HIKAYE

Tanrı Bile İsa'ya Kızıyordu. Benimle Arkadaş Diye..

Author

Günlerden pazar.
Tam kilisenin önünden geçiyorum.
Uzun zamandır görüşmedik diye geldi aklıma.
Acaba isa var mıydı ?
Son zamanlarda bi balıkçı meyhanesine dadanmıştı. Yunan asıllı bi Tanrıçaya meftun olmuş.
Öyle duydum bi kaç yerde.
Rivayettir dedim.
İçmeye gidecek bahane buluyordur.

Elimde mumlar girdim kiliseden içeri.
Baktım orada.
Günah çıkarma kabininin sağ arka köşesinde.
Her zaman ki yerinde.
Usul usul yanaştım yanına.
Göz göze geldik önce.
Solunda ki tabureyi uzattı.
Aldım.
Oturdum.
İlk o konuştu.
-Noldu yine
+Her zaman ki şeyler, dedim her zaman ki şeyler..
-Anlat, dedi.

Anlattım..

Kederlendi.
Mahzenin anahtarını verdi.
Gittim iki şişe şarap aldım biri kırmızı biri beyaz.
Hani kalite şarap yani taa Milattan önce 12'de falan şişelenmiş.
Yıllanmış , Asırlanmış hatta.
Aldım geldim kutsal kaseyi.
Doldurdum şarabı bi yudum isa içiyor bi yudum ben.
Yanındada inceden bi fransız peyniri.

Dedi İsa ; Sevemedim şu peyniri yaa.

Dedim nankörlük etme bunu bulamayanlarda var.

Haklısın dedi.

Anlatmaya devam ettim.

Tabii biz zuladayız köşede.
Kimse görmüyor bizi Tanrı'dan başka.
Ondanda gizlimiz saklımız yok zaten.

Herkes dua ediyor.
Herkesin derdi, dileği bambaşka.

İsa dedi ki ;
Senin derdin ne insanların derdi ne farkında mısın ?

Benim derdimi insanlar anlamıyor ki dedim.

Bi an durakladı.
Onun insan olmadığını yüzüne vurdum zannetti.

Oysa o ne kadar insan değilse, bende o kadar insan değildim.
O Tanrının oğluydu insan olmak istiyordu.
Ben insan oğluydum Tanrı olmak istiyordum.
Aramızda ki tek fark buydu.

Sen anlat dedim.
Meyhaneye dadanmışsın. Birini seviyormuşsun.

Meyhanede dadandım bu doğru.
Ama yukarda Tanrı şahit sevmek yok dedi.

İnsan babasına ismi ile seslenmez dedim.

Bu biraz daha kederlendi.
Uzattı elini kutsal kaseye.
Derin bir yudum aldı.
İçim ürperdi.

Neden insanoğlu sevemiyor, diye sordu.
Ben seni seviyorum, dedim.
Teşekkür etti.

Ben sordum bu sefer
Neden insanlar beni sevmiyor, diye.
Bilmem, dedi.
Belki sevmeyi bilmiyorlardır.

İnsanlar anlamadığı şeyi sevmez, dedim.
Beni sevmiyorlarsa bende anlamadıkları birşey var demektir.

Benimde babam yok, dedi.
Benide bu yüzden sevmediler belkide.
Anlamadıkları için.

İkinci şaraba geçtik.

O sırada Meryem ana geldi.

Nasıl asık suratı, sinirli , agresif.
Döndü dedi isa'ya ben seni bugünler için mi doğurdum besledim büyüttüm bir başıma.

Dedim o esnada;
-Babasız evlat büyütmek zor tabii. Babasız evlat büyütmek zor..

Duymamış gibi beni, sanki orada yokmuşum gibi davrandı.
Gitti bi hışımla. Söylene, söylene..

Döndüm İsa'ya doğru ;
İnsanların beni görmemesine, duymamasına, hiç gibi hissetmesine alıştım.
Lakin annen böyle yapınca zoruma gitti dedim.

Sen onun kusuruna bakma, dedi.
O hep öyledir.

Babana söylesen bana bi kıyak yapsa, dedim.

Ne istiyorsun, dedi.

Birazcık , birazcık sevgi, dedim.
Benim sevdiğim insanlar beni birazcık sevsin yeter, dedim..

Ne çok şey istiyorsun, dedi hafif gülerek.

Biraz sevgi çok mu ? dedim.

Biraz sevgi kimseye yetmez, o sevdi diğeride sevsin diyeceksin, bu biraz daha fazla sevsin, diğeri kendinden çok sevsin.
Sevsin, sevsin, sevsin diyeceksin, dedi.

Demeyeceğim , dedim.

Diyeceksin, dedi..

Misal "Meltem" dedim.
Meltemi seviyorum ben.
İçim yanarken biraz es'se yeter dedim.
Fazlası tozu dumana katar.

Katar , dedi.
Tozu dumana katar..

Güldü. Anlamış olmalıydı.

Nede olsa yarı Tanrı idi.

Bir ses geldi.
Sinirli ama acıyan bir sesti bu.

Sana ben bile katlanamıyorum !!!

Babam bu dedi İsa.
Anladım, dedim.

Sana ben bile katlanamıyorum,
insanlar nasıl katlanacak.
Seni ben bile sevmiyorum,
insanlar nasıl sevecek..

Sinirli ve acıyan bir sesle.

İsa döndü bana.
Bugünlük bu kadar yeter dedi.
Sanırım onada kızmıştı babası benimle muhabbet ettiği için.

Teşekkür edip kalkarken sessizce son birşey soracağım dedim.

Şu plastik çiçeklere kafan bozulmuyor mu ?
Eğer gerçeklerini yapan ben olsaydım çıldırırdım !!

Gök gürültüsü gibi bir sesle kapıdan çıktım.
Bi anda gökyüzünde şimşekler çakmaya, gök delinmiş gibisine yağmur yağmaya başladı.

Tanrıyı kızdırmış olmalıyım, diye düşündüm.

Paketten bi sigara çıkardım.
Yaktım.
Yürümeye devam ettim.

Kulaklarımda o cümleler yankılanıyordu.

Sana ben bile katlanamıyorum,
insanlar nasıl katlanacak.
Seni ben bile sevmiyorum,
insanlar nasıl sevecek..

Bu cümleleri sinirli ama bir o kadarda acıyan bir ses tonu ile duymuştum.

Sigara yağmurdan ıslanmış neredeyse sönecekken. Elimle siper etmek geldi aklıma o sırada bi el dokundu omzuma.

-Tanrı herkese sinirlenir ama çokaz kişiye acır.
Kaybetmişsin sen- diye bir ses duydum.

İsa olmalıydı bu.
Takip edemedim ama büyük ihtimal yine o balıkçı meyhanesine gidiyordu..

Tanrı Bile İsa'ya Kızıyordu. Benimle Arkadaş Diye..