EĞLENCE

Arkadaşımın kız isteme töreninde istenen kız olmuştum...

Author

Biz çekirdek aile olarak abartılı düğün merasimlerine "bu kadarı da biraz şov bence" tadında yaklaşıyoruz. Dolayısıyla ömrü hayatımda totalde 2 düğün 1 kına görmüşlüğüm var onda da limonataları içip kalkmışız yani bir "halasının eniştesinden geline 1 çeyrek" duymuşluğumuz yok. Hiçbir kız isteme merasimine  de şahit olmadım ben. Liseden arkadaşlarım evlendi düğünlerine bile gitmedim. Aslında şimdi düşününce çağırılmamıştım da😞 neden çağırmadın beni düğününe Sude neden ha neden? Neyse çok yüklenmeyeyim çoluğu çocuğu oldu artık serzeniş için çok geç. Üniversitede durum farklı tabi, bilemiyorum da bir arkadaş evlenince o çeyreği takmak dedelerimizin vasiyeti, boynumuzun borcu, adeta bir vatandaşlık görevi gibi geldi bana. Aslı da bu memleket meselesi görevi ilk kez yerine getireceğim arkadaşımdı.

Üniversitenin başından beri Emreyle tatlış tatlış takılırlardı, sonra bir gün yüzükler takıldı... Benden önce mezun olacaklardı ve mezuniyet töreninden nikah törenine hızlı bir geçiş planlıyorlardı.
Ben de çiftin 'en' olmasa da yakın arkadaşlarından biri olarak bu planın bir parçasıymışım. Başıma geleceklerden habersiz  yavru ceylan gibi seke seke dahil oldum olaylara. Aslıcığım daha önce hiç bu tür bir aktiviteye şahit olmadığımı bilindiğinden bundan eksik kalmamı istememiş olacak ki beni kız isteme merasimine davet etti. "O kadar basın fotoğrafçılığı aldın geceyi sen kayda alırsın artık" mı? Aslışım, canım bari sen yapma. Her ne kadar artık bazı telefonların 7 pluslarıyla aynı verimi alabilsek de ben, büyük profesyonel makina seviyorum, Aslışım da bunu bildiğinden yapıştırdı makinayı bana. Neyse dedim bu iş benlikmiş oluru var yani.  "Sen her anı kaydet biz onu sonra montajla düzenleyeceğiz " dedi Emre. RTS'ciydi. RTS'ci olmak bunu gerektirirdi. Ama biz yarışmalarda festivallerde gösterilecek bir film değil kız isteme merasimi çekecektik. Emre, RTS'nin verdiği bohemlikle aileden gelen gelenekselliğin tam ortasında ip cambazı gibi bir sağa bir sola  yalpalıyordu.

Tüm gece bana eşlik edecek makinayla tanışmak için erkenden çiçeği burnunda gelin hanımımızın evine gitmiştim. Bende de bir huy var en basit işi bile bomba imha uzmanı titizliğinde yapıyorum. Yanisi akşam 19.00 sularında başlayacak merasim için kahvaltıda gelin evindeydim.

Yasemin teyze önce bi garipsedi beni ama çok sıcakkanlıyım bir de annem sağolsun beni a plus mutfak robotu gibi yetiştirdiğinden eve girişimin ikinci saatinde börek hamurunu kulak memesi kıvamına getirmeye çalışıyordum. Böylece fotoğrafçı/kameraman olarak girdiğim bu evden yemenisini iki tur bağlayan gündelikçi tonton  teyze gibi çıkacağım açıktı. Bu arada damat tarafı Yasemin teyzenin uzaktan akrabası. Yani gelecek olanlar nasılsa tanıdık dolayısıyla çok da telaş olmaz gibi gelmişti bana ama o öyle olmuyormuş. Dünür olunacak akrabanın yakınlığı ile isteme gününün telaşı doğru orantılıymış. Evde müthiş bir koşuşturma var ve ben isveç çakısı gibi her yerdeyim. Misafirlerin geleceği saatler yaklaştıkça eller ayaklara itinayla dolaşıyordu ki Aslışıma müstakbel eşinden bir mesaj geldi. "Hayatım 22 kişiyiz" an itibariyle şöyleyedim;

Arkadaşımın kız isteme töreninde istenen kız olmuştum...

YİRMİ İKİ KİŞİ Mİ?
Hayır asla şaşkınlığımı gizleyemem Aslı zaten evde kuzenlerle beraber 15 kişi var Emreler 22 kişi gelirse 85 metrekare ev zincirlikuyu metrobüs durağına dönecek?! Haklıydım ama onlar da haklıydı azar azar gelin ama sık sık gelin diyemezlerdi sonuçta. Şimdi bu Black Friday kalabalığında benim en büyük sorunum '1.55 boyumla bu kalabalığın suratlarını kadraja nasıl alırım'  olmuştu. Mübarek Emreler de Mehmet Okur'un dayı çocukları mıdır nedir adamlarda bir boy var Türkiye ortalamasını yükseltiyor. Demokraside çareler tükenmez, ana kapının ve misafirlerin ağırlanacağı salonun girişine birer sandalye koyduk tüm gece ağaç dalına tünemiş baykuş gibi çekim yapacaktım. Biz sandalyelerin açısını ayarlarken Aslışım yan  odadan cılız bir çığlık attı. Olay o kadar şok ediciydi ki sesi çıkmamıştı garibimin. Şimdi şunu açıklığa kavuşturmalıyım daha önce de bahsettiğim gibi taraflar akraba, İlişki desen 7. yılında. Kızın istenmesi durumu tamamiyle formalite ve gecenin sonunda söz  yüzüklerinin takılacağı su götürmez bir gerçek. Dolayısıyla bu gecenin yüzüklerden daha önemli bir parçası varsa o da söz tepsisini tutacak Frodo'ydu.
(Temsili tepsi) bu tepsiyi tutmak da her yiğide nasip olmuyormuş.

Arkadaşımın kız isteme töreninde istenen kız olmuştum...

Ancak saat 17.30 civarında Frodomuzdan gelen mesaj "Canım şimdi çıkıyorum evden" dedim ki canım sen İstanbul'da yenisin galiba. Kızda nasıl bir hayal gücü varsa bu akşam saatlerinde 500T ile Pendik'ten Zeytinburnu'a bir buçuk saatte gelebileceğine ihtimal vermiş, yetinmemiş buna gerçekten inanmış. Disney çizgi filmlerindeki unicornlar  bile daha gerçekçi. Dedim ki o kız 500T ile buraya gelene kadar ben Bursa'ya gider çayın yanında kestane şekerimi kıtlarım ucundan. Bu cümlemle beraber bir damla yaş süzülecek gibi oldu gelin kızımızın gözlerinden. Kıyamam ki.

Tepsiyi tutmak onlara göre aile büyüklerine yakışmazmış ben de aile küçüğü olan bir tepsi fedaisi bulmak için etrafıma şöyle bir baktığımda havadaki testesteron genzimi yaktı. Ulan bir tane dişi kuzeni yokmuş bu kızın. Ev, Özkardeşler kıraathanesi gibiymiş de telaştan fark etmemişim resmen. Söze bir saat kala yeni arkadaş da bulamayınca söz tepsisi bana kaldı ama ben kırmızı kurdele kesilirken ki fotoğraf karesinde yer alabilecek kadar şık giyinmemiştim. Frodo olacakken adeta gollum gibi hissetmeye başladım. Bu sırada eğer vermezsek kızı söke söke alacak 22 kişilik isteme takımı da kapıya dayanmıştı. Ben hemen sandalyeme tırmanıp kameramı ayarladım. Onca kişinin içeri girmesi epey uzun sürdü. Hoş-beş sırasında kamerayı görümce hanıma emanet edip kahve servisine yardımcı olmam istendi. Sonuçta bir tabura servis yapılacaktı. Damat ve çekirdek ailesi hariç herkese kahveyi ben ikram etmiş bulundum. Aslı 'ya dökülürse' telaşıyla paytak paytak birer ikişer kahve götürürken ben aş evi çalışanı gibi dolanıyordum etrafta.

Emre'nin babası da bu performansım karşısında kayıtsız kalamamış "nasıl olsa bizim oğlanın işi tamam" düşüncesiyle ailenin pek bir işe yaramayan vitaminsiz akrabası Yasin'e "Bak bu kız tam evlenilecek kız" demiş. Aslı'nın babası ve baba tarafından akrabaları bu geceye katılmamışlardı. Bu durumda da kız tarafı ve erkek tarafı akraba olmanın da verdiği kan çekimiyle birleşip erkek tarafı oldu ve kız tarafı kalesinde bir başıma kaldım. Yasemin teyze sağdan Güler yenge soldan vesvese verip duruyor Yasin şöyle iyi böyle efendi, Yasin de köşeden kafayı çıkartmış beni süzüyor. Güler yengeyle Yasemin teyzeyi başımdan savuşturup "Allahını seven defanda gelsin" der gibi gecenin yıldızı olması beklenen Aslı ve Emre çiftinden yardım istedim ancak onlar, kışlık fındıkları elinden alınmış sincap gibi olan biteni izliyorlardı. Emre'nin babası da Yasin'i övme konusunda atağa kalkınca özgürlüğümün anahtarı olarak gördüğüm şu cümleyi kurdum; "teveccühünüz için teşekkürler ama benim hâli hazırda bir sevgilim var zaten ve biz çok mutluyuz" bu cümleyle beraber suratlar düştü, Yasemin teyzeye dönüp, "Yasini bana yükseltmeden önce medeni halimi bir sorsaydınız böyle olmazdı" bakışı attım.

İlgi yeniden taze çiftimize dönmüştü. Ama az kalsın gecenin yıldız çifti Yasin ve ben olacaktık. Bu korku Aslışıma yetti de arttı. Düğünde inadına beyaz giyinip gelinden rol çalan davetli gibiydim. Söz tepsisini tuttum ve kurdele kesildi. Resmen oldu bittiye getirilmişti her şey(moraller bozuk). Geceden geriye kalan fotoğraflarda Aslışımın zoraki gülümsemeleri ve Yasin'in bana eblek eblek bakışları açıkça görülüyordu.
Sanırım bir daha bu tür aktivitelere katıl(a)mayacağım.

Bu da böyle bir anımdır.