Biyoçeşitlilik Nedir? Sebepleri ve Tehlikeleri ile Biyolojik Çeşitlilik Kaybı

PınarHanım
Author PınarHanım
Büyük Meseleler
Collection Büyük Meseleler
Biyoçeşitlilik Nedir? Sebepleri ve Tehlikeleri ile Biyolojik Çeşitlilik Kaybı

Birleşmiş Milletler'in çalışmasına göre, gıda üretiminin temeli olan bitki ve hayvan türleri, doğal yaşam alanlarının daralması, yaşadıkları bölgedeki türlerin sayısı ve tür içindeki çeşitliliğinin azalması tehtidiyle karşı karşıya. İklim değişiklikleri sebebiyle, biyolojik kaynaklar ve temiz su kaynakları üzerinde oluşan baskı, sulak alanlar ve fiziksel çevrelerinin değişmesi canlı türlerinin yok olmasında en büyük rolü oynuyor. Kritik türlerin kaybedilmesi, gıda sistemimizin geleceğini ciddi tehdit altında tutuyor. Çalışma, arazi kullanım değişiklikleri, çevresel kirlilik ve iklim değişikliğinin biyoçeşitlilik kaybına neden olduğunu söylüyor. Bilim adamları, canlı dostu politikalar artarken, bu politikaların yeterince hızlı kabul görmediğini söylüyor. Raporu 91 ülkede toplanan verileri kullanarak bir araya getiren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’ne göre çalışma, türünün ilk örneğini oluşturuyor.

Biyoçeşitlilik Nedir?

Bu çeşitlilik, temel olarak, bize gıda, yakıt ve giyecek sağlayan hem vahşi hem de evcil bitkilerin, hayvanların ve diğer organizmaların çeşitliliğidir. Ayrıca, arılar ve diğer tozlayıcılar gibi temel hizmetleri sağlayan organizmaları ve toprakları verimli tutmak ve havayı ve suyu arıtmaya çalışan solucanlar, mangrov ormanları, deniz otları ve mantarlar gibi organizmaları içerir.

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Raporu

Dünyanın Gıda ve Tarım Biyoçeşitliliği adlı rapor iki önemli mesajı vurgulamaktadır.

Birincisi, dünya 2050 yılına kadar yaklaşık 10 milyar insana ulaşması beklenen, büyümekte olan nüfusu beslemek için daha az sayıda gıda maddesine güveniyor. Gıda için yetiştirilen 6.000 bitki türünden sadece dokuz tanesi toplam ürün üretiminin % 66'sını oluşturuyor. Dünyanın hayvancılık üretimi (et, süt ve yumurtaların büyük çoğunluğunu sağlayan) yalnızca bir avuç, yaklaşık 40 türe dayanmaktadır.

İkinci kilit nokta ise, gıda ve tarımı destekleyen bu türlerin çoğunun geleceği tehdit altında veya sayılarının gittikçe azaldığı görülüyor. Bitkiler, balıklar ve memeliler başta olmak üzere binden fazla vahşi hayvan türü hızlıca yok olmakta. Yiyeceklerimiz artık “ciddi tehdit” altında.

Biyoçeşitlilik, küresel gıda güvenliğini korumak, sağlıklı ve besleyici diyetleri desteklemek, kırsal geçim kaynaklarını iyileştirmek ve insanların ve toplulukların dayanıklılığını artırmak için kritik önem taşıyor. Biyoçeşitliliği sürdürülebilir bir şekilde kullanmamız gerekiyor, böylece artan iklim değişikliği ve küresel ısınma zorluklarına daha iyi cevap verebiliriz ve çevremize zarar vermeyecek şekilde yiyecek üretebiliriz.

Biyoçeşitlilik Kaybının Gıda ve Tarım Açısından Tehlikleleri

Çalışmaya göre, biyolojik çeşitliliğin olmaması gıda üretimini hastalık salgınları ve zararlı böcekler gibi şoklara karşı daha savunmasız bırakabilir.

Rapor 1840'lı yıllarda İrlanda’da yaşanan patates kıtlığı gibi en kötü senaryolarda neler olabileceğinin altını çiziyor. İrlandalı çiftçiler topraklarını çoğunlukla kiralarını ödeyebilmek amacıyla tahıl yetiştirmek için kullandıkça, temel kazanç kaynakları olan patatese bağımlı hale geldiler. Ve çiftçilerin çoğu sadece patates ekimine yöneldi. 1840’lı yıllara gelindiğinde bir mantarın yol açtığı bir hastalık, birkaç yıl üst üste patates mahsulünü tahrip ettiğindeyse, 1 milyon insanın açlıktan ve hastalıktan ölümüne yol açtı. Rapor, İrlanda patates kıtlığına ve Amerika Birleşik Devletleri 'ndeki 20. yüzyılda tahıl mahsullerinin bozulmasına değinerek, gelecekte bundan daha fazlasını beklememizi istedi.

Çoğunlukla, sorun şu ki, tek bir çeşit patates veya şeker kamışı olan mono kültürlere güveniyoruz, bu da büyük bir risk. Bu, tek bir hastalık salgını ya da iklim değişikliğinin dünyanın gıda arzının büyük bölümünü silebileceği anlamına geliyor. Dünya geçmişte olduğundan daha fazla yiyecek üretse de, sürekli genişleyen mono kültürlere güveniyor. Eğilim ‘tek biçimlilik’ yönünde ilerliyor. Bitkisel üretimin üçte ikisi sadece dokuz türden (şeker kamışı, mısır, pirinç, buğday, patates, soya fasulyesi, hurma yağı meyvesi, şeker pancarı ve manyok) gelirken, kalan 6.000 ekili bitki türünün çoğu düşüşte ve yeni vahşi gıda kaynaklarını bulmak da zorlaşıyor.

Tüketiciler alışverişe çıktıklarında henüz bir etki görmediyse de, raporun yazarları bunun değişebileceğini söyledi. Süpermarketler yiyecekle dolu, ancak çoğunlukla diğer ülkelerden ithalat yapılıyor ve çok fazla çeşit yok. Az sayıda türe olan güven, hastalık salgınlarına ve iklim değişikliğine daha yatkın oldukları anlamına gelir. Yiyecek üretimini daha az dirençli hale getirir.

İleriki yıllarda yaşanabilecek büyük bir kıtlık durumunda hiçbir şey günümüzde tahmin edilemese de, yapılan yeni bir çalışma biyoçeşitlilik kaybının insanların yaşamlarını ve beslenmelerini etkilediği birkaç örneği vurgulamaktadır.

- Gambiya, büyük miktarda doğal gıda kaybından sonra, halkını beslenebilmeleri için endüstriyel olarak işlenmiş gıdalara yönelmeye zorlamaya başladı.

- İrlanda, Norveç, Polonya ve İsviçre dâhil olmak üzere birçok ülke, bombus arılarının azaldığını bildirdi.

- Umman'da, iklim değişikliğine bağlı aşırı sıcaktan kaynaklanan tozlayıcı varlıkların kaybı sonucunda, incir ve meyveler de dâhil olmak üzere gıdaların azaldığını görülmüştür.

- Mısır, artan okyanus sıcaklıkları nedeniyle balıklar kuzeye göç ettiği için balıkçılık endüstrisinin zarar göreceğinden endişe duyuyor. 

Biyolojik Çeşitlilik Kaybının Sebepleri

Raporda, biyolojik çeşitlilik kaybının birkaç önemli nedeni veya itici gücü olduğu belirtiliyor. Başlıca sebepler; arazi ve su kullanımı ve yönetimindeki değişiklikler, çevresel kirlilik, toprağın aşırı kullanımı ve aşırı hasat, iklim değişikliği, hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşme. Peki, bu durumu nasıl yarattık? Öncelikle, ilk etapta yiyecek üretmeye dair umutsuz çabalarımız yüzünden. Mahsul tarlalarına yer açmak için ormanlar kesilmekte ve tarlalara sızan ve arılar, kuşlar ve yarasalar gibi hayati tozlayıcıları öldüren böcek ilacı ve herbisitler mahsullere püskürtülmektedir. Tarlalara yer açmak için ağaçların ve büyük bitkilerin kesilmesi de sel riskini arttırır.

FAO raporunu koordine eden Julie Belanger, "Tropikal ve alt tropik bölgelerde, geniş ölçekli tarım sebebiyle 2010-2015 yılları arasında orman kaybının % 40'ı bulduğunu görüyoruz" dedi. Yani sadece 5 yıl içinde tropikal bölgelerde ormanların neredeyse yarısı, yeni tarım arazileri açmak için yok edildi.

Dünya genelinde durum endişe verici görünüyor. Habitat tahribatından, kimyasal kirlilikten ve istilacı türlerden kaynaklanan yüksek biyolojik çeşitlilik kaybı oranları, iklim değişikliği ve artan insan nüfusunun bir sonucu olarak önümüzdeki 30 yılda hızlanacaktır. 2050'de Afrika'nın kuşlarının ve memelilerinin %50'sinin yok olması ve Asya balıkçılığının tamamen çökmesi bekleniyor. Bitkilerin ve deniz yaşamının kaybı, Dünya'nın karbonu absorbe etme yeteneğini azaltacak ve kısır bir döngü yaratacaktır. Bir kez kaybolduktan sonra, gıda sistemlerimiz için kritik olan türler ise geri kazanılamayacak. Bu, yiyeceğimizin ve çevrenin geleceğini ciddi tehdit altında bırakıyor.

Sürdürülebilir Kalkınma ve Biyolojik Çeşitlilik

Evet, hazırlanan raporda, "biyoçeşitlilik dostu uygulamalar" olarak adlandırılan yeni çözümlerden de bahsedilmektedir. Rapor eden ülkelerin yaklaşık % 80'i bu yeni çözümlerden birini veya birkaçını takip ettiğini söylüyor. Bazı örnekler:

-Arjantin'de yaklaşık 560.000 ev bahçesi ve 12.000 okul ve toplum bahçesi oluşturulmuş ve bu şehir içi bahçelerden yaklaşık 2,8 milyon kişiye gıda sağlanmaktadır.

-Kaliforniya'da, çiftçiler artık, pirinç tarlalarını yakmak yerine, hasat sonrası sular altında kalmasına izin veriyor, 111.000 hektar sulak alan ve 230 kuş türü için alan açılıyor.

-Gana'daki çiftçiler, tarla kenarlarına çok miktarda nektar üreten manyok bitkileri ekiyor, arıları ve diğer türleri çekerek daha yüksek verim elde ediyorlar.

Ülkelerin dünya genelinde sürdürülebilir gıda üretimine katkıda bulunan uygulamaları gittikçe daha fazla benimsediklerini görmek çok olumlu. Ancak bunlar çok yaratıcı çözümler olmasına rağmen, FAO'ya göre sorun, bu değişikliklerin yeterince hızlı gerçekleşmemesi.

Biyolojik Çeşitliliğin Korunması için Ne Yapabilirim?

Birçok çevre sorunuyla ortak olarak, tüketicilerin değişimi yönlendirmek için muazzam bir gücü var.

FAO halkın, örneğin çiftçilerin pazarlarında daha sürdürülebilir şekilde yetiştirilen ürünleri tercih edebileceğini veya sürdürülemez olduğu görülen yiyecekleri boykot edebileceğini söylüyor. Vatandaşlar bilim adamlarıyla beraber çalışabilir. Gönüllü olarak çalışan insanlar biyolojik çeşitliliğin izlenmesi ve koruma çalışmaları için el ele verebilir. Böyle çalışmalar birçok ülkede çok önemli bir rol oynuyor. Ekosistemlerin çöküşünü tartışmak için kilit bir uluslararası konferans yerine, tüm ülkelerdeki insanlar 2020 yılına kadar hayati önem taşıyan böcekleri, kuşları, bitkileri ve memelileri korumak için iddialı küresel hedefler oluşturma konusunda hükümetlerine baskı yapabilir.

Biyoçeşitlilik kaybı sessizce ilerleyen bir katil gibi. İnsanların günlük yaşamdaki ısı artışı gibi etkileri hissettiği iklim değişikliğinden farklı yönleri var. Biyoçeşitlilik kaybı, ne olduğunu hissettiğinizde çok geç olabilir. 

Be the first to like it!

Comments

avatar

People also liked

Related stories
1.How I Never Let Time Defeat My Spirit
2.Have You Tried the Lip Smacking Broccoli Cheese Balls Yet?
3.Tech Giants' Tyranny: Google Is Developing a Censored Search Engine for China
4.Kit Harington and Emilia Clarke  
5.Being Vegan Might Be Ethical, but It Is Unhealthy
6.Nigel Farage and Mitch Feierstein Discuss Censorship by Twitter, Facebook, & Google
7.Keto Fast Food in 10 Questions
8.Anti-Semitism, Ilhan Omar, and the U.S. Congress 
9.Body Painting Art
10.Does Jason Witten still have it?
500x500
500x500