HIKAYE

Az konuşulanların günlüğü

Author

Evet dostlar . Malum artık düzenli olarak yazmıyorum . Hazır 14 Şubat da geçti , aşk yada yalnızlık temalarını aştık , objektifliğe sıra geldi .
Şimdi size hayatımda öğrendiğim en önemli gerçekten bahsedeceğim . Adı kısa "KARAR"..

İnsiyatifi elinde bulundurduğun süre zarfında , tecrübeleri de dahil ettiğin isteğin zaman bütünü . Verdiğimiz her kararın bir dönütü var . Absürt olabilir ama çikolata alıp yemenin bile kalori olarak bir bedeli var ki ne kararlar veriyoruz hayatta , belki farkında değilsiniz ama , bir düşünseniz...

Hayat bir düzlem . Doğmak , büyümek , ölmek... Alt kümeleri oldukça fazla . Sistemden isteyen intihar edip çıkıyor , çok basit . Dünyaya neden geldik peki ? İyi birer insan olmak için mi ? Yoksa arzularımızın ne kadarını gerçekleştirsek kâr mı ? İnanın bende henüz anlayabilmiş değilim . Belirli ilkesel çizgilere sahipseniz , biraz da ahlak anlayışınız varsa iyi insan olmak da çok zor değil gibi .

Ve konuya dönelim . Geçmişe bakıyorum da sanki belirli bir süreye kadar -onsekizli yaşlar diyebilirim- dimağım açılmamış gibi . Yani farkında değildim hayatın . Sanki ne olsa orada kalacak hiç benimle gelmeyecek sanıyordum .

Ardından bir askeri okul macerası . Yüzüme tokat gibi vuran seneler . Beni gereğinden fazla olgunlaştığı kesin . Yüksek doz mantık adamı olursanız ve içinizde de duygusal bir kişilik yatıyorsa gün içinde kendinizle savaşmanız olası . Kimseye bir şey hissettirmemek , zayıf görünme korkusu sizi olduğundan fazla yorması muhtemel .

Evet şu olgunlaşma süresi ve sonrası biraz sancılı geçti . Çok keskin kararlar verdim . Bir anda herkesin hayretle karşıladığı kararlar . Öyle keskindim ki bıçak gibi , dönüp bakmadım hiç ardıma . Ardından düşünmedim de , vaktim de olmadı açıkçası .

Çünkü hataya , kusura gelemiyordum . Öyle batıyordu ki gözüme . Bazen sevmeyi dahi unutup bu kusurlara odaklanıyordum . Sürekli kafamda kurup duruyordum . Sevilmek , sayılmak hoşuma gidiyordu . Zor şeyler yaşadığım ve fedakarlık yaptığım için buna hakkım olduğu fikrindeydim .

Gel zaman git zaman kader beni Ankara'dan İstanbul'a getirdi . Başka bir hayat , başka bir dünya . Alışmak sevmekten daha zor geldi İstanbul'u .

Bir süre eskiye dair ne varsa çıkartmaya kalktım hayatımdan . Hani bensiz benimle olanlar bir hiç diyordum ya . Pek öyle değilmiş . Arkama dönüp bakmıyordum ardımda üzülürler , ordalar diye . Cesaretimi toplayıp arkama bir baktım ki , kimsecikler yok . Herkes öyle bir kaçışmış ki , esamesi dahi yoktu .

Bir dönem onları , sonraları da kendimi suçladım . Hayatı alt üst olmuş bir adam . Bilmem bu sizin için ne ifade ediyor .

Biraz vakit geçti... Herkes için hayatın devam ettiğini fark ettim . Sonrasında verdiğim bu kararların sonuçları daha doğrusu vicdan azaplarıyla karşılaştım . Geceleri uyuyamıyordum ki hala pek uyuduğum söylenemez .

Beni yazmaya teşvik eden şeyler gördüklerim , yaşadıklarımdı . Belki eskiye dönebilsem yine aynı hataları yapacaktım , başka türlü bunları öğrenmem mümkün değildi belki de .

Yani dostlar çok uzatmayayım . Tabiki yanılacaksınız , üzüleceksiniz de . Bunlar çok normal şeyler . Ancak bazı şeyleri zamanında iyice hesap edip , en azından vicdanınız rahat olacağı kararlar almaya bakın . Sevin , sevilin , gelecek adına her daim kendinize yakışan yerler için hayaller kurun . Ve tabiki aile , onları çok ihmal etmeyin derim .

Sağlıcakla kalın .

Livadi

Az konuşulanların günlüğü