GÜNDEM

Sosyal Medya Analizi: Aziz Nesin az demiş...

Author

Gece gece duyarlı olmaya davet için girmedim sayfama. Uzun zamandır blog açmak istiyordum ancak kalemim ne alemde diye kendimi kontrol etmeden buna girişmedim. Sonra yazarlarına iyi davrandığını düşündüğüm Storia ekibini keşfettim; inceledim ve hoşuma gitti. Bağladım hesabımı ve klavyenin başına geçtim.

Ben de sizin gibi sadece klavyeden konuşan biri değilim; yeri geldiğinde toplumsal olaylarda alanlardayım, oyumu kullanmaya da gidiyorum, sevip seviliyorum da, nefret edip ediliyorum da. Beni de bir anne doğurdu sizin gibi, ben de okul denen mereti hiç sevmiyor olmama rağmen 17 senemi o duvarların arasında bişeyler öğrenmeye çalışarak geçirdim. Ben de aldatıldım, ben de arkadaş kurbanı oldum, ben de pembe mor yalanlar söyledim, ben de çuvalladım kalp kırdım..

Acımadan gelişine vuranlar kadar kalpsiz olmadım hiçbi okuduğum yazıya karşı. Herkesin elbet farklı bir bakış açısı ve yaşantısı ile, o yaşantıdan edindikleri ayrıdır dedim. Şimdi hunharca artistlik yapanlara birkaç kelam edeceğim...

Yazıyı uzun bulanlar burdan sağa sapsın!

Çok sevgili görgüsüz arkadaşlar kendilerince psiko-analiz kastırmaya çalışırken sıçıp batırmışlar. Hoş, "kişi kendinden bilir işi" denir; benim puştluk yapan bir insandan sevgi dolu betimlemelerle bahsetmememden rahatsız olarak, şayet yakışıklı olsaydı oynaşmayacak mıydım sonucuna ulaştığına göre, bu sahada hayli iddialı olduğuna onun adına kanaat getirirsem terbiyesizlik etmiş olurum değil mi? Ama insanlar gözüyle okuyup götüyle anlarken ortada terbiyesizlik yok? Benim yolumdan yürümeden beni anlamanızı beklemekle, ana rahmindeki ceninin diploma haketmesini beklemek aynı şey! (siz kendi kapasitenize göre başka bir teşbih yerleştiriniz, zor ise bırakın, ben yerleştiririm!)

Mesela önce kendime sonra yeterince zeki insanlara espri yaparım ben "canım ben!" diye, hatta narsizm adını cesurca yazarım oraya kocaman; deli divane beyni ırmaklar gibi çağlayan zekiyenin biri çıkar, insanlığına ve cinsiyetine yakışmayan yorumlar yapmaya heves eder. İki kelimeyi yanyana getirin de sizi okuyalım be bacım!

Anasından doğan ama keşke doğmasaydı denilesi insanlar; görgüsüzlerin açtığı kanaldan aynı gazla devam ederek, hayatlarında hiç kadın yokmuş veya hiçbir kadını sevmemişler gibi lambır lumbur konuşurlar. Cem Yılmaz'ın bahsettiği "beyni yok fikri var" tam da sizsiniz canım Çükler! 

Yüzünün tüyleri kalbinden de kaba olan bazı muhteremler de, yine delinin birinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya uğraşırken kıçı havaya fazlaca dikip baş aşağı çakılmışlar. Kalan son mercimek de böylece ezilmiş oldu. Yazık! İnsanların ne badireler atlatarak hayatta kalmaya çalıştıklarına eğilmek yerine, benim de resmini paylaştığım evladım var, yarın ben geberince veya elden ayaktan düşünce bu çocuk ekmek parası için acaba hangi helal süt emmemişlerle karşılaşacak tasasına girmeden "hayat MEYAT" meselesini mükemmel Türkçe ve üslup ile birleştirip, annelik iç güdülerini saatte 230 km hızla duvara vurmuşlar... Yazık kere yazık!!

İlkokul öğretmenini can kulağıyla dinlemek yerine, sümüklerini kurcalayan, ince parmakları beynine kadar ulaştığı için de, hayatının bundan sonrasını kafatasının içine sünger yerleştirerek devam ettiren yalçın kişiliklere de selam olsun ki, cümleler bazen devrilebilir, mecazi mürsel ile tarif edilebilir, teşbih-i beliğlere başvurulabilir. Anladın? Cıks... Adresini at, Cin Ali serisi ile sıfırdan seni hayata hazırlayayım bebeğim!

Siz, Kıvanç Tatlıtuğ kadar maşallah çektiren de olsa, size puştluk yapan birinden "taş gibiydi ama namussuzluk yaptığı için şikayetçiyim" diye mi bahsederdiniz? Yoksa size kısıtlı zamanda, hele de en müşkül durumunuzda yaptığı karaktersizliklerden ötürü ağzınıza geleni sayıp döker miydiniz benim gibi? Ben günlük hayatta da yakışana isim takıyorum, bana da uydurulabilir.. O kadar "bugün bana, yarın sana"nın içinden buna mı tutuldunuz ey duyarlılar ;)

Son olarak, sektörümden artık yorulmuş ve sıkılmış olsam da, saygın bir firmada, saygın bir pozisyonda emek veren ve çok sayıda hemcinsi ile gülüşmeli oynaşmalı (şimdi de lezbiyen derler amk) bir iletişim halinde olan, yüksek dozda empati ihtiva eden kişiliğim ile "her zaman insanların bir nedeni vardır" mottosunu aklımdan asla çıkarmayan, kendi halinde bir insanım. Şayet "vermemle / vermememle" ilgili sorunu olan varsa, kendisine genelevde randevu ısmarlasın. Belli ki yokluk fena yükseltmiş ateşleri...  Hele densiz olan kadınlarımıza diyecek kelime bulamıyorum, karma icabınıza bakacaktır piremseslerim!

Hepsi birbirinden güzel yorumlarınızı link olarak ekliyorum, ilerde torunlarınıza övgü ile bahsedebileceğiniz madalyalık eserleriniz oldu, gurur duyunuz!

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1871555196497383&id=1569107110075528

Sosyal Medya Analizi: Aziz Nesin az demiş...

Gelişemeyen dimağ ve kalplerinizle "kim kiminle nerde ne yapmış" kültürüne verdiğiniz ehemmiyete devam edip, cidden deneyim içeren ve anlayana büyük ders olabilecek yaşanmışlıklardan uzak durunuz!

Fena Öperim. Bye.