HIKAYE

Etme kadın, etme…

Author
Etme kadın, etme…

Duygusal zekâsına hatrı sayılır ölçüde güvenen biri olarak naçizane durum tespitlerimi kaleme almak istiyorum. Anne – oğul bağı (selam Freud) figüründen midir, yoksa Anadolu’nun bir zamanlar Anaerkil bir toplum olmasından arta kalan gen aktarımından mıdır bilemem ama kadınların erkek psikolojisi üzerinde yadsınamayacak bir gücü olduğu muhakkak.

Sevgili beyler; bu ve benzeri girişlerde aman ha yükleniyorum, sizi baltalıyorum, hor görüyorum gibi algılara meyil vermeyiniz. Tamamen sizden yanayım, tamamen anlıyorum ve bu mevzularda en çok hemcinslerime kızıyorum. Bakınız nasıl;

Nerde abuk subuk davranan bir erkek görürseniz, biliniz ki bir kadın hayatını başına geçirmiştir. Aşkın gözü kör; bazen delicesine sevip, nice nice anlamlar yükledikleri kadınlara bir bakıyorsun, sen ben gibi alelade bir insan. Ama öyle bir tasvir etmiş ki er kişi, sanırsın Yunan Mitolojisi’nden bir Tanrıça. “Kargaya yavrusu kuzgun görünür” misali kör aşklardaki o şiirlerin, şarkıların ve dahi kitapların baş mimarı olan kadınlarımıza yakından bakalım isterim.

  1.  Kendisi kız arkadaşlarıyla kakara kikiri pijama partisinde iken sevgilisine köpek çekeni gördüm. Sen oje sürerken o adam Müslüm Baba ile içiyor… (  arka planları bi bilse erkekler...)
  2.  Kendisi alışverişte lüzumsuz paralar harcarken, oğlanın cebindeki son kuruşunu da kaprisle elinden alanını gördüm. Adam okula / işe senin yüzünden ya yürüyerek ya da borç alarak gidip geliyor.
  3.  Kendisi sırf “canı öyle istediği” için fazla ilgi veya tam tersi rahat bırakılma isteyenleri gördüm. Rahat bırakan erkeğe de “ilgisizsin” kontenjanından sektirenleri gördüm.
  4.  Kendisi bakımsızlıktan çirkinlikten yıkılırken, erkek arkadaşını temiz ve bakımlı, hatta hatta kendi yanına yakışır olmamakla suçluyor. Bebeğim bakman gereken ayna el aynası; dev aynası değil.

Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak elbette mümkün. Satır arası bıraksam bin tane de sen eklersin. Mesele öze inebilmek; kendisini fazla önemsemek uğruna, sıfır km duygularla sana gelen insanı hangi hakla zehirlersin? Sen de bir anadan doğdun, O da. Sen de bi karış toprağın altına gömüleceksin, O da. Kimin kimden ne üstünlüğü var ki sen kendini Tanrıça sanırsın be kadın!

Bu haykırışı yapan da bir kadın. Zaten film bu yüzden kopuyor. Nedeni ise basit;

Senin yukarıda maddelenen hadsizliklerinden ötürü bir defa gururu örselenmiş olan erkek, “aynısını kendime bir daha yaşatamam” öz savunması ile bambaşka birisine dönüşüyor. Birebir ilişkilerimde yaşadım ben bunu. “Bunlara değmez aga” temel mottoları oluveriyor. Atalarımız demiş “söyleyene değil, söyletene bak”.. Benden önce adamın şaftı kaymış; karşı cinse güven sıfır, saygı yerlerde, itibar zedelenmiş, samimiyet körelmiş… He diceksin ki “neden ilişki kuruyor o zaman senle”? Her insan ihtiyaçlar hiyerarşisinde önemli bir yer tutan “aidiyet ihtiyacını” karşılamak ister. Her insan sevilmek ister. Bak sevmek demiyorum. Sevilmek! Çünkü insan şunu düşünüyor (bunu da kendimden biliyorum) “ulan benim sevmemde sorun yok, ben sevebiliyorum da, O beni sevebilecek mi?”

Bundan dolayı da karşılıklı olması en beklenen ve en doğru olan sevmek eylemi, ne yazık ki başlangıç aşamasında tek taraflı farz ediliyor defans sistematiği gereğince. Kişi bakıyor ki karşıdan frekanslar dolu dizgin, kısacık bir sürede yayıveriyor kalbinin ovasını sevdiceğinin avuçlarının içine.

Bundan sonrasında da nasıl bir burun kalkıklığı ise, hanım kızımız alıyor sazı eline.. Vur babam vur. Saçma sapan yeni alışkanlıklar, yerli yersiz kıskançlıklar, sınırlamalar, güvensizlikler, kavgalar, takıntılar, kişilik bozuklukları, hakaretler, tantanalar, huzursuzluklar, lar lar lar lar… Erkek de diyo ki “n’oldu bu hatuna?”

Aslında olan hem çok şey var hem de hiçbir şey yok. Kadınlar olarak erkeklerden elbette birtakım beklentilerimiz var ve bunları karşılayamadığınızda işte hayatınızı zindana çeviriyoruz. Peki siz bunları karşılayamadığınızı biliyor musunuz? Genellikle hayır. Çünkü benim Tanrıça hemcinslerim “ben trip atarım, anladın sen” kafasından çıkamadığı ve delikanlı ruhu sadece erkeklere has bir olgu sandığı için işi iyice yokuşa sürüyor. Son derece şuursuz buluyorum bu hareketi. Bak erkekler harbiden analog canlılar (selam CMYLMZ).. Cidden ne derdin varsa söylüyorsun, açıklamasını yapıyor ve nokta. En Romeo kılıklısından tut, en ayı diye tabir edilene kadar hepsinin düzeneği aynı prensiple çalışıyor. Gram yerme / ezme yok beyler. Tabiatın kanunu bu, zoru olan genlerine ve doğaya kızsın. İnananlar yaradanına, inanmayanlar evrime çatsın. Erkekler anlaşılması zor ama bir o kadar da basit varlıklar. Kadın gibi “aha buraya kodum hadi anla” tavırları yok. Seni arzuladığı zaman daha mülayim davranır, gönlünü mest eder ve kütür kütür sevişirsin. Sana kızdığı zaman direkt söyler kütür kütür kavga edersin. Seni sevdiği zaman (dile getirmekte başarılı olamayanlar) davranışlarına yansıtır, yakalarsan nüansı kendini prenses sanırsın – bak Tanrıça değil, olma sen onu. Seni artık istemediği zaman Alicengiz oyunlarına asla gerek duymaz, söyler, kütür kütür ayrılık acısı çekersin. Denklemi çözdün mü? Hakkaten kolay. Hâl böyle iken, sen hangi akla hizmet bu adamın ayarlarıyla oynarsın?

Hadi içine ettin ve bitti. Aradan makul bir zaman geçti.. Bu zamanı erkek genellikle hemcinsleriyle atlatır. Karşı cinse olan hırsını da “fuck buddy” muamelesi göstererek giderir. Hem kendi gönlü olur hem kadının. Fuck buddy olarak görülen kadınların da aşık olup aynı erkekten ilişki istediğini biliyorum ben. Bak! N’ooldu? Sen, senden sonra gelecek olan hemcinsinin yoluna taş koydun. Fuck buddy’lik kötü bişey olmadığı gibi terbiyesiz bir durum da arz etmez. O da bir insan, o da bir anadan, o da aynı toprağa.. Hatırladın mı? Aferim.

Eğer insanlar ilişki kurmaya meyillilerse, senin kim olduğun ve ne yaptığın daha az önem taşır. Burda işin ahlaki boyutuna girmen için zarf atmıyorum ve kesinlikle kocaman yazının içinden, sadece buranın işine gelmesini, buraya saldırmanı istemiyorum. Ancak demeye çalıştığım, insanın sana gelene kadar değil; seninleyken kim olduğu.

E şimdi sen Tanrıça triplerinle senden sonrakileri de biçiyorsun. Kaç tane erkek tanıdıysam (arkadaş olarak) hep aynı dertten mustaripti. Kaç tane sevgilim olduysa hep aynı derdi yaşadım. Benden evvelki sıçmış ağzına, ben enkaz toplamaya çalıştım – gücüm yetene kadar. Bende var olan hayat enerjisini ve moral motivasyonu da aldılar elimden, o zaman benim ve benim ilişkimin kalitesi düştü. Ne uğruna? Benden önceki sidikliler onu etmiş de, bunu etmiş de.. Bu kadar açık ve net bir düzeneği, komplike entrikalarla iğfal etmişsin bacım. Önce kendini sev, sonra insanı seversin. Kendini de mi sevmiyorsun ey bayan Tanrıça? Asıl sorun bu mu yoksa?!!

Toparlarsak, derdin neyse erkeğe net biçimde söyle. Al karşına konuş. Hatalar olacaktır şans ver; sanki sen hata yapmıyor musun? Erkekler bizim kadar alengirli kafayla yaşamıyorlar, duru ve şeffaf olman lazım. He herşeyi denedin, elinden geldiğince olumlu biçimde dengeyi tutturdun ve buna rağmen yürümüyor mu? O zaman da başlandığı saygıda bitir. Kırıp dökmeden, adamı şişelerin dibinde boğmadan, senden sonrakinin mutluluğuna gölge etmeyecek şekilde ayrıl dünyasından. Ki arkadan gelecek olanlar da rahat nefes alabilsin.

Bir nevi iş birliği öneriyorum aslında. Güzel davran erkeğine, erkek de güzel davransın kadınına. Olmadığı yerde ise bozmayın, bozulmayın. Kendinizi ve birbirinizi yemeyin. Ben ahir ömrümde bu sonucu çıkardım.

Kadınlardan ricamdır, sizin arta bıraktıklarınız hayatı bize zehrediyor. Eminim sen de bir başkasının bozduğu yüzünden zehirden bu arta kalmışlıkları yaşattın. Bak kısır döngünün farkında mısın? Başkasının bozduğunu sen onarmak için didinirken, başkası da senin bozduğunu onarmak için didiniyor.

Ara Not: Üniversitedeki erkek arkadaşımın artık yeter dedirten davranışlarından sonra benim ona çektirdiğimi zannedip, “ele verir talkımı, kendi yutar salkımı” tadında takıldığımı zanneden algılar olacaktır; ben, ilişkim boyunca sorunları her zaman en çıplak biçimde masaya yatırdım, buna rağmen aptal yerine konduktan sonra yine uzun ve net bir konuşma ile ilişkimi sonlandırdım. Karşı tarafın benden sonra ne reaksiyon verdiği, kendisinin tasarrufunda olan bir mevzudur, vebali boynuma değildir, olmamalıdır. Toparlanmak isteseydi toparlanırdı. İnsanların kendilerine acımaları senin suçun değildir. Kendi suçudur.

Ben kadınım. Beynim kadın gibi işler. Kadın gibi düşünürüm. Kadınlarla bir arada daha çok yaşar, kadınları daha çok gözlemlerim. Pek çok raddede de kendimden bilirim işi. O nedenle açtığım başlık ve yazdığım yazılar, sübjektif görünen kanaldan OLABİLDİĞİNCE OBJEKTİF yorumlarımdır. İtirazın olabilir, beni ukala addedebilirsin, sen de bikaç kelam eklemek isteyebilirsin vb vb… Bunları önce “insan” olduğumuzu unutmadan yaparsan sevinirim.

Kendinize ve erkeğinize iyi bakın..

İyi bakamıyorsanız da iyi bırakın..

Bize de iyi ve kaliteli ilişki lâzım…