HIKAYE

Siz Hiç Evli bir Kadına aşık oldunuz mu ? Part 7-Hüzün

Author

Haria'nın odasına girdiğimde saat 02:30 civarıydı. Sanırım 04:30 - 05:00 arası uyuya kaldık. Yaşanılan şey sex diye 3 harfle ifade edilebilecek bir yaşanmışlık değildi. Bu iki insanın aşkı yaşayabileceği en uç noktaydı. Bu birbiri için yaratılmış doğru bedenlerin yanlış zamanda buluşmasıydı.

Saat 09:00 Haria'nın kollarının arasından kalkmak zorundaydım. Telefonun alarmına Haria'da uyandı. Kısa süren bir duş ile kendime geldim. Haria yarı uyur yarı uyanık beni bekliyordu. Duştan çıktığımı görünce oda yataktan kalktı. Dün geceki kapalı mekanlarda içilen sigaralar yüzünden üzerine sigara kokusu sinen kıyafetlerimi o an kendimden nefret ederek giyindim. Canım hiç gitmek istemiyordu fakat 10:30 da bir sınavım vardı ve girmek zorundaydım. Haria'ya bunu daha önceden söylemiştim. Fakat o gün ben o kapıdayken bana inanmayan gözlerle bakıyordu. Ona göre ben o gece istediğini almış, işini bitirmiş ve şimdi de arkasını dönüp giden bir adamdım. Geri geleceğimi söyleyip yanağından koklayarak bir öpücük aldım. İnanmayan gözlerle beni uğurladı. Zaten daha sonra da kendi itiraf etti. Döneceğime ihtimal dahi vermiyormuş. Yaşandi, bitti diye düşünmüşüm ona göre.

Bu arada Haria'nın iş için geldiği seminerin pazar günkü ayağı iptal edilmiş. Ve bu iptal cumartesi kendilerine bildirilmiş. Haria'nın dün yaptığı ve o an anlamlandıramadığım otel değişikliği bu yüzdenmiş. Yani Haria istese dün akşam otobüsüne binip gidebilirdi. O gece benim için kalmıştı. Ta ki ileride başka bir gerçeği öğrenene kadar ben öyle sanıyordum...

12 gibi sınavım bitti. Haria ile konuştum Taksim'de alışveriş yapıyordu. Saat 5'de dönüş için otobüsü vardı. Yanına gittiğimde şaşırmıştı ve mutlu olmuştu. Canımızı sıkacak konulardan hiç konuşmadık. Sadece anın tadını çıkarıyorduk. Yan yanayken gülüyorduk eğlenebiliyorduk. Çocuklardan farkımız yoktu. Sadece babası konusunda yalan söylediğini bildiğimi belirttim ve bu konu üzerinde de durmadık. O an hiç birşey umurumda değildi. Yemeğimizi yedikten sonra Kahve içmesi için bi mekana girdik. Ben ömrüm boyunca kahve ve kahve türevlerini içmemiş adamımdır. Okuduğum üniversitelerde sınav haftaları millet uyumamak için boy boy kahveler içerken ben kafein ihtiyacımı kola ile karşılıyor öyle uyumamayı başarıyordum. Fakat o gün Haria ile kahve içmek istedim. Ona eşlik etmek bana mutluluk verecekti. Bardaki elemana en tatlı neyin var dedim. White chocolate mocha tavsiye etti. Dedim yapıştır orta boy bi tane. Erkeğiz ya elimize küçük boy yakışmaz tabi ki orta boy alıyoruz. Servis saati yaklaşıyorduk. Kayda değer şeyler konuşmadık. Tahmin ettiğim gibi mocha'yı içemedim ve gitmek için kalkarken mocha'nın yarısı doluyken devirdim. Devirmemizle orayı terketmemiz bir oldu. Eminim ki arkamızdan çok küfür yedik :)

Taksim meydanından The Marmara otelinin önünden ilerleyip Vakıfbank'ın köşesinden dönüp kendinizi yokuş aşağıya doğru bırakın ve biraz ilerde sol tarafınızda vedalaşma istasyonlarını görebilirsiniz. Otobüs firmalarının bayileri oradadır. Ve şehri terk etmek isteyen herkes orada toplanır. Haria'da birazdan bu şehri terk edecekti. Ve bir sonraki görüşmemiz ancak Ocak ayının sonuna doğru olacaktı. Yani ancak 2 ay sonra. Saat 4'e doğru servisi geldi. 24 saat önce yüz yüze gelmiş iki insan gibi değildik. Sarıldık birbirimize. Bu sefer Haria arkasını döndü ve otobüsüne doğru ilerledi. Her adımında kalbim biraz daha kararıyordu. Olduğum yere çökmek istiyordum.

 Haria otobüse bindi. Otobüs hareket etti. Haria gülümsedi. Haria camdan el salladı. Haria gitti...

İndiğim yokuşu başım aşağıda yukarı doğru çıkmaya başladım. Bi an aklıma atlayıp Alibeyköy otogara gidip Haria'ya sürpriz yapmak geldi. Anında vazgeçtim. Bir vedayı daha kaldıramazdım. Yokuşu bitirdiğimde karşımda bir çöp kutusu vardı. Cebimdem Haria için yazılı olan defterimi çıkarttım. Yırtmaya başladım. Neredeyse tüm sayfalarını küçücük parçalara ayırıp çöpe attım.

Taksimden eve gitmem yaklaşık 1,5-2 saatimi aldı. Eve girince kendimi yatağa attım. Düşünmeye başladım. Akşam eşinin yanında olacağı geldi aklıma. Onunlayken bu gerçeği resmen unutmuştum. Kendime binlerce kez küfür ettim. Yaptığımıza kızdım. Bencilliğimize sövdüm. Yavaş yavaş bu defteri kapatırız herhalde dedim.

Yanılmışım, defter daha yeni açılmış...