıyorum.

Kader ve seçimler işte…