IŞ & EKONOMI

2017 yılı finansal istikrar raporunu özetledim

Author

Merkez Bankası 2017 yılı finansal istikrar raporunu yayınladı. 112 sayfalık raporu Storia okurları için özetledim. Bakalım yıl içinde sürekli faiz artırarak enflasyonu dizginlemeye çalışan Merkez Bankası 2017 yılını nasıl görüyor? Hemen başlayalım!

Rapordaki en önemli kısımlardan biri Merkez Bankasının enflasyondaki artışı sınırlamak için 2017 Ocak ayında başlattığı sıkılaştırmanın dövizdeki oynaklığı ve riskleri azaltmak belirtilmesidir.

Her zaman dediğimiz gibi Dolar’daki hareketlenme Trump’ın Başkan olması sonrasında başlamıştır. Merkez Bankası’da bu görüşte, rapor; Başkanlık seçimi sonrasında ABD’nin finansal piyasalarında oluşan belirsizliğin tetiklediği oynaklığın 2017’nin ilk çeyreğinde azaldığını söylüyor.

Genişleyici maliye politikası yani kamu harcamalarının miktarının artırılması, altyapı yatırımlarındaki artış. Bunun yanında finansal sisteme yönelik düzenlenmelerin esnetilerek bankalara daha fazla oyun alanı verilmesi, bunun neticesinde de hisse senedi fiyatlarının yükselmesinin devam edeceği yazıyor. Aynı dönemde FED politikalarına ilişkin belirsizlikleri azalmakta, Merkez Bankasının para politikasındaki sıkılaşmanın daha uzun vadeye yayılacağı beklentisinin devam etmesi de bu süreci desteklemektedir. Hatırlarsanız, Merkez Bankası Nisan toplantısında istikrar sağlanana kadar sıkılaştırmaya devam edeceğini açıklamıştı. İşte para politikasındaki sıkılaşma beklentisinden kasıt budur!

Merkez Bankası Japonya ve AB Merkez Bankalarının düşük faiz politikasına devam edeceğini varsayıyor. Aynı dönemde Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülke ekonomilerine yönelik olumlu büyüme beklentileri, piyasaları olumlu etkilemiştir. Dolayısıyla, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımları güçlenmiş, yerel para birimleri ve diğer varlık fiyatlarında 2016 yılının son çeyreğindeki değer kayıpları son dönemde telafi edilmeye başlanmıştır.

Yurtiçinde 2017 Mart ayının ikinci yarısından itibaren Kredi Garanti Fonu (KGF) teminatlı firma kredisi kullanımları firma kredilerinde güçlü bir artış gerçekleştirdi. Bunun yanında, konut kampanyası sayesinde konut ve ihtiyaç kredilerindeki hareketlenme de KGF ile gelen canlanmayı destekledi. Kredi tarafındaki gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik faaliyete pozitif katkı sağlamaya devam etmesi bekleniyor.

Dolarizasyon yazımızda da belirttiği gibi 2016 yılının ikinci yarısından itibaren, döviz kurlarındaki yurtiçi ve dış gelişmelerden kaynaklı dalgalanma ile yurt dışı finansman maliyetlerindeki göreli artışa bağlı olarak reel sektörün döviz cinsi borçlanmaları azalmıştı, bununla beraber döviz kredilerden TL’ye geçiş başladı. Bu olumlu bir gelişme ancak kredi hacmi arttıkça bankalar hakkında endişeler de gündeme gelmeye başladı. Gerçi raporda böyle bir endişe pek vurgulanmamış. Şöyle ki; raporda, sektörün fonlama kompozisyonu dikkate alındığında, TL cinsinden kaynakların önemli bir bölümünün çekirdek yükümlülüklerden oluştuğu söyleniyor. Yani mevduat ve katım fonlarından oluşuyor. Yabancı para bazlı çekirdek fon kaynağı ise, yabancı para mevduatlarıdır. Çekirdek dışı yükümlülüklerin payındaki istikrarlı seyrin bir yansıması olarak kredi/mevduat oranı son yıllardaki yatay seyrini koruduğu yazıyor.

Raporda göze çarpan riskler ise; ABD’de uygulamaya konulması öngörülen genişleyici maliye politikasının boyutunun ve etkilerinin sınırlı kalması, korumacı dış ticaret politikalarına ağırlık verilmesi, Fed para politikasının normalleşmesi ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki siyasi belirsizlikler ile Çin ekonomisine dair kaygılardır. #finans #merkezbankası

Foto: http://www.ntv.com.tr/galeri/ekonomi/merkez-bankasinin-dolara-karsi-hamleleri,pA2AfzQEh0Sm8pBn32O-Jw

2017 yılı finansal istikrar raporunu özetledim