IŞ & EKONOMI

Rus Ruleti

Author
Rus Ruleti

Hatırlarsak, Ekim 1962'deki Küba Füze Krizinde dünya nükleer bir soykırımın eşiğine gelmişti. Başkan John F. Kennedy'e nükleer savaş ihtimali sorulduğunda "%33 ile %50 arasında bir yerde" diye cevaplamıştı. Başkanın danışmanı ve tarihçi Arthur Schlesinger "insanlık tarihindeki en tehlikeli an " olarak ifade etmişti. Düşünsenize nükleer bir soykırımla dünya nüfusunun bir kısmı hayatını kaybetseydi ne olurdu? Hem 1930'lardan itibaren insanlığın iyiliği için yapılan tüm nükleer araştırmaların faydası çöpe gidecekti hem de devasa bir katliam olacaktı. Buna teknolojik tehlikeler diyebiliriz.

Nükleer savaş henüz yaşanmamış bir örnek… İçten yanmalı motorların faydası, kirlilik ve küresel ısınma şeklinde ödediğimiz maliyetin üzerinde mi? Bolca benzer örnek verilebilir. Kısacası faydalı olacağı temennisiyle yapılan teknolojik keşifler tehlikeleriyle birlikte gelebiliyor. Tıpkı yeni bir ilacın görünmeyen yan etkileri gibi… Yine de tüm keşiflerin yan etkileri var diyemeyiz. Bazıları tamamen hayat kurtarmaya adanmış olabiliyor. Şöyle bir düşünün, ABS fren sistemi, hava yastıkları gibi ekipmanlar daha emniyetli yolculuğa imkân tanımadı mı? Diğer bir örnek; 1986 - 2000 yılları arasında piyasa sürülen yeni ilaçların yaşam süresini %40 uzattığı iddia ediliyor. Peki, yaşam ile ölüm arasında fark yaratan bu teknolojiler ekonomik büyümeyi nasıl etkiliyor?

Ekonomik büyüme teorisini "Rus Ruleti" olarak değerlendirirsek, yeni fikirlerin çoğunluğunun tüketimi artırarak ekonomik büyümeyi hızlandırdığını varsaymalıyız. Ama Rus Ruletindeki gibi silahta bir kurşun var ki; o da yeni fikrin bilinmeyen bir tehlikesi olma ihtimali ki bu ihtimal birçok hayata mâl olabilir. Keşifler ve ekonomik büyüme hep bu çerçevede mi ilerlemek zorunda? Yoksa tüketimin yeterli seviyeye çıktığına kanaat getirip Rus Ruletini sonlandırmalı mıyız? Peki, bu sorunun cevabı hayat kurtarmaya adanmış teknolojileri nasıl etkiler?

Tüm bu soruların cevapları tercihlerimize bağlı. Geleneksel bakış açısında; emniyetli bir hayat ekonomik büyümeye baskın gelmektedir. Yani toplum güvenli bir yaşamı konforlu ama güvensiz bir hayata yeğler. Bu halde optimum büyüme, olması gereken değerin altında kalır, hatta sıfır olabilir.

2011 yılında Charles I. Jones bu konuyu matematiksel bir modele çevirerek hesaplamalar yaptı ve bu çalışmalarını da "Life and Growth" isimli makalesinde yayınladı. Sonuç nedir diye merak ediyorsunuz!!

Ne demiştik? Ekonomik büyüme Rus Ruleti gibidir… Çünkü yeni fikirlerin keşfine bağlıdır. Keşifler oldukça tüketilecek ürün yelpazesi genişler ve tüketim artar, büyüme devam eder. Ama keşiflerle birlikte tehlike de artar. Önemli olan, keşiflerle desteklenen konforlu hayat ve bunların tehlikesi arasındaki tercihte optimal seviyeyi yakalamaktır. Ekonomik büyüme dediğimiz şey; keşiflerin büyümeyi, büyümenin de keşifleri tetiklediği kısır bir döngüdür. Bu halde en optimal seviye tüketimin sabit bir seviyede tutularak, keşiflerin durdurulması ve büyümenin sıfıra düşürülmesi olabilir. Kim bilir??!

Çoğu insan sezgisel olarak güvende olmayı tercih ettiği için büyümenin yavaşlatılmasını istiyor. Çünkü can güvenliği (bazen de satın alınabilecek) çok lüks bir üründür. Bu sezgisel yaklaşıma göre insan hayatının değeri, konfordan ya da tüketim arzusundan daha değerlidir. Yani ne zaman ki ekonomik büyümenin tehlikeleri, hayatla ilgili aşırılığa kaçan kaygıları başlatacak o zaman kafalarda soru işareti oluşacaktır!! Yani ekonomik büyüme konusunda tedirginlik, endişeler oluşacaktır. Ama bu aşamaya gelindiğinde bilin ki, hayatı tehdit eden unsurlar apaçık ortada olacaktır. Çünkü keşif edilmemesi gereken birçok şey hayatımızın parçası olmuş olacaktır. Ancak böyle bir halde oluşan kaygılar, büyümenin yavaşlamasını sağlayabilecek güçlü ve arzu edilir etkileri yaratabilir. Aslında tüm bu modelleme ve tercihlerden çıkan sonuç şu ki; hayatımızdaki herhangi bir gün içinde yaptığımız tüketimin ekonomik büyümeye olan katkısı, keşifleri tetikleyerek hayatımıza eklenecek ya da çıkacak günleri etkiliyor!! Her gün Rus Ruleti oynuyoruz.