POLITIKA

Algı Yönetimi

Author

Referandum yaklaşıyor. Her seçim öncesi sıkça telaffuz edilen "Algı Yönetimi" tekrar gündeme gelebilir. Biraz erken davranıp, mesele gündeme düşmeden önce "Algı Yönetimi nedir? Nasıl olur?" gibi soruları yanıtlamaya çalışalım.
En özet şekilde; “algılar gerçektir, çünkü insan algıladığına inanır” olarak açıklanabilir. Yani insan karşısındakinin ne dediğine değil, kendi algıladığına inanır. Çünkü davranış biçimlerimizi akıl ve mantıktan çok duygular yönetir. Örneğin her iki gözümüzde, farklı açılardan iki ağaç imgesi getirir. Bu iki ağaç imgesi ansal bir işlevle tekleşir ve belleğimizdeki çağrışım yoluyla eklendikten sonra ağaç algısı gerçekleşir. Eğer bellek ağacı, fil ile çağrışım yaparsa, an itibariyle kişi ağacı fil sanacaktır.
Dolayısıyla algılama süreci bir çeşit filtredir. Birey her şeyi değil görmek istediğini görür ve anlamak istediğini anlar.
Algı yönetiminin isim babası Pentagon ve CIA olarak biliniyor. Ortaya çıkışı ise, "yumuşak güç" kavramı tartışmasının birkaç yıl öncesine rastlıyor. ABD Savunma Bakanlığı yöntemi şu şekilde tanımlar: "Algılama yönetimi dış izleyicilerce seçilmiş bilgileri yalanlama ve/veya bildirme faaliyetidir. Amaç onların duygularını, güdülerini, amaçlarını etkilemek ve değiştirmektir. Bunun için her düzeyde ve her türlü istihbarat sistemi kurulur. Temel amaç; liderleri, resmi tahminler ve öngörüler ile etkileyerek resmi faaliyet ve dışsal davranış olarak çıktıya ulaşmaktır."
Kısacası algılama yönetimi bir şeyin doğru olmadığına yönelik olarak aldatma ve kandırmadır. Algılama yönetiminin bir yolu, doğrulama projeksiyonudur. Doğru bilgiler karşısında muhalif ve yanlış düşünceler yayılır. Askeri operasyonların çeşitli provokasyonlara maruz kalabileceği gibi tehdit içerikli faaliyetlerde bulunmak da bu duruma örnek olarak verilebilir. Örneğin, algılama yöneticilerinin, II’inci Dünya Savaşı sırasında Hitler’i, öldürücü darbeyi Normandiya yerine Pas‐de‐Calais’den vurma yönünde ikna etmişlerdir.
Algılama Yönetimi, gerek ülke içinde gerekse yabancı ülkelerdeki hedef kitlelerin görüşlerini etkilemek için de yapılır. Yurtdışında yoğunlaştığında, kamu diplomasisi adını alır. Ülke içinde yapılıyorsa algılama yönetimi olarak bilinir.
Bunlar hedef nüfusun siyasal olaylara bakışını kontrol etmek için yapılan propagandalardır. Peki, bu propaganda nasıl yapılır?
Önce faaliyetin uygulanacağı nüfusun kültürel eğilimleri analiz edilir. Zayıflıkları bulunur ve hassas noktaları belirlenir. Ardından bu kültürel göstergelere göre propaganda temaları geliştirilir. Bu paralelde medyadan ve düşünce kuruluşlarından yararlanılır, dedikodu, söylentiler ve taşlamalarla hedefe zarar vermeye çalışılır.
Örneğin ABD'de sık sık uygulanan bir prosedür; savaşta ölen ABD’li askerin üstü bayrakla örtülü tabuta konması, artık rahat ve güvende uyuyor imajı vermek için yapılmaktadır.
Bu durumun ülke insanına verdiği mesaj "tüm bunlar sizin rahatınız ve güvenliğiniz için yapılıyor" şeklindedir.
Diğer iyi örneklerden birisi de Filistin lideri Yaser Arafat'la ilgilidir. 1970'lerde Yaser Arafat’ı dünya uçak korsanı olarak gazete sayfalarından tanımıştı. Arafat, önce kamu vicdanını etkilemişti. Bu taktik, onun nasıl teröristlikten 1994'te Nobel Barış Ödülü sahipliğine uzandığı sorusunun en açık cevabıdır.
CIA 1953 yılında İran Başbakanının görevden alınması için bir propaganda geliştirmişti ve Başbakanın garip bir kişi olduğunu çünkü çalışma ofisinde bornoz giydiği şeklinde fısıltı dedikodusunu çalıştırmıştı. Sonuç malum.
Bakın Çinli General ve Askeri Teorisyen Sun Tzu yaklaşık 2500 yıl önce ne demiş: “Mükemmellik yüz savaşın yüzünü de kazanmak değildir. Asıl maharet düşmana hiç savaşmadan boyun eğdirmektir.” #algı #politika #algıyönetimi


Algı Yönetimi