IŞ & EKONOMI

İllüzyon tiranı

Author

Geçenlerde bir arkadaşın arabasındayım, sağdan-soldan vızır vızır geçen arabalara "manyak", yavaş gidenlereyse "salak" diyor. Çünkü ona göre uygun hız kendi sürati! Bu süratin altındaki - üstündeki herkes anormal. Peki doğrusu ne? Diyelim 70km/saat ile ilerliyorsunuz, 60km/saat süratindekini birini geçiyorsunuz "Hımm bu yol için en uygun sürat 65km/saat, biraz yavaşlayalım!!" diye düşünmezsiniz sanırım.

Öyle garip bir illüzyon içindeyiz ki; ne zaman biriyle fikir çatışması yaşasak karşıdakinin kandırılmış olduğuna inanıyoruz. Muhakkak karşıdaki yanlıştır, biz doğru. Mesela herhangi bir medya kuruluşu saygı duyduğunuz politik figürü eleştirdiğinde, bu eleştiri size aykırıysa medyanın önyargılı olduğuna kanaat getiriyor musunuz? Peki, bizler önyargılı olamaz mıyız? Belki de medya kuruluşu haklı!! Ama genel yaklaşım karşıdakinin yanılgı içinde olduğudur. Maalesef çoğunluk bu şekilde tepki veriyor. Hatta bu tepkiyi çatışma seviyesine taşıyabiliyor. Sonrası malum sözlü atışmalar, kavgalar… Çoğumuz karşıdakinden bir şeyler öğrenme olasılığını, onlarında haklı olabileceğini fark etmiyoruz.

"The Wisest One in The Room" kitabının yazarı Psikolog Lee Ross olayları bu şekilde örneklemese dahi bu halimize "naif gerçeklik" diyor. Genelde seçimlerimizi önyargılarımızın, beklentilerimizin etkisinde yapıyoruz. İşin vahimi görüşlerimizin bu içgüdülerimizden ne denli etkilendiğinin farkında değiliz. Yani bunu bilmeden yapıyoruz. Dünyayı olduğu gibi gördüğümüzü düşünüyoruz ama önyargılarımızla görüyoruz!! Mesela, haberleri izliyorsunuz, hangi liderin doğru bir hamle yaptığına size aktarılan bilgiler çerçevesinde karar verebiliyorsunuz. Sizce bu doğru bir yöntem mi? Değil!! Çünkü birçok haber kanalı izleyicilerini yeni görüşlere ikna için değil onların önyargılarını tatmin etmek üzere program yayınlıyor. Yani izleyicinin temennisine yönelik haber yapıyor. Tüm bu açıklamalardan sonra eğer haberlerin bir illüzyon olduğunu düşünüyorsanız, kararlarınızı bu illüzyon tiranı içinde vermiş oluyorsunuz.

Peki sonunda ne oluyor? Haber örneğinden arkadaşla olan kısa yolculuğuma dönersek, tıpkı araç sürati örneğindeki gibi; yavaş giden "salak" süratli giden "manyak" oluyor… Çünkü yoldaki hızınızı kendi yargılarınıza göre belirliyorsunuz, daha sonra bu sürati referans alıyorsunuz. Aslında haber kanalı örneği gibi yoldaki hızınız sizin illüzyonunuz, çünkü kendi önyargılarınızla vermiş olduğunuz bir karar. Olaya bir de şöyle bakalım; herkesin önyargıları, içgüdüleri milimi milimine aynı olsaydı sabit süratle ilerleyen bir trafik mi olacaktı? Kesinlikle. Böyle bir şey olabilir mi? Sürücüsüz otomobilden farkı kaldı mı?

Herkesin deneyimleri, kültürü ve geçmişi farklı. Tek bir gerçek yoktur, her birimiz bir noktaya kadar kendi gerçekliğimizi inşa ederiz. Acil durumları göz ardı edersek farklı hız seviyelerinin sebebi de bu!! Farklı görüşler olmazsa ne hareket kalır ne cesaret!! Ne de gelişim.

İllüzyon tiranı