EDEBIYAT

SÖYLEYEMEDİKLERİM

Author


Bu gökyüzü hiç eksik olmuyor başımdan. Ya gitmek istiyorum bir yerlere ya da kök salıp toprağa koca bir sedir gibi kalmak istiyorum olay mahalimde. Bu aralar çok yağmur yağmaya başladı. Şiddetli yağıyor ama köşe başında kalbi kırılan çocuk kadar kırılmadi şemsiyeler. Bir ucuz şarap daha türbişonsuz açıldı, içine itildi tıpa, öyle içildi ve sigara yakılmadı o sabah gün doğarken. Ben ellerime baktım ellerim yoktu. Gitmek istiyorlardı kaç zamandır gittiler. Duvarlar yıkıldı, bir şehir betonlaştı boğazına kadar, sular akmadı hiç. Keskin sirke küpüne zarar dediler, keskin sirke, küpüne zarar. Ne sirkeydi ne de küptü gecelerimi ikiye bölen bıçak kadar keskin olan. Cümlelerimi bitiremeden biten bir yol kaldı aklımda, yol da sayılmaz belki.

O gece bir salıncağa ağaç kurup ağaçlanmıştım. Düşmedim ilk defa. Tanrının kudretli elleri varmış belki de o tuttu beni de sağ çıktım sabaha. Bir fahişe söylemişti yalan olmasın, sigarayı sigara yapan onu tutan ve de dumanını yutan erkektir. Biraz hizaya geldiysem de sol gözüm kısıktır, ya da biraz sağırım yutarım kelimeleri konuşurken. İyi çiğnemediğim için de kilo alırım. Genelde sarhoşken aldığımdan pek fiyat da sormam.

Bir dilencinin yanına oturup ne satıyorsun diye sordum. “Dua” dedi. Allah’ı olanlar üç beş atıyor karnım doyuyor. “Ee olmayanlar?” demişim bir anda ki ben içimden konuştuğumu düşünüyorum. “Olmayanlar benden beter.” dedi.

Biraz konuşsam ellerim kanıyor. Sussam içimde büyük bir kara delik. Bir inşaat var kafatasımın içinde, beynim restore ediliyor. Dedim ki madem restore edeceksiniz yıkıp sıfırdan başlayın bu aralar restorasyonun manası değişti, şimdi bu moda nasılsa.

Ne resimde görülen kadının gülemeyişi düşündürür beni ne de yapılan kazada açılmayan hava yastığı. Bir ara Edip Cansever düşündürdü sonra o da moda oldu düşünmeye gerek kalmadı. Bir kadının gülemeyişi dediysem aslında hüzünlenemeyişinden de bahsediyorum.

Bir masaldan diğerine atlarken “Suç ve Ceza”ya giriş yaptı az önce yaşlı bir kadın. Aklı o derece karışık. Kimse durup dururken “Suç ve Ceza”dan bahsetmez. Belki bir nebze Tolstoy anlatırsın ama Dostoyevski’ye öyle bodoslama giremezsin “çüş” derler insana. Dostoyevski’den konuşmak daha büyük ciddiyet gerektirir, mesela ya kız tavlarsın ya da yemeği yakmışsındır ama nasıl açıklayacağını bilemediğin için kocan seni dövecektir.

Ne öğrendik? Orta kulak iltihabı da felce sebep olabiliyormuş ya da Mendel aslında çocuk gibi yetiştirmiş bezelyeleri. Kâbe’nin üzerindekiler melek değil ışık hüzmesiymiş. Ay’dan görülebilen aslında Çin Seddi değil insanların götleri kadar büyük olan kibirleriymiş.