HIKAYE

Siz Hiç Evli bir Kadına aşık oldunuz mu ? Part 2

Author

Yemek teklifimden sonra bir takım değişiklikler görüldü kendisinde benden uzaklaştı, cevapları daha kısa istemez bi tavır almıştı. Resmen istenmediğimi hissediyordum. Ama bırakamıyordum kendisini...

Ben 3 erkek çocuğuna sahip bir ailenin en büyük evladıydım. Ve ülkedeki her büyük erkek çocuğunun babası ile yaşadığı kuşak, saltanat çatışmasını bizde yaşıyorduk. Biraz daha alevli biraz daha ciddi boyutta. Genel olarak babam şiddete yatkın biriydi. Cezai sistemini dayak oluşturuyordu. Küçükken bunları bizzat yaşadım ve annem üzerinde uygulanırken bizzat şahit olduğum bir çocukluk geçirdim. Bende ki oluşturduğu psikoloji çok değişikti. Belli bir yaşa belli bir kültüre gelene kadar dayak normal gibi görülüyordu bana. Okulda kötü not getirmek, dışarıda biri ile kavga etmek, bir şeyi bir şekilde yanlış yapmak bunlar o sistemi aktif eden unsurlardı. Annem de çocuklarım var büyüyecek diye bu sisteme boyun eğmiş bildiğiniz kendi maddi gücü olmayan bir Türk kadını. Haliyle bizler büyüdük. Başta ben ve benden 5 yaş küçük kardeşim bu sisteme karşı geldik. Benim okulu bitirip maddi gücü de elime alınca eve akan para dengesi ile değişti. Bu da babamda saltanatı kaybetme korkusunu yanında getirdi. Kendini Sultan Süleyman beni de onun yerinde gözü olan Şehzade Mustafa olarak görmeye başladı. Önceden yanlışlarını yüzüne söylemiyorduk. Tartışmaları uzatmıyorduk. Fakat bir süre sonra herşey değişti. Artık alttan alamaz haldeydik. Hiçbir şeyi oluruna bırakmıyorduk. Tartışmalarda fikrimizi direk beyan ediyor. Biz istersek oluyor. İstemezsek olmuyordu. Babama göre bu başkaldırışın sebebi bize yıllarca yaşattıkları değil. Benim başkaldırışım benim terbiyesizliğimdi. 

Bir cumartesi gecesi saat 02:00 suları. Babam sözde kahveden içmiş halde eve geldi. Kapı gıcırtısına uyanan ben o daha adımını içeri atmadan zaten gözlerimi açmıştım. Her zaman yaptığı gibi evde bi tur atarak tüm ışıkları yaktı ve yatak odasına geçti. Odanın ışığını açtı kendi kendine bir şeyler mırıldanırken annem uyandı.

A – Işıkları niye açıyorsun

B- Sus yat ağzını bilmem ne ederim…(Küfür)

Benim küfürü duymamla yatak dan fırlamam bir oldu ve üstüne yürür bir vaziyette,

-Ben sana artık küfür etmeyeceksin demedim mi ?

- Sanane kime küfür ediyorum

-Anneme ediyosun kime ediyosun…

Diye başlayan tartışma. Evde kardeşlerimin kalkmasıyla önce aile içi büyük bir kavgaya. Sonra babamın eline geçen her şeyi bize fırlatıp saldırmasıyla ve kavganın saatlerdir sürmesine dayanamayan 20 dairelik apartmandaki komşuların 7-8 dairenin bize inmesiyle fiziki müdahalesi anca durulan bir kavga boyutuna geçti. Artık saat sabahın 6’sı gibiydi. Arbede sırasında annemi ayağı incinmiş kadın ayağına basamıyordu. Olaylar biraz yatıştı annemi aldım sabah 6 gibi hastaneye götürdüm. Ayağını alçıya aldılar. Bilmem kaç gün kalacak alçı dediler. Eve döndüğümde saat 7’yi geçiyordu.

1-2 saat uzandım. Uyudum uyandım hiç bilmiyorum. Artık dayanamayacağım dedim kendime. Babamın en istemediği şeyi yaptım. Çünkü babam dışarıdan millete çok iyi görülen çok efendi çok cana yakın ağzından bir kötü söz çıkmayan adamdı. Cidden de öyledir. Evin içinde haberleri izlerken ana avrat söven adam eş dost içerisinde ne olursa olsun ağzından bir kötü söz çıkmazdı.

Aradım sülale büyüklerini. Amcalar, halalar, dayılar vb. Dedim gelin size konuşacaklarım var. Bunu duyan babam baktı ben gözümü kararttım her şeyi anlatacağım. Delirdi nasıl saldırıyor. Nasıl sövüyor. Rengi benzi değişti adamın. Akrabalar geldi. Baştan başladım anlattım her şeyi. 7 yaşından 28 yaşına kadar neler yaşadıysak evde küfüründen tutunda annemin ben daha 12 yaşında ayaklarımın dibinde dayaktan bayılmasına kadar her şeyi anlattım. Millet şokta inanmak istemiyorlar. Aslında inanmazlardı da ama ben olayları anlatırken bile babamın milletin içinde bana saldırmasından dolayı gördüklerine şok olan insanlar bu saldırganlığın sebebinin benim doğruları söylediğim olduğunu anlayabiliyorlardı. Zaten o zamana kadar ki aile içi küçük çatlaklıklardan haberi olan büyükler görmezden geldikleri bazı şeyleri artık gizli tutmayacağımı açığa vuracağımı anlayıp usul usul dinlediler. Olay sonunda anneme ev tutup onu alacağımı. Boşanacaklarını ve boşanma esnasında en ufak bir taviz vermeyeceğimi tek mal varlığı olan evin de satılıp yarısını annemin alacağımı üstüne basa basa söyledim. Bunları duydukça babam deliriyor. Gerçek yüzünü etraftakiler de görüyordu.

Olayların sonunda. Ben, annem ve küçük kardeşim dayımlara geçtik. Ortanca kardeşim ise iş sebebinden dolayı o muhitten ayrılamadı ve bir arkadaşının yanına geçti.

Olayların bundan sonraki kısmı başka bir hikayenin konusu. Ama bu hikayede bu geceyi anlatmadan geçemeyeceğim için paylaşmak zorunda kaldım. Asıl hikayeye dönecek olursak…

Bu olaylar ile beraber sebebini bile bilmediğim Haria’dan hissettiğim soğukluk uzaklık beni ayrı yıpratıyordu. Hallbuki acayip şekilde desteğe ve birisine ihtiyacım vardı. Olayları en ince detayına kadar ona anlatmıştım. Sadece sakin ol sakin kal diyordu. Galiba inanmıyor diye düşünmüştüm o zaman. Neden böyle bir yalan atacaksam. Halbuki o zamana kadar kendisi söylemişti bana babam ile aramın iyi olmadığını görebiliyor. İçimi okuyabiliyordu.

Ertesi gün oldu haftanın ilk mesai günü çalışması. Haria ile soğuk soğuk mesajlaşıyorduk. Birden bana bir mesaj attı. ‘’Gruff ben artık seninle görüşmek istemiyorum. Aslında dün söyleyecektim de sizinkiler ile sorun olunca söyleyemedim bu güne kaldı…’’

Kendimi daha önce hiç bu kadar kötü hissetmemiştim. Bitirmek istemesi değildi canımı yakan. Son mesajı dağlamıştı yüreğimi. Dün söyleyecekmiş resmen acımış bana. Üzülmeyeyim istememiş. Bu gün de her şey bitti her şeyi atlattık şimdi yol veriyordu bana. Ne kadar da düşünceliydi…

Siz Hiç Evli bir Kadına aşık oldunuz mu ? Part 2