HIKAYE

Küçük yalnız bir fil.

Author

Bir, iki, üç, dört, beş, altı. Gök gürledi. Demek ki genel olarak altı ile on saniye aralıklı gök gürlüyor. Çocukken geceleri gök gürültüsünden uyandığım zamanlarda annem babam ölmesin diye dua ederdim. Sevdiklerimi kaybetme korkusu her zaman en büyük korkum oldu. Yaşım ilerledikçe değişmeyen tek şey bu oldu sanırım.
Böyle kasvetli havaları daha çok seviyorum. İçimde yağan yağmura ve soğuk havaya rağmen donuma kadar ıslanıp deli gibi koşmak ve bağırmak geçiyor. Ne olduğu ne söylediğim hiç önemli değil. Sadece bağırmak. Bu içimde tanrıya olan meydan okuyuşumun bastırılmış çığlığı olsa gerek. Onu bulmak istiyorum. Evet tanrıyı. Tanrı ile yüzleşmek ve neden kendisinden çok sevdiğim insanları benden aldığını sormak istiyorum. Böyle düşünmek günah mı? Bilmiyorum. Ondan korkuyorum ama bir yandan da meydan okumak istiyorum. Kaybedeceğimi, acı çekeceğimi bile bile onunla yüzleşip içimi dökmek istiyorum. Belki bana kızar. Belki cezalandırır. Neyse Allahım sen affet böyle düşündüğüm için...
İlkokul dördüncü sınıfa giderken Aysu diye bir kız vardı. Sarı saçlı mavi büyük gözlü at kuyruğu saçları vardı. Saçlarını toplayan tokası beyaz kurdaleydi. Dantelli yakası ve mavi önlüğü ona çok yakıştırıyordum. Evleri bizim evin ilerisinde kalıyordu. Ben servisle o ablaları ile yürüyerek gidip geliyordu. Birgün okul çıkışı servisi bulamadım. Korkup ağlamaya başladım. Aysu beni görmüştü. Kırmızı yaşlı gözler ve sümüklü burun ile ona bakmıştım. Aysu Hürriyet öğretmeni çağırdı. Hürriyet öğretmen benim ilkokul öğretmenim. Annesi vefat edince emekli oldu ve bir büfe açtı. Elimden tutup az ilerde duran servise bindirdi. O panik ile farkedememişim. Servisin camından baktım, Aysu ile göz göze geldik. Gülüp el salladı.
Bir gün okuldan çıkarken Aysu'nun koluna vurup seni seviyorum dedim ve kaçtım. Aysu hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etti. Babamın tayini çıkmıştı. Taşınacağımız ay Hürriyet öğretmen tüm sınıf arkadaşlarımın benim için mektup yazmalarını istemişti. O mektupları hâlâ saklıyorum. Bir tek Aysu'nun mektubu yok. Aysu o gün ve sonrası iki hafta boyunca okula gelmemiş. Taşınacağımız zaman sınıftan arkadaşım o zaman dedi; Aysu'nun babası ölmüş.
Sevdiklerimin hatta çok sevdiğim insanların canını yakmak o zamanlardan bende olan şeymiş. Sevme işini beceremiyorum demek ki. Belki de bu yüzden tanrıya kızmaya hakkım yok. Bilmiyorum bu işler derin meseleler. Kendimi yalnız bir fil gibi hissediyorum. Filler her şeyi hatırlarmış. Her şeyi hatırlamak istediğimde hatırlıyorum. Ve bu bana acı veriyor. Bu hoşuma gidiyor.

Küçük yalnız bir fil.