KADIN

Platonik sevdiğim kız bana aşık olmasın mı!

Author

       Yok ulan yok, ben platonik aşık olucam da kendime dislike atıcam.Yok daha neler. Zaten bu platoniklik mevzusunda repertuarımda fazla bir şey yok.Ben de zaten öyle bir bilgi repertuarı da yok.Bildiğim tek şey bu konu hakkında bir bok bilmediğim. İhtiyaç halinde Vikipedia’dan beslenen, sürekli abisinin eskilerini giyip onları daha da eskiten , bayram harçlıklarıyla orta vadeli kalkınma planları yapan , sıklıkla öfkeyle bir bok yapacakmış gibi ayağa kalkıp büyük patronun bakışları sonrası saniyesinde götün geri oturan daha lise hazırlıkta okulda Gencebay Sevenler Derneği ve Hatasız Kul Olmaz Platformunu kuran beyaz yakalı bir ilim irfan aday adayı talebe küsüratıyım.

      Platon’u biliyorum , şu sakallı erdemci abi, Pluton’u da biliyorum hani şu gezegenlikten azad ettikleri güneş sisteminin götünün kenarına iteledikleri minik, soğuk gezegenimsi. Sen zaten birini çemberin dışına itersen mantık olarak o da senden soğur. Muhtemelen ben de hayatın dışına doğru savrulanlardanım.Yürürken bile yana doğru çekiyorum. Belki de dünyanın kendi ekseni etrafındaki hareketlerinden , bilmiyorum. Bazen tam dünyayı sevmek geliyor içimden, zart diye bana sırtını dönüyor . Oldum olası dünyanın bu yörüngesel hareketlerine ayar oluyorum.En son halk plajında kızın biri sırtını dönmüştü , heyecandan güneş kremi süreceğime sarımsaklı mayonezle sıvazlamıştım kızın sırtını. Ortalıkta Rus salatası gibi geziyordu. İyi de sarımsaklı mayonezin plajda ne işi var! Halk plajı tabi, ondan. Sosyete plajı olsa havyar sürecektim kızın sırtına... Şimdi rahatladım aq. Kıza da durumu bu şekilde izah ederiz,anlar. Anlamaz mı.Bence anlamaz.

        Bir zaman sonra bizim semte çok acayip gayet renkli bir kız taşınıyor. O kadar renkli ki led bonkorü müzikholler bile yanında apartmanın zemin katı gibi duruyorlar. Gece sokağa çıktı mı kendini bile aydınlatmaktan aciz emektar sokak lambalarının düşük lümeni altında bizim belediyenin fosforlu temizlik işçileri gibi endam ediyor. Nasıl oluyor bilmiyorum zihnimi sürekli meşgul ediyor.Daha sonra bu meşguliyet, onun adı geçince ya da kıyıdan kenardan bir yerden o geçtiği zaman böyle ruh titreten sarsıcı bir operasyona dönüşüyor. Böyle boğazım tıkanıyor, çarpıntı falan... Sürekli onu görme hissi ... Kız, annesiyle güne gidiyor, anne nolur ben de gelim ya çay falan koyarım diyorum anneme. Ne işin var lan o kadar kadının içinde diyor annem. Ramazanda annesiyle teravihe gidiyorlar, ben de çaktırmadan kadın kalabalığına karışıyorum. Babam gece nerdeydin lan teravihte , gelmedin mi diye çıkışıyor. Babacım, yer bulamayınca kadınların katına çıktım diyorum. Saniyesinde fırıncı küreği kadar avcuyla sol yanağıma patlatması bir oluyor.

Platonik  sevdiğim kız bana aşık olmasın mı!

       Kız ve annesi pazara çıkıyorlar. Yanlarında aniden bitip , lütfen ben ödim diyorum cebimde varoluşsal problemler yaşayan bir miktar paraya güvenerek . Sittir lan ordan ,sen niye ödüyormuşsun diye tersliyor annesi beni. Annesinin ağzı çok bozuk fakat dişleri acayip porselen. Bildiğin 12 kişilik yemek takımını yemiş, kırıntıları da böyle dişlerine serpiştirmiş gibi.Dolar veriyor pazarcı abiye. Hanımefendi ,100 dolar bu alt tarafı on lira alacağımız var.Attırın oradan bir 20 lira bitsin gitsin bu iş diyor pazarcı abi. Müstakbel valideciğim , sen doları bozucan ki Türk parası değer kazanacak.Amerikancı mısın lan sen diye yükleniyor adama. Neyse ben bütün bayramın hasılatını tezgaha atıyorum. Kalabalıkta kayboluyoruz..Daha doğrusu onlar basıp gitmişler.Ben bir başıma seyir halindeyim.

        Ben böyle şaklabanlıklar peşindeyim fakat kızın benden haberi yok.Olmasin da zaten. Benim de bu aralar benden haberim yok. Benim kızdan önce kendimle tanışmam lazım. Yalnız bu platonik durumdan çok memnunum. Acı çekmek hoşuma gidiyor. Ben ona ulaşabilmek için verdiğim mücadeleyi seviyorum. Her gece yalnızlığımı bir demlik çaya ve Orhan abimizin şarkılarına emanet ediyorum. Dersler de kötü gidiyor. Din sınavından 10 almışım. Hoca hemen babamı aramış , akşam babam ağzıma sıçtı. Ateist misin la sen , söyle lan evrimci misin olum ? Diye bağıra bağıra sorular soruyor. Vikipedia'ya giriş yapılamıyor yoksa bilmediğimden değil.Soruların cevabı bende. Türkçeden 30, İngilizceden 90 almışsın diyor annem. Herkes içinde biriktirdiklerini bana kusuyor açıkçası. Allahtan arada bir 90 var, tebrikleri kabul edeyim o zaman diyorum. Babam bir ittiriyor beni... 3. viteste karşı duvarın dibindeki tüplü televizyonumuza doğru savruluyorum. Bu arada 2017’de hala niye tüplü televizyon kullandığımızı da anlayamıyorum. Abim az yakıyor ondan diyor.
Olum insan anadilinden 30 alır mı lan, anana ayıp değil mi eşşeğin evladı seni ... Babam hala yardırıyor , cümleler muazzam.Yalnız benim acı eşiğim yüksek.Hissetmiyorum.Algı eşiğim daha yüksek olabilir. Sanırım malım ben. Şahitlerim var.Hayır annem de ağlıyor, Türkçe öğretmeninin umrunda değil annem niye ağlıyor onu anlamıyorum. İngilizceden 90 aldım diye İngiltere Büyükelçiliği plaket mi yollayacak, yooo... Çok uzatmayayım...

        Ertesi gün arkadaşlarla aile çay bahçesinde oturuyoruz. Orada oturmak için bile araya adam koyuyoruz. Çaylar geliyor. Namık,

-Olum şu yeni gelen kız var ya

-3 Ay oldu lan yenisi mi kaldı

-Doğru mu bilmiyorum da senden hoşlanıyormuş diye duydum

-sen derken

-sen aq

-olurmu lan öyle şey. Ben platonik seviyorum. Sıçarım karsılıklı aşkın gayet masraflı ızdırabına.Olum, ben bir dünya kurmuşum zihnimde.Onu da orada tahta oturtturmuşum.Olay bundan ibaret. Tamamen düşsel.

-yok yok , bu kesin mal

      Bu salak diyaloglardan sonra çayımı yudumlayıp kalkıyorum.Yolda beni gören herkes Kazımcım hayırlı olsun.Güzel kız. Nasıl oldu lan bu iş. Kız mecbur mu kaldı lan seni sevmeye gibi cümlelerle yol boyunca beni taciz ediyor. Derken zart diye karşıma o çıkıyor . Ben böyle heyecandan ağzım yırtılma mesafesinde sınırları zorluyorum. Yanımdan basıp geçmesi gerekirken tam karşımda dikiliyor.

-Nasıl gidiyor Kazım?
(Kazım heyecandan titrer)

-Ney nasıl gidiyor lan? Anlayamadım

-Hayat yani senin hayatın

-Napıcan sen benim hayatımı

-Gerginsin sen

-Acayip

-Senin bana karşı bir şeyler hissettiğini biliyorum

-Vallaha mı

-Vallaha... (kız güler ,kazım gülmüyor)

-Galiba ben de senden hoşlanıyorum

-Olur mu ya.. Olamaz,olmamalı. Hem sen niye ambiansın içine sıçıyorsun.Ben ne güzel gayet platonik seviyorum seni. Niye karşılık veriyorsun hislerime? Niye müdahale ediyorsunuz kardeşim benim mahremime. Uzaktan seviyorum ben. Düşlerimde seviyorum belki de. Nedir yani. Önce üç beş platonik aşk tecrübesi yaşayacam, yıkılacam, sonra küllerimden doğacam falan niye izin vermiyorsunuz bunlara yahu?

-Ayyy götüm...

-Bak sana bir fırsat sunuyorum... Sen de platonik takıl, üç beş hayatın acımasızlığını falan gör. Gerekirse karşılıklı da aşk yaşanır,öpüşülür,sevişilir mesele değil yani.

-Allah belanı versin Kazım (kız tokat atar)

-Platoncuyum kızım ben...

-Allah ikinizin de belasını versin Kazım.

...

Platonik  sevdiğim kız bana aşık olmasın mı!