HIKAYE

Siz Hiç Evli bir Kadına Aşık Oldunuz mu ? Part 18- Otel

Author

Her şeyi düzeltmek ümidiyle geldiğim otelde her şey çok daha saçma haller alacaktı. Check-in işlemlerimizi yaptıktan sonra odamıza geçtik. Fakat buna oda demek biraz ayıp olurdu. Daha önce suit oda görmüşlüğümüz mü vardı ? Bu bildiğin 2+1 bir daireydi. İstanbul'da insanlar bundan daha küçük evlerde 4-5 kişi yaşıyor.

Otele tek kapıdan giriş mevcut fakat girişten sonra A blok ve B blok olmak üzere ayrılmış iki binası var. Yemekhane, bahçe, bar, disco vb diğer kısımlar ortak olarak kullanılmakta. Bizim odamız B bloğun en üstü olan 5. kattaydı. Aramız kötü olmadığı dönemlerde Haria ile konuşmalarımızdan onun otele girişi 5-6 gibi yapacağını biliyordum. Zaten geldiğimizde de şöyle bir göz attım Haria'yı görememiştim. İnsanlar yeni yeni giriş yapıyordu otele. Odamıza çıktıktan sonra beraber geldiğim arkadaşım ( Hikayenin devamında kendisini Clifford olarak isimlendireceğim ) yolda planlarını yaptığı spa-sauna olayları için çoktan hazır olmuş.  Kafamda bin bir türlü tilki dolaşırken pek zevk-i sefa yapabilecek durumda değildim ama benimle o kadar yolu gelmiş adama da tek git demek doğru olmazdı. Zaten henüz Haria'da yoktu Gidelim de Clifford'un gönlünü de yapmış olalım dedim. Otelin en alt katında bulunan spa'ya asansörle inerken otelin tüm bahçesini görebilme şansımız oluyor. Haliyle asansörde tüm bahçeye yine bi göz attım ama Haria görünmüyordu. Havuz, hamam, sauna vs derken 2 saate yaklaşık bir zaman geçirmiştik. Akşam yemeğine hazırlanmadan önce biraz odada dinlenelim diye konuştuk. Asansöre bindiğimizde yine bahçeye göz atmak için pozisyonumu almıştım ki daha asansör düzlüğe çıkar çıkmaz bahçede Haria'yı gördüm. 5-6 arkadaşıyla beraber bir masada oturuyordu. Kızıl saçları, gözlükleri ve sigara içişiyle direk dikkat çekiyordu. Onu görür görmez dudaklarımdan ''gelmiş'' kelimesi direk dökülmüştü. Haliyle Clifford'da merak ediyordu ve hemen ''hani nerede'' diye sordu. Haria'yı kendisine göstermemle birlikte bana dönüp '' O karı sana nasıl bakmış lan'' demesi bir olmuştu. Çok açık sözlüdür dostum.

Odaya çıkar çıkmaz hızlıca üstümü değiştirip bahçeye inecektim. Büyük ihtimal bahçenin kapısından girerken Haria beni görecekti. Sonrası doğaçlama. Gerçi zaten adam akıllı neden geldiğimi bende bilmiyordum. Tek duymak istediğim Haria'nın daha önce bana yazmış olduğu ''Bitti, seni istemiyorum'' cümlesini yüzüme bakarak söylemesini istiyordum.  Aslında bu bir bahaneydi. Ben Haria ile barışmak istiyordum. Tek derdim buydu. Bir süre sonra hazırdım. Aşansörle bahçe katına inerken Haria hala aynı yerde oturuyordu. Asansör binanın iç katına açılıyordu. Küçük bir U çizip bahçeye çıkılıyordu. Haria'nın görmesi için yavaş adımlarla bahçeye doğru yürüdüm. Bahçe kapısına geldim bir kaç saniye orada durdum. Haria kapıya biraz çapraz oturuyordu. Aslında görme şansı %50'ydi fakat muhabbete daldığı için o sırada beni görmemişti. Kapıda da fazla duramazdım Haria'nın oturduğu noktaya biraz uzak ama bahçenin ortası denebilecek bi yere oturdum. Yani şöyle bir bahçeye baksa beni görmesi içten bile olmayacaktı. Fakat otelde işlerin planladığım gibi yürümeyeceği daha buradan belliydi. Haria ve arkadaşları sigaralarını içtikten sonra odalarına çıkmak için bahçe kapısına doğru yürümeye başladılar. Haria dönüp bahçeye bakmadı bile. Baktım A bloğun asansörüne bindiler. Burda da birbirimizi tutturamamıştık :) 

O sırada artık akşam yemeği saati gelmişti. Yani Haria birazdan yemeğe inmek için aşağıya gelecekti. Kat asansörlerinin hemen çaprazlarında misafirlerin dinlenmesi için birer koltuk takımı koymuşlar. Yani oraya oturduğun taktirde o asansörden inen herkes ile göz göze gelme durumu vardı. Gruff dedim kendi kendime zaten yapacak işin yok otur burada bekle. Clifford da Fenerbahçe'nin maçını izleyeceğim diye yan salona geçmişti. Oturduğum yerden hem maçı görebiliyorum hem de asansörü takip edebiliyodum. Asansör iniyor çıkıyor Haria bir türlü gelmiyordu. Bu esnada Otel iyice dolmuştu ve belli ki neredeyse herkes birbirini tanıyordu. Çünkü herkes herkesle selamlaşıyor uzun süre görüşmeyen insanların yaptığı yalandan muhabbetleri yapıyorlardı. Kurum dışından sadece 2-3 aile gelmiş çoluk çocuk oturuyorlardı. Ve tabi ki biz.

Maçın artık ilk yarısı bitmek üzereydi. Bu demek oluyordu ki ben o koltukta yaklaşık 45 dakikadır oturuyorum. Artık sıkılmaya başlamıştım ki asansörün kapısı açıldı. Haria ve bir kaç arkadaşı asansörden koridora adım atar atmaz asansörün önünde bekleyen adamları gördüler. Tokalaşma ve kısa bir muhabbet ediyorlarken Haria'nın sırtı bana dönüktü ve henüz beni görmemişti. Arkasını döner dönmez göz göze geleceğimiz çok aşikardı. Öyle de oldu. Muhabbetleri biter bitmez Haria arkasını döndü ve beni gördü. Bir saliseliğine felan göz göze geldik. Hane bir insanın silüetini görürsünüz ve o olduğunu anlarsınız ya öyle bir şey yaşadı Haria. Çünkü bi yandan yürüyor bir yandan boynu refleks olarak bana doğru dönerken o önüne bakmaya çalışıyordu. Bir an yürüyüşü değişmişti. Yemekhane'ye doğru giderken kendini lavaboya attı. Peşinden de bir arkadaşı girdi. Eminim ki biraz sonra telefonum ya çalacak ya da mesajlar gelecekti burada ne yapıyorsun diye. Beni görmesinin verdiği rahatlıkla koltuğumdan kalktım. Çok büyük işler başarmış edasıyla maçın ilk yarısını bitirmek için Clifford'un yanına doğru yürüdüm.

Telefonum ne çaldı ne de mesaj geldi. Haria hiç bir tepki vermemişti. Sonradan öğrendim ki peşinden giren arkadaşı rahat bırakmamış. Neyin var ne oldu diye başında dikilmiş durmuş. Maçın ilk yarısı bitmişti lanet bir sezon geçiren Fenerbahçemiz yine maçın ilk yarısında tat vermemişti. Biz yemeğe geçerken Haria arkadaşlarıyla bir şeyler almış masada oturuyordu. Açık büfe'den yemeklerimizi alıp Haria'ya oldukça uzak çapraz bir masaya oturduk. Aradaki mesafe uzun olmasına rağmen birbirimizi görebiliyorduk. Haria'nın hiç bir mesaj atmamış olmasına şaşırmıştım. Dayanamadım mesaj attım.

G - Afiyet olsun.

H - Size de. Hoş geldiniz.

Ortam da resmen soğuk rüzgarlar esiyordu. Haria'yı buradan görüyordum elini kolunu koyacak yer bulamıyordu. Bu beni görmenin verdiği heyecan, şaşkınlık vb bir şey değildi. Haria resmen korkmuştu. Yemekler yendi herkes bahçeye sigaraya vb yerlere kaçtı. Bu sırada Haria bana neredesin diye mesaj attı. Tam arkasındaydım. Beni görünce gel yazdı. Birbirimizi hiç tanımayan insanlar gibi yanına gittim ve bizim bloğun asansörünün önünde durduk. Kaçıncı katta odan diye sordu. Beşinci katta olduğunu söyledim ve asansöre binip 5. kat düğmesine bastım. Asansör yukarı çıkarken Haria neden geldiğimi sordu. Kimse burnundan kıl aldırmıyordu. Dik dik cevaplar veriyorduk birbirimize. Canım istedi seni görmek istedim vb cümleler kurdum. Bu sırada bizim odanın katına ulaştık. Koridor dan önce bir hol vardı ve şuan koridor da hol de boştu. Ben oda da daha rahat bir şekilde konuşabileceğimizi düşünüp odamın kapısına doğru yönelirken Haria bağırarak konuşmaya başladı. 

H - Nereye gidiyorsun !!!

G- Odaya gidiyorum.

H- Olmaz, Burada olmaz odana gelmicem.

G- Sadece konuşacağız.

H- Hayır burada konuşacağız. Ne istiyorsun neden geldin ( Haria bu esnada asansör tekrar çağırdı)

G- Mesajla yazdığını yüzüme bakarak söylemeni istiyorum. 

H- Neyi duymak istiyorsun. 

G- Bittiğini ve beni istemediğini söylemeni istiyorum.

H- Gecemi mahvettin. Buraya gelmemeliydin. Beni tehlikeye atıyorsun. 

G- Bir şeyi mahvetmedim. Sadece istemediğini söyle bitecek. Kimsenin seni tehlikeye attığı yok.

Bu sırada asansör geldi ve Haria asansöre bindi. Asansörden son cümlelerini daha da bağırarak söyledi.

H- Beni düşünmeyen birinin hayatımda yeri yok. Gruff bitti seni istemiyorum...

Asansörün kapısı kapandı ve aşağıya doğru yöneldi.

Dönüp odama geçtim. Clifford'ı aradım ve odada olduğumu söyledim. Viskiyi ve ne içersem içeyim yanında vazgeçilmezim olan tuzlu fıstığı alıp balkona yerleştim. İlk kadehimin yarısında Clifford geldi. Masaya baktı ve bir kadeh ile çantasından bir çikolata alarak masaya oturdu. Birinci kadehlerimiz bitmişti ki otelin diskosundan müzik sesi yükselmeye başladı. Belli ki eğlence başlamıştı.

Clifford ile viski'yi bitirmemize az kalmıştı ki yeter oturduk dedik ve hadi aşağıya inip eğlenceye katılalım diye konuştuk. Aşağıya indik ve diskonun önündeki barı gördük. İçkiler sınırsız ve bedavaydı. Önce birer bira alıp şirkete yeni giren stajyerler gibi neyin ne olduğunu kavramak amacıyla etrafa bakınıyorduk. Disko'ya bir sahne kurulmuş. Bir grup çıkmış sahneye vermiş müziği bir nevi konser. Millet sahnenin önünde elinde şişeler, bardaklar hem içiyor hem bağırıyor.  Bar masalarından birine biralarımızı koyduk ve Clifford saniyeler içerisinde bi yerden çerez tabağı bulup masamıza getirdi. Herkes birbirleri ile neredeyse tanışıyormuş gibi bir ortam vardı. Ki öyle bir ortam yokmuş zaten öyleymiş. Bir süre sonra bunu öğrenecektim.

Bu arada telefonuma bir mesaj geldi. Açtım baktım mesaj Haria'dan dı. '' İsterseniz aşağıya gelip beleş içkilerden içebilirsiniz.''

- Zaten içerideyiz...

Siz Hiç Evli bir Kadına Aşık Oldunuz mu ? Part 18- Otel