IŞ & EKONOMI

Toplum vs Uzmanlar

Author

Toplum vs Uzmanlar

Toplum vs Uzmanlar

Sir Francis Galton, İngiliz bilim insanı… Galton, topluluğun demokratik yargılarının bireysel uzman görüşlerinden daha isabetli olduğunu görür ve bu konu ile ilgili deneyini 1907’de yayınlar. Galton'a göre toplumun verdiği karar uzmanların kararlarından daha doğrudur. Madem topluluk bu kadar akıllı, neden bir kriz anında herkes soğukkanlılığını korumuyor? Niçin herkes elindekini hemen satmaya çalışıyor? Toplu satış sebebiyle piyasalar çökmüyor mu? Niçin seçimlerin sonunda en akademik parti iktidar olmuyor? Neden bir iktidar partisi müteakip seçimde muhalefet oluyor?

Aslında tüm bu soruların cevabı kendi içinde; eğer rutin bir işlem varsa, uzmanlar kitlelere kıyasla daha başarılı. Ama karmaşık problemler kitlelerce daha başarılı şekilde ele alınabiliyor. Bir kriz anında yapılmaması gereken panik satışıdır! Tüm uzmanlar bunu bilir, ama toplum hemen panikler!

Bu panik içinde ve kıyamet gibi biten gün sonunda birileri borsanın o günkü hareketini yorumlayıp neden böyle olduğunu açıklama ihtiyacı hisseder. Yapılan açıklamaların gerçeklerle hiç ilgisi olmasa da ortada bir hikâye olması dinleyenleri mutlu eder. İnsanlar hem hikâye anlatılmasını sever hem de olaylardaki neden sonuç ilişkisini görmek onları rahatlatır.

Sanırım insanların gerçeklikle ilişkisi biraz sorunlu… Gerçeklerle yüzleşmekten kaçıp, hayallere sığınmayı seviyoruz! Hikâye anlatan diziler, belgesellerden kat be kat daha fazla izleniyor, kurgu romanlar araştırma kitaplarından daha çok satıyor! Fakat biz gerçekten kaçtıkça, hayaller ile gerçekler arasındaki makas açılıyor. Sonuçta hayaller New York, hayatlar Nevşehir oluyor!

Gelelim yatırımlara… Gerçeklerden kaçanlar piyasa yorumlarını dinlerken hikâyeye kapılıp açıklamalara eleştirisel yaklaşmazlar. Halbuki uzman dediklerimiz çok mu biliyor? "The wisdom of crowds" kitabının yazarı James Surowiecki'nin enteresan bir örneği var. "Kim milyoner olmak ister" isimli yarışmada, seyircilerin doğru cevap oranı %91 iken, yarışmacının telefon ile bağlandığı ve uzman olduğu düşünülen kişilerin oranı %65! Bu araştırmayı okuyunca aklıma ilk gelen Oscar Ödülleri oldu. Her zaman ödülü en çok gişe yapan film değil, uzmanların en çok keyif aldığı film kapıyor. Neyse uzatmayım, başka bir araştırmada hayvanların bile toplu şekilde daha doğru karar verdiği görülüyor. Örneğin, bir balık yırtıcı bir hayvanı tanıyıp kaçana kadar telef olurken, bir grup balık daha süratli tepki verip korunabilmektedir.

Toplum ve uzmanlar denince akla gelen diğer bir konu kuşkusuz ki "seçimler"…

Sir Galton'un dediği gibi toplumun verdiği kararlar, uzmanlarınkinden daha başarılıysa seçimlerde her daim en iyi aday lider oluyor demektir!!?? Aslında en iyi kararı toplum verebilir, eğer seçmenler etki altına alınmazsa. Seçmen nasıl etkilenir? Her seçmen, her konuda uzman olamadığı için eksik bilgi ile oy kullanır. Bunu minimize etmek için her seçmen kendi çapında araştırma yapar ve bilgi toplar. Bu halde her oy bir çift zar atmak gibidir! Örneğin insanlar Cumhurbaşkanlığı seçimi için bilgi toplarken farklı haber kaynaklarını kullanır, siyaset uzmanlarını okur. Böylece oyları bu kaynaklara bağlı kalır. Günümüzde bunu medya kutuplaşması olarak dillendiriyoruz. Peki medyada kutuplaşma olmasa ne olurdu? Herkes aynı haber kaynağını takip eder, aynı uzmanları okurdu. Yani topladıkları bilgi bağımsız olmazdı çünkü bağımsız şekilde kaynak seçemeyeceklerdi. Bilim adamları buna korelasyon diyor. Şöyle ki, bir balık sürüsünden ayrılıp iki farklı tarafa giden iki balığın etraflarından edindiği bilgiler aynı olamaz. Dolayısıyla korelasyon olamaz. Balıklar gördüklerine göre farklı karar verirler. Aslında korelasyon olmadan verilen bu kararlar her balığa (kendi bilgi dağarcığı içinde) farklı bir kolektif bilgelik sağlamaktadır. Bunun tam tersi olsaydı. Kararlar korelasyon içinde olacaktı ve birinin yanlış kararına diğeri de iştirak edecekti. Uzun lafın kısası, medyada kutuplaşma çok eleştirilen bir konu ama kutuplaşma olmasaydı ne olacaktı? Toplum aynı uzmanları takip edecekti. Tıpkı balıklar gibi aynı yöne gidecek, birinin yanlış kararı herkesin yanlışı olacaktı. Gün ağarırken hep beraber ağa girecektik.