IŞ & EKONOMI

Mali genişleme, parasal sıkılaştırma… Bu karışımın uzun vadeli etkisi nedir? (1)

Author

Finansal kriz dönemlerinde Merkez Bankaları, sıcak para akışında ani duraklama etkisini azaltmak, enflasyonun tırmanmasını engellemek için faizleri yükseltir. 2017 başında da tam olarak bu senaryoyu yaşadık. Bu uygulamaya "parasal sıkılaşma" adı verilir. Parasal sıkılaşma, ekonomiye ve TL'sına olan güveni kuvvetlendirir ama aynı anda finansal maliyetleri ve işsizlik oranını artırır.

Ekonomi, parasal sıkılaştırmanın negatif etkilerinden en düşük seviyede etkilensin diye hükümet mali genişlemeye başladı. Yani vergi indirimleri, teşvikler ile üretimi artırmayı hedefledi. Mali genişleme, üretimi artırarak, işsizlik ve finansal maliyet sorunlarının çözümü olabilir. Yani, finansal krizden kurtulmak için uygulanan "parasal genişleme" politikasının acı tarafları, mali genişleme ile suni olarak tatlandırılıyor. Gördüğünüz gibi Türkiye ekonomisi mali genişleme ve parasal sıkılaştırmayı eş zamanlı uyguluyor. Bu uygulama yönetimine de "parasal ve mali politika karışımı" diyebiliriz.

"Parasal ve mali politika karışımına" daha detaylı bakalım. Parasal sıkılaşmanın pozitif yönü, finansal krizi bitirmektir, negatif yanı ise işsizlik ve üretim maliyetindeki artıştır. Bu olumsuzlukları kim kapatıyor? Mali genişleme… Onunda pozitif tarafı, üretim artışı ve işsizlik oranında düşüş. Peki, mali genişlemenin olumsuz tarafı yok mu? Tabii ki var.

Mali genişleme, parasal sıkılaştırma… Bu karışımın uzun vadeli etkisi nedir? (1)

Foto: http://searchengineland.com/create-killer-ppc-strategy-3-step-process-240319

Mali genişleme, tüm bu katalizör etkisini yaratmak için bütçe harcamalarını artırır, vergi indirimleri ile de bütçe gelirlerini azaltır. Haliyle, bütçe açık vermeye başlar. Türkiye'de bütçe hali hazırda açık verdiği için "bütçe açığı artmaya başlar" dersek daha doğru olur. Peki, parasal ve mali politika karışımı dediğimiz bu uygulamanın tüm olumlu - olumsuz taraflarını bir miksere koyup karıştırdığımızda nasıl bir karışım çıkıyor? Onu da yazımızın ikinci bölümünde anlatacağım.