DIĞER

Veliye sesleniş – 2: Aile bireylerinin temel ihtiyaçları

Author

Bireylerin bir arada mutlu ve huzurlu yaşayabilmesi için kendi gereksinimlerini karşılayabilecek pozisyonda olmaları gerekmektedir. Bireyin kendisini tanıma gayreti, aile içi iletişimin kuvvetlenmesini sağlar. Bir aile ortamının olmazsa olmazı temel gereksinimlerimizi, daha faydalı iletişim kurmak adına gelin birlikte inceleyelim.

 Veliye sesleniş – 2: Aile bireylerinin temel ihtiyaçları

- Değerli olma duygusu

Aile içindeki etkileşim, çocukları ya ‘’Ben değerliyim.’’ ya da ‘’Değersizim.’’ duygusuna götürür. Bu duygu aile içinde yeterince tatmin edilmezse, çocuk her türlü davranışla bu duyguyu başka bir kaynaktan elde etmeye çalışır. Ergenlik dönemindeki çocukların çeteleşmesi ve kendilerini bu ortamda kabul görür hissetmeleri, bir anlamda kendilerini önemli görmeyen ailelerine bir tepkidir.

- Güven ortamı

Aile ortamı içerisinde bireyler güvende olduğu ve dışarıdaki tehlikelerin bu ortama giremeyeceği duygusu; aile oluşturma isteğinin temel gereksinimidir. Eğer çocuk kendisini aile ortamı içerisinde güvende hissetmiyorsa başka bir güvenli bölge arayışını girer ve zamanla aile ile olan bağları kopar.

- Dayanışma duygusu

‘’İnsan topluma doğar.’’ düşüncesiyle birey kendisini değerli ve güvende hissedeceği bir ufak topluma ihtiyaç duyar. İçgüdüsel olan bu tavrın altında, insanın her şeye tek başına yetememe duygusu yatar. Toplum içinde de devamlı olarak bu dayanışma duygusuyla hareket ederiz. Aile içinde diyaloğa dayalı güven ve dayanışma varsa; birey karşılaştığı stres ve olumsuz olaylar karşısında yıkıcı etki almaz. Fakat ebeveynlerin dayanışma içinde olma mantığı, çocuğun üstesinden gelmesi gereken konuları da ortadan kaldırmak üzerine olmamalıdır. Yumurtanın kabuğunu kendi kırarak güçlenen civciv gibi, makul seviyedeki olumsuzlukları çocuğun kendisinin halletmesi gerekir.

- Sorumluluk duygusu

Ailenin temel taşları olan anne ve baba; çocuk için sorumluluk modelidir. Bir ev içersinde sadece bu iki temel taş değil, herkes sorumluluk duygusunu paylaşmalıdır. Burada önemli olan husus çocuğa yaşı gereğince sorumluluk verebilmek ve kararını tutturabilmektir. Yaşıtlarının örnek verilerek kıyaslanması da en yapılmaması gereken tutumdur. Sorumluluk öğrenilmekten ziyade kaçınılmaya dönüşebilir.

- Zorlukların üstesinden gelmeyi mücadele ederek öğrenme

Bir güçlük karşısında yardım almayı bilmek ve mücadele esnasında sorumluluk almayı başarmak sadece çocuklar için değil yetişkinler için de güç bir konudur. Hemen öğrenilmesi de neredeyse imkânsızdır. Çocuğun zorlukların üstesinden mücadele ederek gelmesini sağlayabilmek için özellikle ergenlik döneminde bazı sorunlarla baş başa kalmasına izin vermeliyiz. Bu izin o kadar kararında olmalıdır ki, çocuk ne tamamen yalnız ne de bağımlı hissetmelidir.

- Kendini gerçekleştirme ortamı

Günümüz çocukları geçmiş kuşaklara baktığımız zaman oldukça girişken ve öz güvenliler. Bu araştırma ruhunun ve merak duygusunun kaybolmaması için çocuğun yaratıcılığı desteklenmelidir. Sorumluluk, dayanışma ve güven unsurlarının bulunduğu aile ortamı mutlu aile ortamını da beraberinde getirir. Çocuğun kendine olan öz güveninin gelişmesi ve oturması adına; hobileri, merak ettiği alanlarla ilgilenilmeli, desteklenmelidir.