HIKAYE

O insanlar sen tirajını arttır diye şehit olmadı sayın (!) gazete patronu!

Author

Büyük bir istek ve şevkle başladığım bölümün gözümde nasıl zaman kaybına dönüştüğü üzerine ufak bir kesit.

Gitmek zorunda olmadığım halde pazar günleri dahi herkesten önce koşa koşa gittiğim ofisi bir süre sonra nihayet bitti mesai diyerek terk etmeye başladım. Büyük bir bıkkınlıkla işini sürdürmeye çalışan alaylı gazetecilerin arasında ben de emekliliğini bekleyen kel, göbekli 3 çocuk babası bir kadına dönüşmüştüm.

4E28D014-C74B-4C11-9761-177E0F54CAA4
4E2DB745-19DC-4D54-BEBD-E390DDDF5678

Büyük bir gazetenin büyük bir ofisinde stajyerdim. Yazı işleri müdürünün şık odası, bölmelere ayrılmış siyaset, ekonomi, spor, magazin masaları... Ben siyaset haberlerindeydim. Genel anlamda gazetenin gündem dediği haberleri de biz yapardık.  5 tecrübeli isimle çalışıyordum yani kendilerine böyle diyorlardı ama benim için "alaylı"dan öteye gidemediler. Kendilerine göre ne kadar angarya iş varsa bana yaptırırlardı bu nedenle aylarca şehit haberleri yaptım ağlaya ağlaya. Eskiden şehit haberi yapılırken olay nasıl gerçekleşti fail kim gibi soruların cevapları verilirdi. Benim çalıştığım dönemde ise şehit asker evli miydi, yeni mi nişanlanmıştı, teskeresine 3 gün mü kalmıştı, bebeği var mıydı gibi soruların cevapları aranır olmuştu çünkü ajitasyon! Görmüşsünüzdür gazetelerde "Teskeresine 10 gün kalmıştı" diye bir manşet atar 5 şehidin haberini -insanın ciğerini dağlayan bir üslupla- bu manşet üzerinden satarlar. Tv haberleri çok daha kötüdür, alttan insanı ağlatmaya yemin etmiş bir fon çalınır, gözü yaşlı insanlar, şehidin küçük bebeğiyle çekildiği son fotoğraf film şeridi gibi geçirilir gözlerimizin önünden. Leş kargaları gibi nasıl daha fazla reyting alırız tirajı nasıl arttırırız derdine kirletirler şehidin anısını. Oysa bizim 16 kadar etik kuralımız vardır. Kurallardan biri; insanların duygularını sömürmeye yönelik içerik yayınlamayacaksın.  
Adam gibi yayın yapacksın! O insanlar sen tirajını arttır diye can vermedi...

O insanlar sen tirajını arttır diye şehit olmadı sayın (!) gazete patronu!

Bir gün şefim yine beni kızarmış bir burunla görünce dedi ki "haberi yazarken bir cerrah kadar soğukkanlı, sunarken baban vefat etmiş gibi duygu yüklü olmalısın" hani şu bazı kanallarda bazı sunucular haberi verirken gözlerini dolduruyor ya ondan bahsediyor. Demek onlar da timsah gözyaşlarıymış!
Bu kurum yüzünden gazeteciliğe olan inancım erimeye başladıkça ben onu ayakta tutmaya çalışıyordum ki sizin gazetecilik anlayışımıza tüküreyim ben dedirten gün geldi çattı.

Pazar günleri genelde sakin geçer bizim için. Siyaset adına en önemsiz gündür. Seçim dönemlerineki miting ve açılışları saymazsak tabi. Her gazetenin saati farklı oluyordur muhtemelen ama bizde taşra gazetesi için 18.00 paydos vaktiydi. O saatten sonra gazete hemen baskıya gider ve dağıtıma çıkardı. Taşra dedikleri de İstanbul hariç heryer düşünebiliyor musun. 18.00'dan sonra yeni bir ekip gelir, o saatten sonra bir olay olursa İstanbul baskısına alırdı. Her zaman yapmam ama o gün İstanbul baskısına kalmak istedim. Herkes gitti ofis sakinleşti sadece gececi denilen İstanbul baskısı ekibi var. Saat 19' a gelirken haber ajansında büyük bir hareketlilik oldu. Herkes koşturuyor telefonlar edip bilgi alıyor, birilerini bir yerlere yönlendiriyorlar. Tunç çağından kalma bilgisayarımdan havuza girmeye çalışıyorum ne olduğunu anlamak için.  (Abone olunan tüm ajansların haberleri havuz dediğimiz bir platforma düşüyor) Tam o sırada öyle bir cümle duydu ki bu kulaklar. 

Paleontolog ve antropolog Pascal Picq'in  ''insan, düşünen tek hayvan değildir, ama bir hayvan olmadığını düşünen tek hayvandır.'' sözü  adeta anlam buldu benim için.
Aristotalesimizin de insanı siyasi bir hayvan olarak nitelendirdiği geçti aklımdan.

Duyduğum tam olarak şuydu "YA ÖFF PAZAR PAZAR NERDEN ÇIKTI ŞİMDİ BU PATLAMA NE GÜZEL KAFA DİNLEYECEKTİK"
Dedim senin ben insanlığına tüküreyim.  Kimse benden böyle bir tepki beklemiyordu sanırım. Herkes donup kaldı. Biri çıkıp ne biçim konuşuyorsun diyebildi. Zaten o güne kadar dolmuşum. İnsanlığınızın Allah belasını versin gazeteciliğinizin belasını vermiş zaten diyip çıktım. Tarih 13 Mart 2016'ydı. 37 can yitip gitmiş , 125 can yaşam mücadelesi veriyordu. Ama umurlarında değildi. O insanları ve geride kalanları düşünmüyorlardı. Düşünmedikleri zaman ise hayvandan bir farkları kalmıyordu...