IŞ & EKONOMI

Tahminler tutmaz çünkü…

Author

"The Fortune Sellers" isimli kitabında William Sherden, ekonomik ve politik olayları #tahmin etmenin 1998 yılında 200 milyar Dolarlık bir endüstri olduğunu söylüyor. Günümüzdeki değeriyse 300 milyar Dolar olarak hesaplanıyor.

Geleceği tahmin etmek mi; ÇOK ZOR!! Örneğin, nerede, ne zaman bir politik kriz patlayacak? Bu kriz bölge ekonomisini nasıl etkileyecek? Danışmanlar, düşünce kuruluşları, araştırma merkezleri yüzlerce veriyi derleyerek kehanetlerde bulunuyor ve bunları yayınlıyor. Ancak hangisi Arap baharını tahmin etti? Ya da Arap baharının Arap kışına döneceğini öngördü?

Jeo-politik ve makroekonomik tahminlerin çoğu sınıfta kalıyor. Neden meteorolojik tahminler tutarlı da, ekonomik ve politik tahminler değil? Acaba yanlış tahminlerin hizmet ettiği birileri mi var?

1987'de Philip Tetlock isimli Kanadalı Psikolog bu sektörün altına 18 yıl sonra patlayacak bir bomba koydu. Tetlock, o tarihte yaklaşık 300 uzmanın tahminlerini topladı, 27.500 veriyi birleştirdi. Sonuç ne oldu? Tüm uzmanların korkunç tahminlerde bulunduğunu gördü. Hatta ünlü uzmanların tahminleri diğerlerine göre çok daha vahimdi. Tetlock'un araştırmasından iki sonuç çıkmıştı; ya gezegenimiz tahminler için fazla karmaşıktı ya da uzmanlar aslında uzman değildi. Sizce sebep hangisi? Bunun için geçmişten birkaç #hikâye anlatmak istiyorum.

5 Eylül 1929'daki bir konuşmasında Roger Babson; er ya da geç Dow-Jones'un çökeceğini söylemişti ve aynı yıl 29 Ekim'de Babson'un dediği oldu. Ama Babson, iyi tahminde bulunmanın yanı sıra güzel #pazarlama yapıyordu. Tahmini doğruysa yoğun şekilde reklamını yapıyor, yanlışsa sessiz kalıyor, kimse fark etmiyordu. Bu sayede epey popüler oldu. Dediğim gibi Babson’ın birçok yanılgısı vardı ama kimse Babson'ı yanılgılarıyla anmıyordu. Babson, yanılgısının reklamını yapmıyordu ki bu anlaşılabilir. Ama halk neden fark etmiyordu? Çünkü insanoğlu dinlediği açıklamalardan sadece hoşuna gidenleri seçiyordu, gerisini fark etmiyordu. Hoşuna gitmeyen açıklamayı dinlemiyordu, dolayısıyla birçok analizi test etmiyordu. Örneğin; Jeane Dixon 13 Mayıs 1956'da (John Kennedy seçilmeden 4 yıl önce) yayınladığı tahminlerinde; 1960'da bir demokrat başkan seçilecek ve bu kişi ya suikastla ya da kendi odasında ölecek, demişti. Süper bir tahmin… Ama Dixon; ayda ilk yürüyecek kişinin Sovyet olacağını, 3. Dünya Savaşının 1958'de başlayacağını da söylemişti. Bu müthiş yanılgılarına rağmen Dixon, doğru tahminlerde bulunan bir kâhin olarak anılıyor. Çünkü o dönemde Kennedy suikastı tarihi bir olaydı ama buna rağmen Babson, Dixon'dan daha popülerdi. Çünkü doğru tahminlerle hatırlanmasını pekiştiren reklamlar yapıyordu.

Özetle, medyada birçok tahmin yapılıyor ama kimse tahminlerin doğruluğunu kontrol etmekle uğraşmıyor. İşte bu kontrol eksikliği, hem daha fazla tahmin yapılmasına hem de ekonomik spekülasyonlara, tutarsızlığa ve balonlara kapı açıyor.

Tetlock'un araştırmasına göre, tahminde bulunan kişilerin açık görüşlü düşünmesi gerekiyor. Günümüzdeyse birçok uzman temennilerini, tahmin olarak sunuyor. Tıpkı köşe yazarları gibi. Bizlerde bu tahmin bolluğu içinden işimize geleni, temennimizi seçip ona inanıyoruz. Yanlış çıkması halinde de yanılgının altında spekülatif sebepler arıyoruz. Seçim öncesi hoşumuza giden anket sonuçlarını benimsiyoruz, seçim sonucu arzuladığımız gibi olmazsa, "#hile vardır!" diyoruz. Kim doğru tahmin yaptı, kim yapmadı dikkat etmiyoruz. Çünkü bizim için sonuç hileli… Aslında birilerinin bu kontrol görevini üstlenmesi gerekiyor. Kim yapacak ve yayınlayacak? Kimse yapamaz ya da yaptırılmaz, çünkü tahminler algı yönetimine katkı sağlıyor. Seçim dönemlerini hatırlayın!! Tahminler toplum liderlerinin davranışlarını, politikalarını, toplulukların düşüncelerini etkiliyor. Gelelim başlıktaki sorumuza; tahminler neden gerçekleşmez? Çünkü kontrolsüz tahminler algı yönetiminin bir parçası olabilir mi?

Tahminler tutmaz çünkü…
Tahminler tutmaz çünkü…