IŞ & EKONOMI

Hem Dolar, hem enflasyon, hem de faizi yükseltmeyi başardık!

Author

2017 Nisan ayında hem faiz, hem enflasyon hem de Dolar'ı artırmayı başardık. Tuhaf ama gerçek! 2017 Nisan ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre; 1) Bankaların mevduatlara uyguladığı faiz ortalaması %3,7 yükseldi, 2) 1 yıla kadar vadeli faiz oranları %16,5 yükseldi, 3) TÜFE, hepinizin malumu %11,9 arttı, 4) Dolar %28,9 yükseldi.

Önce faiz, enflasyon ve Dolar nedir, anlatalım. Çok basit bir hesapla TL'deki değer artışı ya da azalışı Dolar üzerinde ters etki yapar. Yani TL düşerse Dolar değeri artar. Enflasyon, fiyatların artışıdır, paranın değerindeki düşüştür. Aynı miktar para ile daha az ürün alınmasıdır. Faiz, paranın getirisidir. Bu göstergelerden birinde yaşanan olumsuzluk diğerini de etkiler. Sağlıklı bir ekonomideyse bu üçlünün artışlarının birbirine yakın ama birbirlerinden yüksek olmaması gerekir. Yukarıda görüldüğü gibi faiz, enflasyon, Dolar yükseliyor ama Dolar (ve hatta 1 yıla kadar vadeli mevduat faizi) açık ara önde gidiyor. Demek ki, sağlıklı bir yapıya kavuşmak için öncelikle Doların düşürülmesi gerekiyor. Gelin kısa bir şekilde ekonominin detaylarına bakalım.

Önce enflasyon. Enflasyon, satın almayı zorlaştırdığı için üretimi baltalar. Dolayısıyla, para, üretim sektöründe yatırım yapmak yerine para piyasalarına kayar. Faiz, Merkez Bankalarının enflasyon mücadelesindeki en etkin silahıdır. Enflasyonu artıran pek çok sebep olabilir; kamu bütçe açığı, maliyet artışı, talep artışı… Bütçe açığı olması halinde kamu idaresi bütçeyi denkleştirmek için para basarsa, piyasadaki para arzı arttığı için enflasyon yükselir. Sebep maliyet artışı ise, maliyetleri düşürmek gerekir. Faiz, paranın maliyetidir. Dolayısıyla, maliyetleri düşürmek için faiz indirimi gündeme gelebilir. Eğer maliyetleri artıran dövizdeki yükseliş ise, Merkez Bankası'nın TL'sını daha değerli hale getirip, döviz değerini düşürmesi gerekir.

Tekrar bütçe açığına dönersek, eğer kamu para basmak yerine dış borç alımına giderse ve borç verimli kullanılmazsa bir daha borç ihtiyacı doğacaktır. Üst üste borç alınması riskli bir görüntü oluşturduğu için (borç alınan paraya ödenen) faizlerin yükselmesine sebep olur. Kısaca izah edelim. Dolayısıyla, borç ihtiyacı olan bir ülke veya politik belirsizliklerin yoğun olduğu bir ülke faizleri düşürürse, risk yüksek olduğu için yabancı yatırımcı ülkeye para getirmek istemez. Çünkü hem riskli bir ortam hem de düşük getiri… Neden para getirsin? Para gelmez yani Dolar girişi azalırsa, Dolar değerlenir. İthal edilen ürünlerin fiyatı artar. Öte yandan, faizler düştüğü için de vatandaş parasını mevduata yatırmayı tercih etmez. Elde bulunan para ihtiyaçlar için harcanmaya başlar.

Peki, kamunun aldığı borcu iyi değerlendirdiğini nasıl anlarız? Borcun iyi kullanılıp kullanılmadığını anlamanın en basit yolu; borcun reel faiz oranı ile ekonomik büyümenin karşılaştırılmasıdır. Eğer büyüme reel faizden yüksekse, borç verimli kullanılmıştır.

Dolar artışı da enflasyonu yükselten diğer bir etkendir. Dolar'da meydana gelen yükseliş, fiyatları artırır. Dövizdeki yükseliş, ithal mal, enerji fiyatlarını artıracağı için maliyet enflasyonu yaratır. Dolar'daki artışı etkileyen pek çok faktör olsa da en önemlisi faiz oranlarıdır. Sermaye her zaman yüksek getiriyi kovaladığı için para faizin yüksek olduğu ülkelere gider.

Dönelim Nisan 2017 verilerine… Gördüğünüz üzere Nisan ayı hem enflasyon, hem faiz hem de Dolar açısından yükselen bir ay olmuş. Örneğin 2016 Nisan ayında bankaların bir yıla kadar vadeli mevduatlara uyguladıkları faiz ortalaması %11,47 iken 2017 Nisan'da bu değer %13,36'ya yükseldi. Benzer şekilde, tüm vade tipleri üzerinden hazırlanan ortalama faiz tablosu ise, 2016 Nisan'da %10,54'ten 2017'de %10,93'e çıktı. TÜFE ve Doları daha detaylı açıklamama gerek yok sanırım, neyin ne kadar arttığı görülüyor. #Dolar #Faiz #Enflasyon

Foto: https://hiveminer.com/Tags/balloons,sloggi/Interesting

Hem Dolar, hem enflasyon, hem de faizi yükseltmeyi başardık!