ILIŞKILER

12:06, 30 Mayıs

Author

Bazen aklının ucu yitirir benliğini. Ucu açık bütün anılara inat yaşarsın…
Soğuktan donan kıçına rağmen alevlidir beyin lobların. Silinemezlik kimsenin değil senin suçundur… Silemediklerinin hesabını kendine sorarsın. Sormalısın…
Bugün ya da yarın, her ne hal ise gideceğin yer bellidir. Bütün dinler ve kutsanmış çöl insanları hep orayı işaret eder! Bu sebepten dolayı biriktirdiklerini götüremezsin, ama zihnini götürebilirsin. Götürmelisin…
Bütün angarya işleri bırakıp bunları düşündüğünde işler karışır. Kimse işleyişlerini göremez, görmek zorunda da değildir zaten… İnsanların göremediklerini hesaplamaya başlarsan zihnin ve hallerin keskin ve soğuk bir hal alır. Bunu emin ol hiç istemezsin… İstemediğin zamanlar başına geldiğinde anlarsın. Anlamalısın…
Zihni denizde olan bir balıkçı, oltası biraz eğildiğinde tuzağına doğru koşar. Bellidir balık takılmıştır oltasına. Ama diğer balıkçı o eğilen oltasına adım atmaz. Heyecanı alevlenmemiştir, söyler sözünü.
‘’Oltamı secde ettirmeyen balığa koşmam’’
Bu yüzden ki yarattığımız heyecanlar aynı ama beklentilerimiz ayrıdır. Ayrılmalıdır…
Her yediğin dayağı içselleştirirsen sıkıntı orada başlar, ya da küfürlerini saklarsan insanlardan orası da sakat… Özgürce küfredebildiğin kadar normalsin. Olmalısın…
Herkes huzur içinde huzur arayıp huzur dağıttığını düşünürken ne bekliyorsun? Kimse ben kötülüklerin anasıyım demiyor, ama kötülükler iliklerimize kadar bizi donduruyor…
Bilerek kendimi dondurma seanslarımın sebebi budur. Bu sebeplerin kimsenin umurunda olmadığı da doğrudur fakat, ben yine de ne olur ne olmaz doğa tarafından dövülmeyi seviyorum. İnsanların soğukluklarına içlik giymek fayda etmez. Doğa sana çözümü olabilecek soğukluklar verirken en zorlandığın kısım insan soğuklukları bilirim.